Uluslararası hukuk ve Filistinli esirler

Abone Ol

Filistin sorunu (ki uzun bir süreç sonunda bir sorun olduğu dünya kamuoyunca kabul edilmiştir), genel olarak, İsrail yönetiminin bakış açısına göre belirlenmeye çalışılmıştır. Filistin halkının varlığı ve yaşama hakkı da, bu bakış açısı çerçevesinde tanımlanmak istenmiş ya da durumunda kalınmıştır. Dolayısıyla, İsrail yönetiminin uyguladığı politikalar adeta hukuka dayalı olduğu varsayımından hareketle, Filistin halkının varlığı ve yaşama hakkının belirleneceği ön kabulü genel bir yaklaşım olarak benimsenmiştir. Bu durum, hukukun cevaz vermediği bir fiilin, fiilin yapılmasıyla mağdur duruma düşen bir kimseye göre değil, failin varlığını esas alan bir yaklaşım temelinde yükümlülüğün ve sorumluluğun belirlenmesine çalışılmasını çağrıştırmaktadır.

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Hukuk Fakültesi Uluslararası Hukuk Araştırmaları Merkezi, Halıcıoğlu Yerleşkesinin D Blokunda “Uluslararası Hukuk Kapsamında Filistinli Esirlerin Hakları” başlığı altında, resimlerle desteklenen bir sergi gerçekleştirdi. Sergideki temsili resimlere bile bakıldığında İsrail yönetiminin sistemli, açık bir şekilde uluslararası hukuk kurallarını nasıl ihlal ettiği görülmektedir.

Serginin hazırlanmasındaki yaklaşım, sadece resimleri bakılarak insanların duygu dünyasına hitap etmek değil, uluslararası hukuk kurallarının, deyim yerindeyse, soyut anlamlarını bildirmek yerine, bu soyut anlamların somut davranışlar ile ilişkisini anlaşılır hale getirmek olarak tanımlanabilir. Nitekim serginin amacı şöyle açıklanmaktadır: “Bu sergi, İsrail’in (bunu “İsrail yönetimi” olarak anlamak gerekir. Çünkü salt “İsrail” deyimi soyut ve belirsizdir) bağlı olduğu uluslararası hukuk kurallarını ihlal ederek Filistinli savaş esirlerine uyguladığı muameleye kamuoyunun dikkatini çekmek için tertip edilmiştir.”

Bu çerçevede, İsrail yönetiminin uygulamaları resimlerle kaydedilmiş ve uygulamanın hukuki bakımdan ne anlama geldiği açıklanmıştır. Bazı örneklerle konuyu anlatmak yerinde olur:

“1. resim: İsrail askeri ve polisi, gözaltı tedbirine yaygın ve ölçüsüz şekilde başvurarak sadece gözaltına alınan kişiye değil; onun eş ve çocuklarına da merhametsiz bir muamele uygulamaktadır. Bu yönüyle, savaş esirlerine, her zaman insanca muamele edilmesini şart koşan İsrail’in de taraf olduğu ve hükümleriyle hukuken bağlı olduğu III. Cenevre Sözleşmesi (Savaş Esirlerine Yapılacak Muamele ile İlgili Cenevre Sözleşmesi) m. 13 sürekli olarak ihlal edilmektedir.”

“4. resim: Soruşturma sandalyesindeki pozisyonu, esirin acı çekmesine, sırtında ve boynunda tehlikeli hastalıklar oluşmasına sebep olmaktadır. Oysa III. Cenevre Sözleşmesi m. 17, esirlere, kendilerinden ne türlü olursa olsun malumat (yani bilgiler) istihsali için hiçbir maddi veya manevi işkence ve hiçbir tazyik (baskı) yapılamayacağını öngörmektedir. Ayrıca mezkur (söz konusu) hükmün devamında, cevap vermekten imtina edecek esirlerin dahi tehdit ve tahkir edilemeyeceklerini, herhangi tatsız veya gayri müsait bir muameleye maruz bırakılamayacağı belirtilmiştir.”

“10. resim: Filistinli savaş esirlerinin başı kirli bir naylon poşetle örtülerek tansiyonunu arttırmak için odanın sıcaklığı sıfırın altına düşürülmektedir. Oysa III. Cenevre Sözleşmesi m. 13, esirleri elinde tutan devletin, esirlerin ölümüne müncer olacak veya sıhhatini vahim surette tehlikeye düşürecek her fiil veya ihmalden kaçınmasını ve aksi bir davranışın III. Cenevre Sözleşmesinin ağır bir ihlali mahiyetinde sayılacağını düzenlemektedir.”

“24. resim: Filistinli kadın esirleri maddi işkenceden daha çok zorlayan şey, uğradıkları sözlü ve fiziki tacizdir. Oysa III. Cenevre Sözleşmesi m. 20, esirlerin şahıslarına ve şereflerine saygı gösterilmesi gerekliliğini vurgulamaktadır.”

“26. resim: III. Cenevre Sözleşmesi m. 34, esirlerin, askeri idarece tesbit olunan cari inzibat tedbirlerine riayet etmeleri şartı ile, mezheplerinin ayinlerinde bulunmalarında dahil olmak üzere dinlerinin icabatını (gereklerini) ifa hususunda tamamıyla muhtar (özgür) bırakılacaklarını düzenler. Ayrıca dini ayinler için münasip mahaller (yerler) tahsis olunacağı belirtilmiştir. Ancak özellikle Filistinli kadın esirlerin ibadet süresince dahi İsrailli görevlilerin rahatsız edici muamelesine maruz kaldıkları bilinmektedir.”

Bu birkaç örnek bile İsrail yönetiminin açık bir soykırım politikası uyguladığı kanaatine vardıracak niteliktedir.