'Üçüncü Bin Yıl Medeniyeti'ni kurma şahlanışı

Abone Ol

Medeniyet iddiamızdan vazgeçmek ne mümkün. Batı çökerken birileri onun peşinde koşsa bile, bu davadan vazgeçmek ne mümkün. Birileri, hidayetleri kararan birileri, Batılıların gömleksiz ama gönüllü misyonerliğine soyunan birileri, Siyonist sömürü sermayesinin dünya üzerindeki hegemonyalarını pekiştirme taşeronluğuna soyunsalar bile, bizim davamızdan vazgeçmemiz ne mümkün. Biz bugüne kadar bunun mümkün olmadığını sabır ve sebatla ispat ettik.

Medeniyet iddiası devam ediyor. Bunu sadece biz söylemiyoruz. Akıl ve iddia için yol birdir. Yusuf Kaplan ın "Türkiye nin Saadet i: Kurtulmuş ve Medeniyet iddiası" yazısı da aynı şeyleri söylüyor ve diyor ki: "Ancak Türkiye, Batı ile kurduğu ilişkiyi Batı uygarlığından yararlanma ilkesi üzerine değil, hâkim güce teslim olma anlayışı üzerine kurdu." Birileri de bu anlayışa hizmet etmek amacıyla gömlek çıkardı ve soyundu...

"Tam bir yenilgi psikolojisiyle hareket ederek, hem kendi medeniyet iddialarını yok etti; hem de böyle yapmakla, Batı saldırısının önündeki en büyük engel olarak tarihten çekilmiş ve Batılıların dünya üzerindeki haksız hegemonyalarının önünü sonuna kadar açmış oldu." Maalesef birileri de onların gönüllü taşeronluğuna soyundu. "Oysa medeniyet kurmuş hiç bir toplum, aslâ yenilgi psikolojisiyle hareket ederek ve hâkim uygarlık tecrübesinin gönüllü acenteliğini veya köleliğini üstlenerek hem tarihte varlık gösteremez, hem de varlığını bile sürdüremez kolay kolay. Şu ân geldiğimiz noktada, Türkiye, medeniyet iddialarını yitirmekle; yönünü yitirmiş, omurgası çökmüş, ufku daralmış, zihni körleşmiş, yapay kamplaşmalarla ve krizlerle vaziyeti idare etmeye çalışan ve bütün bunların kaçınılmaz sonucu olarak da karşı karşıya kaldığı sorunların sürgit kangrene dönüştüğü trajikomik bir duruma düşmüştür." Evet, maalesef Türkiye birileri tarafından bu hallere düşürülmüştür...

Yusuf Kaplan böyle dedikten sonra, medeniyet iddiası meselesini şöyle bağlıyor: "Bütün bunları, Numan Kurtulmuş un Saadet Partisi nin başına geçişini anlamlandırmak için yazdım: Millî Görüş hareketini gerçek anlamda bir medeniyet projesine dönüştürecek bir aktör, şu ân SP nin Genel Başkanı olmuş durumda. Kurtulmuş, Türkiye deki siyasetçilerde görülmeyen bir entelektüel derinliğe, özgüvene, ufka, samimiyete, dürüstlüğe, asalete ve tevazuya sahip bir siyasetçidir Numan Kurtulmuş, Türkiye nin gelecek on yılına damgasını vuracak ve medeniyet iddialarına sahip çıkarak Türkiye ye çağ atlatabilecek uzun soluklu bir yürüyüşe öncülük edebilir..."

Geçenlerde yaptığımız bir görüşmede, çoğu akademisyen olan herkes gelecek hakkında görüşünü söyledi: -Dünyada kriz var, sömürü sermayesi bundan yararlanacaktır... -Dünyada kriz var, sermaye Türkiye yi merkez yapacaktır... -Dünyada ekonomik ve sosyal krizler/tufanlar olmadan, sermaye sömürüsü sona ermez... -Ortadoğu sermayesi, krizlere sebebiyet veren küresel sermayenin sömürü aracıdır...

Baktım, hiç kimse Kur an a, müsbet ilme ve tarihî gelişmelere dayanarak herhangi bir öngörüde veya halk tabiriyle kehanette bulunmuyor. Bunun üzerine ben de Kur an a, tarihe ve müsbet ilme dayanarak şunları söyledim: -Müslümanlar "III. Bin Yıl Medeniyeti"ni, "Hak Uygarlığı" olarak kuracaklardır... -İsrail devleti İslâm yönetimine girecek ve devletleri olmayacak. İsrail oğulları Filistin de toplanacak, uygarlık içinde yerlerini koruyacak, ilimde ve ekonomide yine hizmet edecek, ama artık insanlığı sömüremeyecek, ilmi de sömürü aracı olarak kullanamayacaklar... -Gelecek "III. Bin Yıl Medeniyeti"nin kurucu halkı Türkler olacak, "Millî Görüş Hareketi" bu medeniyetin ana mihverini oluşturacak, "Adil Düzen Medeniyeti"ni dünyaya Türkler yaygınlaştıracaklardır... -Mekke insanlığın beyni olacak, insanlığın meclisi orada olacak; insanlığı besleyen ekonomik ve sosyal damarların, medeniyet damarının kalbi ise İstanbul da ve Türkiye de olacaktır...

Üçüncü şahlanış, "III. Bin Yıl Medeniyeti"ni kurma şahlanışı başladı

Hayırlı ve mübarek olsun