Bir süre önceydi…
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun telefonu çaldı.
Arayan ünlü gazeteci-TV programcısı Uğur Dündar’dı.
Şunları söyledi:
“Madımak Oteli olayıyla alakalı o dönem hakkınızda yazı yazdım mı, yazmadım mı tam olarak hatırlayamadım. Ama sizi töhmet altında bırakan bir yazı yazdıysam özür diliyorum. Geç kalan bir özür olarak kabul ediniz, lütfen!”
***
Madımak Oteli meselesi o yıllardan bu yana yeryüzündeki en muhteşem çarpıtmalardan biriydi.
O dönem Sivas belediye başkanı olan Temel Bey, olayda hiçbir dahli olmamasına karşın linç edilmek istendi.
Bir kısım çevreler yalan dolan suçlamalarda bulundu.
Boyalı basın dediğimiz bir kısım basın, tamamen asparagas manşetler attılar. Büyük bir bühtan ve yanılgı içindeydiler.
Gerçeklerin geç de olsa ortaya çıkması gibi bir huyu vardır. Ne yaparsanız yapın, ne kadar saklarsanız saklayın, gerçekler bir gün önünüze düşer.
Madımak Oteli olayı da böyle bir gerçeklikti.
***
Konu gündeme gelmişken…
Karamollaoğlu’nun olaya ilişkin bir sorusu hâlâ araştırılmaya muhtaç;
* “2 Temmuz gelince bazen soruyorlar falan ama sonradan benim televizyonlarda gördüğüm, otel yangınında bir tane delikanlı bir bidonla benzini getiriyor döküyor, arabaları da perdeyi de o yakıyor. Buna birisi müdahale edip engel olamaz mı? Esas oradaki sorunun sorulması lazım. Kim bu genç?”
***
Temel Bey’in Madımak olayları yaşanırken o meydanda yaptığı konuşmayı da bu vesileyle hatırlamakta yarar var:
* “Bazen 5 bin kişi yola bir dava için çıkar. Beş kişi bunu galeyana getirerek saptırabilir. Biz bunları daha önce yaşadık. 80 öncesinde birçok mitingde bu yaşandı. Şimdi, sizden rica ediyorum. Oturun. Şimdi sizden abiniz olarak, belediye başkanınız olarak rica ediyorum. Bana karşı en ufak saygı, sevgi duyan kardeşlerimden rica ediyorum. Lütfen şu noktadan itibaren sükûnetle dağılalım.”
* “Şimdi muhterem arkadaşlar, sizden bir ricada bulundum. Tabii bana karşı boş ver diyenleri bilmem ama lütfen şu noktadan itibaren, ben teşebbüste bulunacağım, buradaki arkadaşlar, kimseyle bir çatışmanın içerisine girmesin. Polisimizle, emniyetimizle, jandarmamızla bir çatışmanın içerisine girmeden sükûnetle dağılsınlar.”
* “Haydi bakalım, şimdi arkadaşlarımızın dağılmasını istiyorum. Cenab-ı Hak hepinizden razı olsun. Ben gerekli temaslarda bulunacağım.”
O GÖRÜNTÜLER NEDEN YAYINLANMADI?
Gazeteci-yazar Cüneyt Özdemir anlattı:
* “Hâlâ cevabını bulamadığım bir soru var. Ve o dönem yayınlamamıştık. Dosyayı Can Dündar hazırlamıştı, ofiste çok tartışma çıktı, ‘Yayınlayalım mı, yayınlamayalım mı?’ diye. Birand dedi ki: ‘Yayınlamayalım!’
* “Yayınlamadığımız görüntü şuydu: Sivas katliamına baktığımız zaman, büyük bir halk geliyor ve ‘yakın la yakın!’ diyorlar. İnsanlar otelde sıkışıyor. Ve ellerinde silahlarla bir grup asker geliyor. Ve sonra o asker çekiliyor. Sonra da bildiğiniz olaylar oluyor. Hep merak ettiğim şu: Asker neden çekildi? Kim çekti o askeri oradan?”
