Gündem

Ülkücü-Kürt tartışmasını ‘12 Eylül‘ başlattı

Ülkücü-Kürt tartışmasını ‘12 Eylül‘ başlattı

Abone Ol

Sosyal Bilimci Doç. Dr. Ramazan Yelken, Ülkücü-Kürt tartışmasının darbe ürünü olduğunu belirtti.

Mazlumder İstanbul Şubesi tarafından düzenlenen "12 Eylül Darbesinin Kurduğu Düzen ve Göz ardı Edilen Mağdurları" panelde 12 Eylül darbesinin mağdurları yaşadıklarını anlattı.Panelin moderatörlüğünü MAZLUMDER İstanbul Şube Başkan Yardımcısı Mehmet Yaşar Soyalan yaptı. Prof. Ömer Çaha, İhsan Eliaçık, Doç. Ramazan Yelken ve Adil Akkoyunlu konuşmacı olarak katıldığı panele; Hüsnü Kılıç, Hüseyin Goncagül ve Halis Özdemir de darbe döneminde yaşadıkları olayları anlattı.

Sosyal Bilimci Doç. Dr. Ramazan Yelken, ülkücü-Kürt tartışmasının darbe ürünü olduğunu belirtti. Yaşadıklarını anlatan Adil Akkoyunlu da, "O dönemlerde askerler evimizi bastıklarında üzerinde Arapça yazı olan ne varsa yerlere fırlattı" dedi. Yazar İhsan Eliaçık ise "Devlet o gençlere kıydı, onları sildi, yok etti" diyerek idealsiz bir gençlik profilinin ortaya çıktığını ifade etti.

Ülkücü-Kürt düşmanlığı 12 Eylül‘ün ürünü

Panelde ilk konuşmayı yapan Doç. Ramazan Yelken, Türkiye‘de birçok kişinin darbenin yansımalarından etkilendiğini belirterek, "Vesayetçi düzen, genetiği bozulmuş fikir hareketleri ile toplum içindeki farklı kesimleri birbirine karşı kışkırttı. Mesela o zamanlarda ülkücülerin Kürtler diye bir düşmanı yoktu. Bu gün de sol diye bir düşmanı yok. Bu, 12 Eylül‘den sonra ortaya çıktı. Vesayetçi sistem toplum gibi hükümeti de zayıf düşürerek darbe ortamını oluşturdu. Tüm bu kaos hareketleri mükemmel bir şekilde yönetiliyor, tamamen çaresiz bir toplum yaratmaya çalışılıyordu. Bir toplumu büyük bir felakete sürükleyip bunu çok iyileştirici, kurtarıcı bir hareket gibi göstermek dehşet verici bir şeydir ve bu durumu iyi analiz etmek lazım."

Arapça yazılı ne varsa fırlattılar

12 Eylül Darbesi sırasında gördüğü işkenceleri anlatan Adil Akkoyunlu da, "O dönemlerde askerler evimizi bastıklarında üzerinde Arapça yazı olan ne varsa yerlere fırlattılar. Kur‘an dahil, bütün kitapları ayak altına attılar. Bunu yapan bizim ülkemizin askerleriydi ve bu büyük bir felaketin habercisiydi. 12 Eylül bir milattır, bir toplumu mahvedip yeni bir nesil yetiştirmeye başladılar. Bize işkenceler yaptılar. 12 Eylül ülküsüz ülkücü ve sosyalist olmayan solcular yetiştirdi. Menfaatçi, korkak, ürkek, idealsiz, çıkarcı bir nesil yetiştirdi" dedi. Konuşması sırasında 12 Eylül darbesi döneminde yaşadığı tutukluluk dönemini ve kendisine yapılan işkenceleri gözyaşları içerisinde anlatan Akkoyunlu, içeride aklını yitirme noktasına geldiğini, kendi çocuğunu tanımadığını söyledi.

Gençlik harcandı

Yazar İhsan Eliaçık ise o dönemde yaşadığı mahkumiyet günlerini anlattı. Eliaçık, 12 Eylül dönemindeki gençliğin çok dinamik, kendini yetiştirmiş bir kuşak olduğunu söyleyerek "Devlet o gençlere kıydı, onları sildi, yok etti. Türkiye‘nin en zihni, fikri açık, vicdanı hür olarak yetişmiş, sağcı ve solcu birçok iyi insanları ile birlikte aynı koğuşta kaldım. 12 Eylül direk İslamcılara karşı yapılmamıştır ama İslamcılar da ağır darbeler almıştır. Ancak 28 Şubat, direk İslami kesime yönelik olmuştur. Biz feci bir oyunun zavallı figüranları konumuna düşürüldük, bunu önce kabul etmek zorundayız, yoksa tedavi olamayız."

Ailemiz mağdur oldu

Kendisinin ‘mücadele adamı‘ olduğunu belirten dönemi birebir yaşayan Hüsnü Kılıç, ailesinin ve toplumun mağdur edildiğini söyledi. Kılıç, "Biz mücadele adamıydık, kendimi bir mağdur olarak görmedim, böyle bir edebiyat yapmadım, bu bizim davamızın bir bedeliydi. Stratejik olarak Müslüman camia 12 Eylül‘den bir malzeme üretme çabası içine girmemiştir. Asıl mağduriyetin gördüğüm işkencelerin olmadığını ama ailemin ve çevremin yaşamak zorunda bırakıldığı şartlardan dolayı onların ve dayatmalara maruz kalan toplum üyelerinin mağdur olduğunu düşünüyorum."