Ucu yakılmış mektuplar!..

Abone Ol

Teknolojik gelişimin bize unutturduğu neler var neler

hayatımızda. Mesela yolu gözlenen, kapıyı çalması hasretle beklenen postacılar

vardı eskiden. Zarfın içinde özlemle yazılmış birkaç satırın hayal dünyasında

günlerce yaşayanlar için.

Mektuptan bahsettiğimi anlamışsınızdır. Sevinçlerin,

hüzünlerin; sevdanın, ayrılığın kelimelere döküldüğü kağıtlar. Yine yakmış

yar mektubun ucunu dizeleriyle şarkılara konu olan mektuplar. Sılada özlemin

dışavurumuydu onlar. Hele ki askerlikte vakit geçirmenin tek yolu, bir satır da

olsa hatta satır aralarında aranılan isimler, imalar. Mektup deyip de geçmemek

lazım aslında. Zira edebi metinlere konu olacak kadar ustaca yazılmış olanı da

vardı yasak savma kabilinden sıradan olanı da.

Hele ki aşk mektupları! Sevenlerin arasında bağ kuran,

mesafenin uzak olmasıyla daha bir anlamlı olan mektuplar. Duyguların dantel

gibi işlendiği, büyüklerin de okuyabileceği hesaplanıp satır aralarına gizlenen

duygu cümleleri. Aylardır tek bir satır bile yazmadı diye merak edilen o yâr

için gizlice gözyaşı dökmeler. Ve o hasretin sona erdiği anda gelen mektupla

sevinç gözyaşları ve o zarfı göğsüne koyarak kendinden geçilmesi çok anlamlı ve

duygusal olurdu. Ulaşan her mektup koklanır, öpücüklere boğulur, hasretle

kucaklanırdı.

Mektuplar saklanırdı her nedense. Bir zaman sonra

çıkartılarak saklanılan sineden tekrar okunurdu. Sanki biraz önce yazılmış gibi

o hayal dünyasına dalar giderdi insanlar.

Şimdi kalmadı gibi bir şey. Postacıyı görenlerin faturalar

ve icra mektupları gelir oldu akıllara. Yapmayın etmeyin mektubu kötü görmeyin

n olur!..

800 lirayla geçinirsin elbette!

Bir bakanımız 800 lira iyi para, bu parayla da geçinir insan

mealinde söz sarf etmiş. Kendilerini tebrik ederim! Ülkemizin kanayan bir

yarasına parmak bastıkları için.

İnsanımız zaten oldum olası geçinmeyi beceremiyor. Lüks

içerisinde yaşadıklarından olsa gerek ay sonunda bütçe hep açık vermekte.

Devletimiz o kadar kıt imkânı olmasına rağmen vatandaşına yaklaşık 800 lira

ücreti layık görürken birilerinin kalkıp da geçinemiyoruz demesi abesle iştigal

değil de nedir Üstelik dünyanın pek çok yerinde 40-50 dolara bir ay çalışanlar

olduğunu göz önünde bulundurursak gerçekten çok zenginiz biz çok. Hem yıllar

önce bir simit bir çay hesabı yapmakta mahir olan büyüklerimiz vardı. O zamanın

başbakanını eleştirirken kendilerinin bunu yapmayacaklarını söylemişlerdi ve

halkı da ikna etmişlerdi çay simit hesabıyla.

Şimdi nereden nereye geldik. Halkından kopuk idarecilerin

hali nasıl olur bilemem ama yok mudur bu ülkede madem geçinilebiliyormuş bu

parayla ben de maaşını 800 liraya indirdim. Böylece halkınla bütünleşebilmen

için sana fırsat sunuyorum kaçırma bunu diyecek babayiğit bir usta.

Heyhat bakan başka, gören başka hele ustalık bambaşka değil

mi

Minik bir tebessüm

Annesinden Temel e mektup

Sevgili oğlum Temel... Senin hızlı okuyamadığını bildiğim

için mektubu yavaş yavaş yazıyorum...

Artık senin büyük şehre gittiğin sırada yaşadığımız evde

yaşamıyoruz. Baban bir gazetede, İnsanların başına genellikle evlerinin iki

kilometre civarındaki bölgelerde kaza geldiğini okumuş; o yüzden taşındık...

Sana yeni adresi veremiyorum, çünkü yeni evimizde bizden

önce oturan hemşerilerimiz, taşınınca adresleri değişmesin diye kapı numarasını

söküp götürmüşler...

Geçen hafta sadece iki kez yağmur yağdı. İlki üç gün,

ikincisi ise dört gün sürdü...

Benden istediğin yeleği postaya verdim. Ancak, halan o koca

düğmelerle paket çok ağır olur deyince düğmeleri kopartıp yeleğin cebine

koyduk. Orada bulabilirsin...

Not: Sana biraz da para gönderecektim, ama zarfı bir kere

yapıştırmış bulundum... Sevgiler... Annen

Kıssadan hisse: Mektuplar en güzel duyguları bünyelerinde

barındırmaktalar. Doğal, içten ve anlamlı olurlar. Sevdiklerimizi sürekli

hatırda tutmak için her yolu denemeliyiz.

İlgilisine notlar:

Kedi nankör, tilki kurnaz, karga kindar, yılan sinsi,

insan hepsi.

Atalarının dindarlığı ile kurtulacağını zannedenler,

babalarının yemesi ile doyacaklarını zannedenler gibidirler.

Lidyalılar parayı bulmuş olabilirler ama para üstüne sakız

vermeyi biz Türkler bulduk.

Bugünkü aklım olsaydı dün yaptıklarımızı yapmazdım ama dün

yaptıklarımı yapmasaydım bugünkü aklım da olmazdı.