Medine; peygamberin şehri, namaz ve hurma diyarı.
Mekke; Allah’ın şehri, tavaf ve zemzem diyarı.
Ümmetin anne sütü zemzem.
Ekmeği hurma ise ümmetin.
Ana sütü de zemzem.
Zemzem çeşmeleri başında uzun kuyruklar.
Müslümanlar kana kana içmekte.
Yorgunluktan bayılırcasına zemzemin başına koşanlar, avuç avuç içip adeta yeniden dirilmekteler.
İnsanlar yüzlerini yıkayıp sıcağın tesirinden kurtaran bir iksir gibi zemzemin büyüleyici gücünden yararlanmaktalar.
Gözleri ağrıyan, gözlerine sürmekte.
Yaşlı bir zenci kadın, ağrıyan dizlerine sürmekte.
Genç kadınlar bir güzellik losyonu gibi zemzemle yüzlerine kompres yapmakta.
Zira insanlığın önderi S.A.S: “Zemzem ne için içilirse, ona şifadır” buyurmuşlardır.
Zemzem, Hacer annenin ümmete armağanı.
Zaten hac biraz da Hacer’in eylemlerini anımsamadır.
Adeta Hac-er olabilmeyi murattır, ümmetin kadın ve erkekleri için.
Hacere vefadır hac.
Hacer ül Esved taşı da bu hatırlatmayı yapmaktadır.
Zaten vefa, Müslümanların yaşamının ana gayesi değil midir
Vefat da, Rahman’a olan vefamızdır aslında.
O muazzam bağlılık vefa ile vefat ederek Rahman’a kavuşmuyor muyuz
Hz. İbrahim, oğlu İsmail’in annesi Hacer’i çöle bıraktığında.
Çaresiz anne, bebeğine su aramak üzere Safa ve Merve tepeleri arasında gidip gelirken.
Müjdeler meleği Hz. Cebrail görünür.
Topuğu ile toprağa vurup zemzemi çıkarır.
Sevinçten çılgına dönen Hacer, ziyan olmasın diye hemen suyun etrafını çevirip minik bir havuz haline getirir.
Bir yandan da telaşla testisini avuç avuç alıp doldurur.
İnsanlığın efendisi S.A.S: “İsmail’in annesi, zemzemi kendi haline bırakmış olsaydı, muhakkak zemzem akar bir ırmak olurdu” buyurmuşlardır.
Japon ve Alman bilim adamları zemzemle ilgili araştırmalarda bulunurlar.
Alman bilim adamı Dr. Pfeiffer, sular üzerine araştırma yaparken, bir miktar zemzem içer ve kısa bir süre sonra rahatladığını görür.
Aynı Doktor, Ren Nehri’nin suyundan içenin enerjisinin azaldığını belirler.
Pfeiffer, araştırmasını derinleştirdiğinde, şaşırtıcı bir gerçekle daha karşılaşır.
Zemzemin mayalama özelliği bulunduğunu keşfeder.
Bir bardak zemzem bir kova şebeke suyunu temizlemektedir.
Ve o haliyle bile enerji ve şifa kaynağı olduğunu tespit eder.
Bilim adamı, “Zemzem her şart altında değişmiyor ama değiştiriyor. Bir damla zemzeme bin damla normal su karıştırdım. Gördüm ki hepsi zemzeme dönüşmüş. Bunun sebebi nedir Zemzemde öyle bir enerji var ki, başkasını değiştirir ama kendi değişmez.”
Zemzem kristallerini mikroskop altında inceleyen Japon bilim adamı Dr. M. Emot, suyun kristal düzeninin değişen frekanslara göre farklılaştığını görür.
Zemzem kristallerinin Kâbe-i Muazzama’ya benzeyen bir doku oluşturduğunu, kristallerin çan sesinde karardığını, Kur’an-ı Kerim ve ezan sesinde ise parlaklaştığını ve netleştiğini fark eder.
Zemzem üzerine yazdığı kitabı, Japonya’da en çok satanlar listesine giren Dr. Emoto’ya göre, “Zemzem, fiziksel ve kimyasal özellikleri bakımından yeryüzündeki bütün sulardan farklı. Çevresinde cereyan eden bütün değişimleri hafızasına almakta. Bu, onu dünyadaki diğer elementlerin efendisi yapmakta.”
Zemzemin bir başka sırrını da hac da bizim doktorlar; hacılarla paylaştılar:
“Zemzemin yanı sıra normal su da için, zira zemzem; vücuttan idrar ile değil, ter ile çıkar.”
Ümmetin, kaynağını cennetten aldığına inanmaları, demek ki doğru.
Zemzem kaynağı ile ilgili uzun yıllardır araştırmalar yapan Prof. Dr. Zekai Şen, “Daha kaynağını bile tam bilmiyoruz ama çok iyi miktarda su gelmeye devam ediyor, ne kadar çekiyorsak kuyu o kadar su veriyor” demekte.
Kâbe’ye 14,5 metrelik mesafedeki bir kuyudan gelen zemzem, dünyanın her tarafındaki milyonlarca Müslüman’a, anne sütü olmaya devam etmekte.
Açlığını gidermek için içen kişi, doymakta.
Susuzluğunu gidermek için içen, ferahlamakta.
Şifa niyetiyle içen de, şifa bulmakta.
Cennet ırmağı denmesi de, böylece kanıtlanmış olmakta.