Ülke bekası mı, koltuk bekası mı göreceğiz

Abone Ol

İnsanlar bulundukları konumu, durumu ne olursa olsun gerek devleti yöneten gerek de temsil ettiği toplumu yöneten, hatta aile reisi dahi olsa söylemi ile eylemi birbirini tutmazsa ya da tam tersi olursa buna tutarsızlık denir. O zaman topluluklar da “dik dur eğilme” diye slogan atma mecburiyetinde kalır. Çünkü söylem ve eylem farklılığı toplumu endişeye sevk ediyor. 12 Nisan 2025 Cumartesi günü Antalya’da yapılan Diplomasi Forumu’nda iktidar lideri, "Savaşta dahi olsa meşru bir devlet böyle hareket eder mi? Bunun adı devlet terörü değil midir? Onun için İsrail terör devletidir. Başka bir isim olamaz" dedi. Biz de, “Hay ağzına sağlık ne güzel. Ne kadar da doğruyu söyledi” diye takdir ettik. Ama diğer bir taraftan da şunu düşünmeden edemedik. Bu terör devletiyle neden halen ekonomik, sosyal ve siyasi ilişkilerimizi devam ettiriyoruz? Suriye’de neredeyse bize sınır komşusu olacak, öyle görülüyor ki burada da müzakereye oturacağız maalesef.

Bu güzel söylemler ne zaman eyleme dönüşecek? Müslüman toplumunun sabrı kalmadı artık. Gazze’deki vahşet alabildiğine devam ederken bu duruma fiili bir aksiyon ne zaman gerçekleşecek?

Dışişleri Bakanı da bir konuşmasında, “Avrupa'dan ve Amerika'dan gelen destek kesilmediği sürece Gazze soykırımı bitmez” diyor. Evet de, onlar kendi görevlerini yapıyorlar. Ya biz ne yapıyoruz? Dünya lideriyiz madem… Müslüman ülkeleri bir araya getirip neden ortak bir tavır koyamıyoruz? En azından D-8’leri neden harekete geçirmiyoruz? Kaldı ki söz konusu Amerika ve Avrupa’sı da bu Müslüman ülkeleri bile İsrail’e yardım ettiriyorlar.

Şahsiyetli dış politikamızdan o kadar taviz verdik ki, soydaşlarımız olan bazı Türkî Cumhuriyetleri bile bize karşı ihanet sayılabilecek kararlara imza koydular. Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Türkmenistan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 541 ve 550 sayılı kararlarını destekleyerek Türkiye’yi Kıbrıs’ta “işgalci güç” olarak resmen tanıdı. Hâlbuki bizim beklentimiz bu ülkelerden “Bağımsız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni” tanımalarıydı. Diğer bir taraftan “Can Azerbaycan” dediğimiz, “Bir millet iki devlet” olarak gördüğümüz dostumuz da İsrail’le dostluğunu hiçbir fırsatı kaçırmadan pekiştiriyor maalesef.

Peki, buna karşın biz ne yapıyoruz? Ülküdaşlarımızın, “Türk’ün Türk’ten başka dostu yok” hamasi söylemlerini ve bu konuda ne kadar şiir, türkü, ağıt yazılmışsa bunları yanık sesimizle söylemeye devam ediyoruz. Kaldı ki, iktidarın küçük ortağı hep bu ülküyü savunmuş, siyasetini ona göre dizayn etmiş, siyasi sahnede bu doğrultuda yer almış ve kabul görmüştür. Şimdi bekliyoruz. Gelişen bu tablo karşısında ne gibi bir tavır alacak ve söyleyecekler? Hani söz konusu bekaydı ya… Şimdi ülke bekası mı, iktidarda kalma uğruna koltuk bekası mı göreceğiz, vesselam…