Ülkeyi bölme tuzaklarına dikkat!

Abone Ol

Dünya hâkimiyeti için çalışan şer odakların sinsi planlarını dikkate almadan, bugün yaşanan problemlere sağlıklı bir çözüm yolu bulamazsınız. Günümüzde bu amaçla iki önemli projenin bir plana bağlı olarak hayata geçirilmeye çalışıldığını görüyoruz:

1. Büyük İsrail’i kurma projesi: Bu, Siyonistlerin 5775 yıllık inancıdır. Bu amaçları sırasıyla, Kabbala, Muharref Tevrat ve Talmud’da yer almaktadır. Irk üstünlüğünü esas alıp kendilerini “efendi”, diğer bütün insanları “köle” olarak gören çarpık bir ideolojidir.

2. Büyük Ortadoğu Projesi (BOP): ABD’deki 11 Eylül saldırılarından sonra, başkan Bush öncülüğünde hazırlanıp 22 İslam ülkesinin haritasını değiştirerek ABD’nin dünya hâkimiyeti kurmasını amaçlayan bir projedir. Bu plan 2001’de start almıştır.

İsrail ve ABD, İslam dünyasındaki ortak menfaatleri sebebiyle çok kere birlikte hareket ediyor; lobi faaliyetleriyle Batılı ülkelerin desteğini almaya çalışıyorlar.Siyonistler, 1897’deki Basel toplantısında 100 yıl sonra Arz-ı Mev’ud’a ulaşıp Büyük İsrail Devleti’ni kurmayı planladılar. Milli  Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, onların planlarını deşifre ettiği için, belirledikleri zamanda hedeflerine ulaşamadılar. Bugün için 18 yıl geçmesine rağmen sonuca ulaşamamış olmaları Siyonistleri çılgına döndürüyor; şirretlik yapıp azgınlaşıyorlar. Dünyayı ateşe verip kan gölüne çevirmek isteyişlerinin asıl sebebi bu!

HEDEFLERİNDE TÜRKİYE VAR

Siyonizm, Türkiye’yi hedeflerinin önünde en büyük engel olarak görüyor. Filistin, Irak, Libya, Mısır, Suriye gibi ülkelerde yaşananlar, Türkiye’nin yalnızlaştırılarak yumuşak lokma haline getirilmesini amaçlıyor.

Irak, Suriye, Türkiye ekseninde yaşananlar ise, İsrail’in güvenliğinin sağlanması ve Büyük İsrail’in kurulması hedefine yöneliktir. Siyonistler bölgedeki güçlü bir Türkiye’yi İsrail’in güvenliğinin önünde en büyük engel olarak görüyorlar. Türkiye’yi bölme planlarının sebebi bu!

İki ayrı planları var:

1. Türkiye’yi savaşın etkili bir aktörü haline getirmek istiyorlar: Yöneticilerimiz dikkatli olmalı. Savaşın içine girmek kolaydır ama nasıl çıkılacağını kimse hesap edemez. Savaş sonrası hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Bugün müttefik görünenler aleyhimize döner, fırsatı ganimet bilirler. 1. Dünya Savaşı sonrası yaşananlarda olduğu gibi. Türkiye, her ne olursa olsun, Batılı güçlerin ağzına bakarak komşularıyla savaşa girmekten uzak durmalıdır.

2. Türkiye’yi iç çatışmaya sürüklemek istiyorlar: Dünyada iç çatışma sonucu düzlüğe çıkmış tek ülke yok. İç çatışmanın tek kazananı onu hazırlayan emperyalist odaklardır. 

Şer güçler, Türkiye’deki etnik köken, bölge ve mezhep farklılıklarını ayrılık unsuru olarak körüklemeye çalışıyor. Türkiye bu tuzağa düşmemeli. Sömürülüp yok olduktan sonra ister Türk olmuşsun, ister Kürt, isterse Arap… Sonuç değişmez.

Biz Çanakkale Savaşı’nı birlikte kazandık. Kardeşler topluluğu ve tek ümmet olduğumuzu ortaya koyduk. Bugün de aynı duruşu ortaya koyma zamanı

KAVMİYETÇİLİK TUZAĞI

Rabbimiz insanları “kavim ve kabileler halinde yarattı”; sebebini de, “birbirinizle tanışmanız için” ifadesiyle açıkladı ve “Allah katında en değerli olanınız, Allah’tan en çok sakınanızdır” (Hucurat, 13) buyurdu.

Üstünlük şu veya bu kavme mensup olmakta değil, Allah’tan sakınmakta. Helal ve haram sınırlarına dikkat etmekte! İnsanın hangi kavim, hangi soy - soptan yaratılacağının takdiri yalnız Allahü Teala ’ya ait. Bu konuda insanın iradesi söz konusu değil. İrade  olmayan bir şey de meziyet olamaz.

Allah Resulü (sav) uyarıyor: “Irkçılık davası güden bizden değildir. Irkçılık uğrunda savaşan bizden değildir. Irkçılık uğrunda ölen bizden değildir.” (Müslim)

Akif, yaşadığı dönemde İslam dünyası üzerinde oynanan oyunlara dikkat çekmişti: “Medeniyyet! Size çoktan beridir diş biliyor, / Evvela parçalamak, sonra da yutmak diliyor.”

Yine Akif, kavmiyetçilik fitnesinin İslam dünyası için büyük bir felaket olduğunu hatırlattı: “İslam’ı, temelinden yıkacak zelzele kavmiyyettir.”

Dikkat ediyor musunuz Osmanlı’yı yıkan kavmiyetçilik tuzağını, bugün de Türkiye’yi bölüp parçalamak için kullanmaya çalışıyorlar. Bu oyunu bozmalıyız. İbret almalıyız ki, tarih bir kere daha tekerrür etmesin! “Müslüman bir delikten iki kere ısırılmaz.” (Buhari)

Şer güçler ayrılık unsuru oluşturmak için her fırsatı kolluyor. 7 Haziran seçimlerinde Avrupa Güvenlik İşbirliği Örgütü (AGİT) heyeti Türkiye’deydi. Dikkat ettiniz mi HDP’den başka hiçbir parti ile ilgilenmedi. HDP’nin barajı aşmasına kilitlendi. Sonuçta, etki-tepki formülü gereği kavmiyetçi görüşler prim yaptı.

Geçmekte olduğumuz hassas süreçte her fert görevini yapmalı; birlik ve bütünlüğümüzden taviz vermemeliyiz.