Ülkeyi muhalefet mi yönetiyor?

Abone Ol

İktidar kanadından yapılan açıklamalardaki üslup sanki ülkeyi kendileri değil de muhalefet yönetiyormuş havası estiriyor. Çünkü muhalefetin yaptığı eleştiriler öylesine tepki ile karşılanıyor ki, iktidar ne yaparsa, ne söylerse, nasıl bir adım atarsa atsın muhalefetin bunu tasdik etmesi, alkışlaması gerekiyor gibi bir mantık ortaya çıkıyor. Hâlbuki muhalefete düşen ülke sorunlarına çözümü ortaya koyması ve bunu insanımıza anlatmasıdır. Yani muhalefetin bir takım eleştirilerde bulunması kadar doğal bir hâl olamaz. Elbette, yapılan iyi ve güzel şeylerin de desteklenmesi gerekir ama iktidarın iyi diye takdim ettiği bir takım olaylar ve gelişmeler muhalefetin bakış açısına göre yanlış ise bunları söylemesi gerekir ki, iktidar da attığı adımları gözden geçirebilme imkânına kavuşsun. Kısacası ülke iyi yönde gitmiyor, insanımız her gün biraz daha ekonomik bunalıma sürükleniyor ama iktidar kanadının tek derdi 6 muhalefet partisinin oluşturduğu ittifakla uğraşmak olmamalı. Yani, iktidar kanadı partiler kiminle ittifak yapmış ise doğru, muhalefet partilerinin her söyledikleri ve yaptıkları yanlış yaklaşımının ülkeye bir faydası olamaz. Böyle olunca iktidar kanadından yapılan açıklamalarda ısrarlı bir şekilde öfke ve tepki hâkim oluyor. Bu da ısrarlı bir şekilde dışlamayı, küçümsemeyi gündeme getiriyor. Böyle bir yaklaşım ister istemez bu ülkeyi muhalefet mi yönetiyor, onların her yaptıkları yanlış iktidar kanadının her yaptığı ve söylediği doğru gibi topluma gösterilmeye çalışılıyor.
Söz gelimi önceki gün açıklanan TÜİK’e göre TÜFE aylık 4.8, yıllık yüzde 54.4 artmış. Bunun yanında gıda ürünlerinde KDV 8 puan düşürüldüğü halde Şubat’ta 8.41 artış ile rekor kırıyor. Bu arada önümüzdeki aylarda vatandaşa yansıyacak olan üretici enflasyonu ise 28 yılın rekorunu kırarak yüzde 105.1 ile üç haneye ulaşmış durumda. Vatandaşın yaşadığı enflasyon ise yıllık yüzde 123.80 ile korkutucu bir noktaya gelmiş durumda. Yani, ilan edilen tüm programlara ve uygulamalara rağmen enflasyonun önü bir türlü alınamıyor. Vatandaş ise her geçen gün evin yolunu iyice şaşırma noktasına geliyor. Daha doğrusu gelmiş durumda.
İnsanımızın yaşadığı sıkıntı sadece fiyat artışlarından ibaret olmadığı, her gün ilan edilen ayaküstü kararların çok geçmeden işe yaramaması karşısında yeni karaların alınma zorunluluğu ister istemez hayatı yazboz tahtasına dönüştürmüş ve iktidarın görevinin bu sıkıntıları gidermek olduğu ortada iken nedense iktidar kanadının muhalefet partilerini suçlamayı, karalamayı, bunun da ötesinde küçültücü bir üslup sergilemeyi tercih etmesi kendilerini sorumluluktan kurtarmadığını ne zaman görecekleri, kavga yerine kucaklaşmayı tercih edecekleri gerçekten merak konusu. Çünkü yeni düzenle birlikte iktidarın önünde yapmak istediği hususların engellenmesi söz konusu değildir. Yani, muhalefetin desteğine ihtiyaçları yoktur. Hatta bir kararname ile yapmak istediklerini hayata geçirmeleri mümkün iken niçin muhalefetin her eleştirisine karşı sert tepki veriliyor anlamak mümkün değil. Belki bir tahammülsüzlük söz konusudur. Ancak, iktidar sahipleri muhalefete göre çok daha tahammüllü olmak durumundadırlar. Çünkü yapılan yanlışlar ya da atılması gereken doğru adımların atılmayışından, muhalefet sorumlu olmaz. Adı üzerinde muhalefet görevi iktidardan farklı görüşlerini ortaya koymak, böylece iktidarı bazı yanlışları yapmaktan korumaktır. Muhalefete tahammül gösterilmeyerek, her şeyin her zaman doğrusunu yaptıkları gibi bir düşünceye yönelinmesi ister istemez iktidarın yanlışta ısrarını gündeme getirir ki, bu da toplumun ağır bedeller ödemesine yol açacaktır. Bu bakımdan iktidar kanadı muhalefeti dinlemek istemiyorsa da kendi kendini, yaptıklarını sorgulaması gerekiyor. Aksi halde işler içinden çıkılmaz hale gelecektir.