Dünyada meydana gelen hadiseler kendiliğinden ve tesadüfen oluşmaz. Doğru ile yanlış, insan topluluklarının talebi doğrultusunda önüne konulan sonuçlardır. İnsan hangisine müstahaksa onu bulur. İnsana yakışanı (doğru) tercih etmek, tek başına olsa da gerçekleştirmektir. Tercih edilenin gerçekleşmesi için, tek merkezli bir yapının kurulması gerekir ki buna biz teşkilat diyoruz.
İnsanın ve yönetimin şekil aldığı yer; teşkilattır. İnsandan şekil alır ve insanı şekillendirir. Buraya sadece sorumlu insanlar girebilir ve buradan sadece sorumsuz insanlar çıkabilir. Teşkilat insanı dayandıkça, teşkilat dayanak olur, dayanak oldukça da insanın ayakları kay(dırıl)maz. Birbirine arka çıkar, arkadaş olur, güvendikçe kardeş olur. Biz teşkilatta kalmaya dayandığımız sürece teşkilat bize dayanaktır. Dayan(m)ak isteyen kendini (teşkilatta) bulur.
Bütün insanlığın saadeti için çalışmayı temel gaye edenlerin kurduğu teşkilatlar dıştan bakıldığında pek cazibeli değillerdir. Ama depreme dayanıklı ve gelişmeye açık ortamlardır. Kimse üzerinde tabela asmaz, herkes kendini bilir, çalışma arkadaşını tanır. Çünkü hedef birliği yapılmış ve fedakârlık ekseninde çalışılmaktadır. Onların tek derdi yaklaşmakta olan kasırgadır. Bu kasırgaya karşı koymak için bir kelebek gibi var güçleriyle kanat çırparlar. Bu kanat çırpmalar, milletine kol-kanat germenin diğer bir adıdır.
Bilmeliyiz ki; arzu ettiğimiz sonuca ancak, bir bütün olarak teşkilatlı bir şekilde, uygun ve gayretli çalışmalarla ulaşabiliriz. Ne deprem, ne de kasırga bizi yolumuzdan çevir-e-mez, bilakis gayretimizi arttırır. Bir gayesi olup, bunu gerçekleştirmek için bir programı bulunanlar, hiyerarşik bir yapı ve disiplin içinde faaliyet göstererek vasıflı ve yeterli bir sayıya ulaştığında çare olurlar. Geçici bir ikbal uğruna değişmek değil, kötü gidişe dur demek adına her zaman tek çare olan bu insanlar eninde sonunda takip edilecektir.
Türkiye, yeni bir kırılmanın arifesindedir. Sahip olduğumuz temel esaslar ve izlediğimiz yürüyüşün bu kırılma sonrasında bir inşa ve ihya olarak tek adres olacağı açıktır. Çünkü geçmişimiz temizdir, geleceğimiz parlaktır. Ülkemizin yaşadığı fetret devrini durduracak kadrolar bizde mevcuttur. Yeni bir kırk yıla hazırlandığımız bu dönemde, siyaseti şahsiyetli, ekonomi bereketli kılacak adımları atanların adımları izlenmeye değerdir. Çünkü çözümsüzlük ve kriz üreten, sorunlara sorun ekleyen siyasetin hâkim olduğunu bu coğrafyaya ümit vermek, emek vermektir. Herkes ümidi kadar emek verecek ve bu emeği verenlerin yeri de elbette ayrı olacaktır.