Ülke 20 Yılda, 40 Yıl Geri mi Gitti?

Abone Ol

Hemen her gün seçim kampanyası bahane edilerek iktidar kanadının toplumu sürekli germesi, daha doğrusu siyaseti germeyi tercih ediyor oluşlarının sebebi nedir, diye kendime bir soru sorduğumda doğrusu makul bir cevap bulamıyorum. Çünkü ülke bir darbeden çıkmış değil. Hatırlanacağı gibi darbelerin ardından ülkede yeniden sivil hayata dönülmesini sağlamak için genellikle sert söylemler tercih edilirdi. Toplumda yeniden demokratik bir ortama dönebilmek, en kısa zamanda seçim sandığının milletin önüne konulmasını sağlamak için genellikle yaşananlar normal kabul edilirdi. Ancak; bu seçim kampanyasında yukarıda izaha çalıştığımız bir ortam ve şartlar söz konusu değil ama bana özellikle önceki günkü Bahçeli’nin söylediği sözler 12 Eylül 1980 darbesi öncesi günleri hatırlattı.

O günlerin bir daha yaşanmaması için dua ederken hemen her gün sokaklardaki karşı gruplara ait gençlerin yerini şimdilerde bir grup siyasi almış görünüyor. Aksi halde hemen her gün karşı tarafı tehdit anlamına gelen sözlerin tekrarlanmasını izah etmek mümkün olmuyor. Son 43 yılda 28 Şubat’ın dışında yaşanmış bir olağanüstü durum yok ama sanki ülke o günlerin ortamına sürüklenmek istiyor görüntüsü söz konusu. Hemen belirteyim ki, bu millet 1980 öncesi günleri büyük çoğunluğu itibariyle istemez. Çünkü o günler istenecek günler değildi. Buna rağmen özellikle Cumhur İttifakı içinde bazı siyasiler niçin sürekli ortamı geriyor, adeta Millet İttifakı’nı tehdit ederler? Her ne kadar dünkü iktidar yanlısı medya İstanbul mitinginde toplanan kalabalığı, “İstanbul tarih yazdı”, “İstanbul devam dedi” gibi başlıklarla verirken MHP Genel Başkanı’nın Millet İttifakı’nı hedef alan, medyaya yansıyan, “Bu hainler alsalar alsalar ağırlaştırılmış müebbet ya da vücutlarına mermi alırlar” sözleri dikkat çekiyordu. Bahçeli’nin benzer sert açıklamalarına alıştık derken işin böylesine bir noktaya tırmandırılmış olmasını anlamak zorlaşıyor. Özellikle siyasi rakiplerine ağırlaştırılmış müebbet ya da vücutlarına mermi almaları temennisinde bulunulmasının siyasi mücadelede yeri olmaması gerekir. Bunun için bu sözlerin perde arkasının araştırılması gerekir. O zaman ister istemez Cumhur İttifakı seçimlerden ümidini kesmiş olmanın tepkisini veriyor diye düşünmek yanlış olmayacaktır. Ya da AK Parti iktidarı özellikle de başkanlık sisteminin hayata geçirilmesi ile birlikte ülke 20 yılda 40 yıl demokrasi açısından geri mi gitti sorusunu akla getiriyor. Eğer bu seçim kampanyasının böylesine sert geçmesi, giderek daha da sertleşmesinde başkanlık sisteminin çok az da olsa bir katkısı varsa sadece bunun için Millet İttifakı’nın bu seçimleri kazanması, başkanlık sisteminin yerine Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’in getirilmesi şart oluyor.

Çünkü normal bir demokratik seçim kampanyası devam ederken Cumhur İttifakı ortağı MHP lideri Bahçeli’nin muhalefeti, “Vücutlarına mermi alırlar” diyerek tehdit etmesinin düşünülmüş olması bile sözün sahiplerini vicdanlarda mahkûm etmeye yeterlidir. Bunun için 12 Eylül 1980 öncesi ortamın yeniden hatırlarda canlandırılmış olması ister istemez Cumhur İttifakı yanlısı medya İstanbul’da seçimleri kazandıkları havasını estiriyor olsalar da Bahçeli’nin söz konusu açıklaması gerçekte aksi bir durum yaşandığını düşündürüyor.

Kaldı ki, normal bir demokratik seçimin kendileri için ölüm kalım seçimi haline dönüştürülmüş olması da insanı rahatsız ediyor. Çünkü ne bu dünya, ne de oturulmakta olan koltuklar kimselere kalıcı değildir. Eğer siyaset bir hizmet yarışı ise, -öyle olması gerekiyor- milletin vereceği kararı saygıyla karşılamak gerekiyor.