* “Niye yayınlayamadık o dönem bu görüntüyü? Korkmuştuk herhalde. Askerin yüzde 100 otoritesinin olduğu bir dönem. Olay çok sıcaktı ve o dönem halkı askerlikten soğutmak diye bir suç vardı. Yani ya çekindik ya korktuk ya da ne oldu bilmiyorum ama o görüntüleri yayınlamadık. O da benim içimde hâlâ bir gazetecilik uhdesidir.”
www.gecimittifaki.com
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun bir süre önce görüş farkı, partili farkı gözetmeksizin tüm ülkeye hitaben duyurduğu ‘Geçim İttifakı’ kampanyası, esasen Türkiye’deki bir gerçeği de ifade ediyor; aş, iş, tencere, geçim derdi, faturalar, hayat pahalılığı…
www.gecimittifaki.com sitesinde şu bilgiler dikkat çekiyor:
* “Hepimizin gündemi aynı!”
* “Hepimizin ortak bir derdi var. Evlerde kaynamayan tencerenin, ay sonunda gelen faturaların, ağır vergilerin, hayatı yaşanmaz kılan hayat pahalılığının ve ekonomik çıkmazların getirdiği; geçim derdi.”
* “Bizler bu ortamda günümüzü kurtarmaya, geleceğimizi inşa etmeye çalışırken; yanlış ekonomi politikalarıyla hepimizi zor durumda bırakan iktidar, algı yönetimiyle de bizleri gerçek gündemlerimizden uzaklaştırmaya çalışıyor.”
* “Son günlerde iktidarın seçim derdi güderek hepimizi içine çekmeye çalıştığı ittifak gündemini suni buluyor, bu gündeme dahil olmuyoruz. Saadet Partisi olarak ülkemizin asıl meselesi “Seçim değil, Geçim İttifakı” diyoruz.”
* “Yaşanan geçim sıkıntısına farkındalık oluşturmak, herkesin sesi olabilmek, sorunlara çözüm üretebilmek adına ‘Geçim İttifakı’ kampanyasıyla birlikte; esnafla, işçilerle, işsizlerle, memurlarla, sanayicilerle, çiftçi ve besicilerle, işverenlerle; ülkemizde geçim mücadelesi veren herkesle ittifak yapıyoruz.”
* “Görüşü ne olursa olsun, partisi ne olursa olsun bütün insanlarımızı ‘Geçim İttifakı’na davet ediyoruz.”
***
Bir husus daha; gecimittifaki.com sitesinde görüş ve duygularını yazanları okudunuz mu?
Türkiye’nin gerçek gündemini öğrenmek istiyorsanız bu cümlelere göz atmakta yarar var…
SAADET PARTİSİ DİYOR Kİ
* Hayat pahalılığına,
* Adaletsiz gelir dağılımına,
* Üretmeyen ekonomiye,
* İşsizliğe, ağır vergilere “hayır!” diyen herkesle
* Hepimizin gerçek gündemi için...
* Geçim İttifakı’nda buluşuyoruz!
KIBRIS ANAYASA MAHKEMESİ’NE
Neden kısıyorsun ülkende
Kur'an kurslarının sesini.
Bu kararının ardından
Sevindirdin saldırgan
Rum kümesini.
EY SİSİ!
Ne kadar taşıtsan da
Altından arabalarla
Firavun mumyalarını
Mısır sokaklarında neşeli.
*
Olamazsın mümkün değil
Müslümanlar nazarında
Şehid Mursi'nin yanağında
Ağarmış bir sakalının teli...
SEFERBERLİK
İhtiyaç var, başlatmaya
Toplumda her alanda
Ahlak ve
Maneviyat seferberliği.
*
Artan suçlar,
Yaşanan acı tablolar,
Karşısında bizler
Göstermeliyiz bu erliği.
*
En çok da siz, bacılar
Kuşatmışken sizi acılar
Şeytanın suratına suratına
Çarpmalısınız terliği...
(Abdullah Kara)