Bu ülkede yapılan tüm darbeler, yeni bir sapma
oluşturmaktan başka bir işe yaramamıştır. Bağımlılarını, bağımlı oldukları
düşünceden saptırmak için geliştirilen birer oyun olan darbeler, oyun içindeki
oyunun anlaşılması adına bugün deşifre olmuştur. Bu açıdan darbelerle
savrulanların, savunduğu fikirleri terk edenlerin uygulayacağı politikalarla
sorunlara çözüm aranamaz. Çünkü bu milletin değerlerinden vazgeçilirse iktidar
olunsa da muktedir olunamayacağı bir kez daha anlaşıldı.
O halde, hem zaman hem de imkân bakımından küçük
hesapları bırakarak tehlikenin farkında olmalıyız. Bu noktada millete hizmet
üretmek isteyenlerde aranması gereken en önemli şart yaşattığı değerleri
olacaktır. Bu ülkede son 15 yılda hangi değerler yaşatılıyor Milletin önünü açmak,
huzurunu sağlamak, makamlarla değil sorumluluklarla olacağından sorumluluktan
kaçandan değerlerin de uzaklaştığını görmüyor musunuz
Değerler bittiği için şehirlerin arka sokaklarında
gezilemiyor. Bireyler yalnızlaşıyor, aileler bozuluyor, ahlâk ve maneviyat
zayıflıyor. Yozlaşma artıyor, çıkar kavgaları büyüyor, insanın iç dünyası
tahrip ediliyor. Kısacası, herkes zarar görüyor. O halde, güçlü olanın zayıfı
ezdiği, büyük balıkların küçükleri yuttuğu medeniyetin asla hayatta kalmaya
devam edemeyeceğini görmeliyiz.
Bu değersizleştirilmeye karşı yeni bir ufkun yükselmesi
gerekiyor. Bu ufuk, elbette bu millete hizmet etme sevgisi olan insanlardan
yükselecektir. Bu ufuk aynı zamanda yaşadığı topraklardan düşünme ve yönetmenin
tek seçeneği ve umududur. Her şeyin pazarlığa tabi olduğu bir dönemde bu ufuk
en büyük değerdir. Kurumlar bu ufukla yol alabilir ve çözüm üretebilirler. Bu
ufukla yöneticiler inandığı ilkelere göre çalışıp, vasıf ve yetenekleri
ölçüsünde umuda hizmet edebilirler. Değerlerin yitirilmeye yüz tuttuğu bir
dönemde halka hizmet etme sorumluluğu ve sevgisi, bu ufkun ve umudun tek
teminatıdır.
İnsanlar referanslarıyla değil, performanslarıyla
yükseliyorsa ufuk var! Sürekli borç alarak dışa bağımlı hale gelen değil,
çalışkan kadroları ile kendi gücüyle kalkınma varsa umut var! Vatandaşın cebine
göz diken değil, yatırımı ve üretimi kolaylaştıran bir yolda yürünüyorsa ufuk
var! İş bulma ve iyi bir meslek sahibi olma endişesi yerini geleceğe güvenle
bakışa bırakıyorsa umut var! Özgür ve hak sahibi olarak doğanların ölünceye
kadar hak ve özgürlüklerini kullanabilmenin yolu açıksa ufuk var! İnsanımızın,
insan gibi yaşaması için barış ve huzurunun teminatı olunuyorsa umut var!
Dünyanın yaşadığı uygarlık krizine, bu ufku ve umudu
besleyecek değerlerin meydan okuyacağını bilmek ve bu yolda fedakârlık yapmak
bugünün en temel meselesidir. Bu noktada; emekle, alın teriyle iş yapmak bu
ufkun, bilgi ve beceriyle kazanmak bu umudun tek çıkış noktasıdır. Hem
oyuncuları hem de oyunu değiştirebiliyorsan ufuk var! Şüphesiz ufuk varsa umut
da var! Çünkü liyakat o kadar önemli şeydir ki; «adi» olanı «adil» olana
çevirmesi uzun sürmez!