Üçü bir arada!

Abone Ol

NE zamandır, hatta çok uzun zamandan beridir üç büyüklerin maçları çakışmamıştı. Adı hazırlık oyunu olduğuna göre de çakışmasında hiç bir beis yoktu. İsteyen istediğini izlerdi. Ama biz yorumcular, yazarlar için öyle olmuyor işte... Birini yazsak okur hani bizim takım diyecek. İkisini dikkat kesilsek, geride kalan üçüncü kırılacak.

İşte çarşamba akşamı bendeniz bir hayli yorgun bir akşam geçirdim. Önce Beşiktaş’la başladım, sonra Fenerbahçe’ye döndüm, derken Galatasaray... Bir ona bir buna... Neler kaçırdığımı tabii ki bilmiyorum. Hatta bir iki golü de kaçırdım. Ama önemli olan bu maçların ışığında yarına mesaj çıkartabilmekti.

O halde deyip başlayalım... Beşiktaş, sahaya belki de, kendine göre, en ideal geri dörtlü ile çıktı. Beck, Miloseviç, Franco ve Tosiç... Geriye kim kalmıştı Serdar, Ersan, Motta ve alınması gündemde olan Rodolfo... kalede de Cenk vardı... Ben bu dizilişi izlediğim sürede sadece Franco da hayat gördüm. Benim tanıdığım Tosiç bu maçta bekleneni veremedi, çünkü ne tam önünde, ne de orta alandakilerden yardımlaşma gördü. Necip ön libero idi. Şimdiliktir dedim. Bu şartlarda Atiba’yı sollayamaz. Oğuzhan ve Sosa, ne Pektemek’ten, ne Olcay’dan, ne de Kerim’den ses duyabildiler. Yani uyuşamadılar. Anlaşılan o ki, Quaresma bu takıma girerse, yine tek başına oynamaya devam edebilir. Gökhan Töre de bıraktığımız yerdeydi. Kısaca Beşiktaş’ın yenileri ile bir hayli, hiç olmazsa üç günde bir, maç oynaması gerekiyor.

Geçtik Fenerbahçe’ye... Sanki sakatlık veya başka bir aksilik olmazsa, Avrupa Kupası’ndaki ilk maça, Volkan- Gökhan, Alves, Cadlec, Caner- Topal, Meireles- Nani, Fernandao, Sow ve Diego Ribas çıkacak. Tabii ki Ribas sürekli Meireles ve takımın tamamı ile sol kenarda değil sahanın neresinde olursa olsun pas ve alış veriş işinde görülecek. Bu takımda bence en önemli işi Fernandao yapıyor. Buradan bakınca da Fenerbahçe’nin bu sezonki en iyi transferi olarak görünüyor. Kjaer yedekte idi. Bence de orada kalmalı şimdilik. Tıpkı yenilerden Fabiano, Sousa ve Ba gibi... Asıl mesele Van Persie ben geldim dediği gün ne olacağıdır. İster misiniz bu görüntüsü ile Nani gitsin kulübeye... Öyle ya ne oynuyor ki diğerlerinin yanında...

Derken Galatasaray çıktı sahaya... Burak’sız, Selçuk’suz ve Sneijder’siz... Hatta Chedjo’suz... Hatta hatta Muslera’sız... Melo’yu unuttum mu sandınız Yani ideal kadrodan tam tamına altı oyuncu yoktu. Tamamlayalım mı on bire Sabri, Semih, şimdilik Hakan Balta, Podolski... Ve de ya iyi bir Hamit veya Yasin... Ben maça baktığım sürelerde Bilal’e rastlamadım. Acaba kaçırdım mı, bilemiyorum. Ama hemen şunu ifade edeyim; o Cem’den ne olur ki Ha keza Koray... Bu arada Telles’e, basına göre, bir Fransız kulübü 10 milyon avro bonservis vermeye hazırmış... Bu haber doğruysa, yaz günü büyük ikramiye vurdu demektir. Yani Galatasaray şimdilik sadece Podolski ile transferi yaşamış görünüyor...

Bir oraya, bir buraya... Kaçırdıklarım varsa, özür dilerim...