Ulubatlı Hasan burçlara İslâm'ın, sancağını sapladı

Abone Ol

Fatih Ayasofya ya geldiği sırada Ayasofya, kadın erkek her yaştan Bizanslı tarafından tamamen doldurulmuş, bu muazzam kalabalık, Fâtih Sultan Mehmed Hân ı Ayasofya kilisesi kapısında görünce, gözyaşlarıyla yerlere kapanmış ve işte o anda, o devir insanının bilmediği, görmediği, hattâ hayâl dahi edemediği bir olay vuku bulmuş, Fâtih Sultan Mehmed Hân, o muazzam kalabalığı sükûnete dâvet ettikten sonra şunları söylemiştir:

" Kalkınız! Ben Sultan Mehmed, hepinize söylüyorum ki, bu andan itibaren artık ne hayatınız, ne de hürriyetiniz hususunda gazab-ı şâhânemden korkmayınız!.."

Halk, bu teminattan sonra sükûna kavuşmuş, daha sonra Ayasofya yı gezen Fâtih Sultan Mehmed Hân, Ezan okunmasını emretmiş ve kılıçla fethettiği Ayasofya yı, Hıristiyanlığın bu en büyük kilisesini camiye çevirerek o gün ikindi namazını orada kılmıştır!.. İmparator Justinien devrinde büyük masrafla beş yıl içinde inşa olunan ve milâdî 537 yılında merasimle halka açılan Ayasofya Kilisesi, fethe kadar dokuzyüzonbeş yıl, beş ay, beş gün kilise halinde kalıp Feth-i Mübîn günü camiye çevrilmiş ve Fâtih in emriyle kilise tertibatının kaldırılıp cami tertibatının kurulması üç günde tamamlanmıştır. Feth-i Mübîn in bu ilk gününde Galata Ceneviz halkı teslim olmuş, İstanbul payitaht (başşehir) yapılmış ve Fâtih Sultan Mehmed Hân ın şehrin her tarafında okunan fermânlarıyla Bizans halkının malı, canı, ırzı, dinî ve mezhebî hürriyetleri kanunlarımızın teminatı altına alınmıştır!..

Evet bütün engellemelere, çevrilen bütün entrikalara ve casusluklara rağmen ALLAH hükmünü icra etmiş, karalardan gemiler yürütülmek pahasına İstanbul feth olunmuştur, Bizans düşürülmüştür. Bu fetih, muazzam ve muhteşem Osmanlı Devleti ne cihan fethinin bir paslı kapısını kırıp açmış, devletin adeta ortasında kalmış bir yaranın iyileştirilmesini sağlamıştır. Bizans düşünce, Roma da düşmüştür. Gerçekten sonuncusu 29 Mayıs 1453 te yapılan saldırıyla feth edilen, sadece şehir olarak İstanbul değil; M.S. 476 yılında Batı Roma nın tarih sahnesinden çekilmesine rağmen, Doğu Roma olarak Roma İmparatorluğu nun sona erdirilmiştir. Bir başka ifadeyle Roma İmparatorluğu, 1453 te Müslüman Türkler tarafından ortadan kaldırılmıştır. Sadece Doğu Roma olarak bin yılı aşan bir zaman diliminde hakimiyetini sürdüren Roma İmparatorluğu, tarihte ortaya çıkmış en dikkate değer bir imparatorluktu. Yunan bilim, felsefe ve sanatı, doğu inanç ve kültürlerini, bir ölçüde Yahudi ve özellikle Hıristiyan inanç ve düşünce sistemlerini, yönetim, hukuk, siyasî yapı ve uygarlık olarak Roma İmparatorluğunda şekillenmiş, özümlenmiş ve uygulanmıştı. Müslüman Türklerin temsiliyle İslam düşünce ve bilimi, bu imparatorluğun miadının dolduğunu İstanbul un Fethi yle alenî bir şekilde dünyaya ilan etmiştir. Bu bakımdan İstanbul un Fethi bir tarih dönümüdür. Çok parlak fetih vak aları İstanbul un fethinden evvelki asırlarda da yüzlerce defa vuku bulmuş; lakin, hiçbiri İstanbul un fethi kadar büyülü bir tesir bırakmamış, onun kadar sürekli bir merakla hatırlanmamıştır. Yalnız bizim aramızda değil, gayr-i müslim muhitlerinde de ne zaman "fetih" ve "Fatih" sözleri geçse, 1453 Mayıs ının 29 uncu Salı sabahı olan vak a ve o gün Bizans payitahtına giren genç Fatih hatırlanır. Şüphesiz ki, fetih vak asının icra ettiği bu tesirin sebepleri çok uzaklarda ve çok derinlerdedir. Ulubatlı Hasan burçlara İslâm ın, insanlığın ve adaletin göz kamaştırıcı sancağını saplamış, şehirde: Kardinal külahı görmektense, Osmanlı sarığı görmeyi tercih eden mağdur ve mahkum Hıristiyan topluluk da rahat bir nefes almıştır. Hakikaten Fatih ve askeri tarafından estirilen bu hayat soluğu, at kişnemeleri, kılıç şakırtıları, dökülen tertemiz şehit kanları üzerinden, Bizans a kolayca kavuşamayacağı bir huzuru bahşetmiştir. Bizans düşmüş, bu düşüş anlaşılmış veya anlaşılmamış bile olsa insanlık için yeni ve çok büyük bir saadetin baharını doğurmuştur. Ve böylece sağlam ve büyük bir kale dârül-harb iken, dârü l-islam olmuştur. Densiz kâfirlerin uygunsuz çan sesleri yerine, Hz. Muhammed (S.A.V.) in gülbangı çekilir; şerefli dinin, Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz in emri ezan, günde beş kez okunur oldu. Cihan halkının kulakları ezan nağmeleriyle doldu. Şehrin içinde olan kiliseler, cılız putlardan arınarak pisliklerden, çirkinliklerden temizlendi. Yönleri değiştirilip, İslâm ın minber ve mihrapları konmak suretiyle nice manastırla ayazma cennet bahçelerine örnek oldu.