Uçakla seyahat eden oruçlu kişi iftarını nasıl yapar Meselâ
Almanya da oruca başlayan bir kişi uçakla daha doğudaki veya daha
batıdaki bir ülkeye yolculuk yapsa iftarı nereye göre yapacaktır
Cevap: Bismillâhirrahmânirrahîm.
Seyahate
çıkan kişilerin, imsak ve iftarları bulundukları yere göre yapmaları
gerekir. Uçakla seyahat eden oruçlu kişiler de, uçuş esnasında uçağın
üzerinde bulunduğu yere göre imsak ve iftar yapmalıdırlar.
Meselâ:
Bir yerde oruca başladıktan sonra, daha önce akşam olan doğudaki bir
yere uçakla giden bir kimse gittiği yerdeki vakte göre orucunu
açacaktır. Eğer batıya gidecek olursa durum yine aynıdır. Yani gittiği
yerin vaktine uyarak orucunu açacaktır. İftar vaktine yakın, uçakta
yolculuğu devam ediyorsa, uçaktaki görüntüye göre güneş batmadıkça iftar
edemez. Çünkü orucun vakti, ikinci fecirden güneşin gurubuna kadar
devam eder. Yüksek bir yerde; mesela; yüksek bir minarede veya kulede
bulunan kimse, güneşin gurubunu görmedikçe iftar edemez. Aşağıda
bulunanlar ise bulundukları yerin takvimine göre iftar ederler.
Uçaktakiler de, üzerinde bulundukları yerin saatini ölçü alamazlar;
güneşin batmasını beklerler.
Ancak çok hızlı uçaklarla
kıtalararası yolculuk yapılması durumunda, imsak ile iftar arasında
süre, anormal ölçüde kısa veya uzun olabilmektedir. Bu durumda, yolculuk
yapacak kişi orucunu kazaya bırakabilir. Ancak oruca başlamış ise, bir
takdir yaparak, mesela imsake başladığı yere göre iftar edebilir.
Dinleyerek hatim
Televizyon veya cd den mukabele dinlemekle hatim yapılmış olur mu
Cevap: Bismillâhirrahmânirrahîm.
Televizyon
veya cd den okunan bir mukabeleyi takip etmek sevaptır. Hatim, Kur ân-ı
Kerîm in başından sonuna kadar okunarak bitirilmesidir. Kişi okunan
mukabeleyi sadece dinlemekle Kur ân-ı Kerîm dinlemiş olur. Hatim yapmış
olmak için Kur ân-ı Kerîm in bizzat tilavet edilmesi yani okunması
gerekir. Ancak kişi mukabeleyi takip esnasında aynı zamanda okursa, hem
dinlemiş hem de hatim yapmış olur.
Ramazan ayında lokanta, büfe işletmek caiz midir
Cevap: Bismillâhirrahmânirrahîm.
Ramazan
ayında iftar ile imsak arasında lokanta ve büfe gibi yiyecek-içecek
yerler açık olabilir, işletilebilir. Çünkü bu ara, yeme-içme vaktidir.
Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor:
Sabahın beyaz ipliği aydınlığı,
siyah ipliğinden karanlığından ayırt edilinceye yani imsak vaktine kadar
yeyin, için buyuruyor.
Fakat imsak ile iftar arasında lokanta
ve büfe gibi yiyecek-içecek yerlerinin açık olması kesinlikle caiz
değildir, haramdır. Çünkü bu vakitler, orucun vaktidir. Cenab-ı Hak
şöyle buyuruyor:
Sonra akşama yani iftar vaktine kadar orucu tamamlayın
Gerçi
Ramazan ayında hasta, yolcu vb. kimseler, mazeretleri sebebiyle oruç
tutmama ruhsatına sahiptirler. Bu sebeble bazı kişi veya kurumlar oruç
tutamayanların yeme-içme ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için Ramazan
ayında lokantaların vb. yerlerin açık olmasında dinen bir sakınca
bulunmamaktadır, demektedirler.
Fakat hiçbir kimsenin alnında: Bu
şahıs, hastadır veya seferidir yazılı olmadığı için; gelen
müşterilerden kimin seferi, kimin hasta olduğu bilenemeyeceği için böyle
bir ayrıma girmek mümkün değildir. İşletme sahibinin de kapıda durup
gelen müşterilerine, hasta veya seferî olup olmadıklarını sorma ve ona
göre davranma şansı bulunmamaktadır.
Bu sebeble kişi lokanta ve
büfe gibi yerleri açık bırakır ve hasta veya seferî olmayan kimselere
serviste bulunursa, haram işleyenlere hizmet etmiş olur.
Bir de
hem oruç tutanlara saygı için hem de yeni yetişmekte olan çocuk ve
gençlerin, Ramazan gününde oruç tutulmayıp aleni yemek yenilmesinin
olağan bir şey olduğu gibi bir izlenime kapılmamaları için mazeretli de
olsa, yiyip içenlerin bunu açıktan yapmamaları gerekir. Lokanta ve büfe
sahipleri de, böyle algılamalara fırsat vermemeye özen göstermelidirler.