Üç yazıdaki üç kelime; adalet, adalet, adalet!

Abone Ol

Her üç yazı da aynı gün (11.01.2018) ve aynı gazetede (Yeni Şafak) yayımlandı...

İlk yazı, Kemal Öztürk’ün “Cumhurbaşkanı’nın özeleştirileri ne anlama geliyor?” başlıklı yazısı. Yazının başlığından ve başındaki “Cumhurbaşkanı Erdoğan, hiçbir siyasetçide görülmeyecek yoğunlukta ve kuvvette bir özeleştiri silsilesi sergiliyor.” cümlesiyle ne demek istediği anlaşılıyor ve boyunca özeleştiri örnekleri veriyor. Benim ilgim sadece şu cümleye:

“Mesela, Adalet, Kültür ve Milli Eğitim gibi devasa konuları, kentsel dönüşüm, mimari ve trafik gibi büyük şehirleri ilgilendiren kritik konuları nasıl halledecek bilemiyorum.”

Yazar ‘nasıl halledecek bilemiyorum’ diyor ama biz nasıl halledileceğini biliyoruz:

zzz “ADİL DÜZEN” ve “ADİL EKONOMİK DÜZEN” ile halledilir…

Diğer iki yazar aynı zamanda profesör yani çalışma alanlarının akademisyen uzmanı.

“Her zaman her yerde adalet!” başlıklı yazısına, Prof. Dr. Erol Göka şöyle başlamış: “Dört yılı aşan zamandan beri büyük bir şevkle sürdürdüğüm Yeni Şafak köşe yazarlığım boyunca şüphesiz en çok tekrar ettiğim kelime, “adalet”… Adalet Bakanlığımız tarafından Ankara’da bir “Adalet Şûrası” toplanıyor. Dün Cumhurbaşkanımızın açılışını yaptığı şûra bugün de devam ediyor. Çok önemli birçok tebliğin yanı sıra bu sabah, “Adalet Sosyolojisi, Adalet Psikolojisi” oturumunda benim de bir tebliğim olacak. Konuşmamı, iki yazı halinde sizlere de sunmak, görüşlerinizi almak istiyorum...” Ve şöyle devam etmiş: “Adalet kavramı, hukukla sınırlı değil; siyasetin de felsefesinde ve pratiğinde olmazsa olmaz nitelikte bir yer tutuyor. Siyasette “adalet”, “adil yönetim”, “adil yönetici” kavramları başlı başına bir tartışma konusu. Bu tartışmanın netlik kazanabilmesi için kavramın daha çok aydınlatılmasına ihtiyaç var. / Adalet, toplum hayatı için de çok önemli. Hak, hukuk ve adalet mefhumları olmadan insan ilişkisi ve toplum hayatı söz konusu olamaz. Öyle ki, adaletin her toplulukta şu veya bu ölçüde bulunduğunu, aksi takdirde kolektif hiçbir işlevin yerine getirilemeyeceğini söyleyen düşünürler var. Haksız değiller. Filozof Kant’ın “Eğer adalet yok olursa yeryüzünde yaşıyor olmamızın bir değeri kalmaz” demesinin nedeni de bu. Her değer, adaleti gerektirir; her toplum onu talep eder. Adalet olmadan meşruiyet de gayri-meşruiyet de olmaz. Kaldı ki, adaletin olmadığı yerde hemen zulüm baş gösterir. İla nihai zulümle payidar olmak ise insan şerefine, haysiyetine aykırı olup mümkün değildir...”

Hatırlatmam kısa olacak; “ADİL DÜZEN” yoksa “ZALİM DÜZEN” vardır.

Ve yazarın da dediği gibi; zulümle payidar olmak mümkün değildir.

Prof. Dr. Erdal Tanas Karagöl de, “Adaletsiz düzende “zengin kaynakların fakir bekçileri”” başlıklı yazısında, önemli hatırlatmalar yapıyor: “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın himayesinde Adalet Bakanlığı tarafından dün düzenlenen Adalet Şûrası’nda yapmış olduğu konuşmasının büyük bir bölümünü ekonomik ve küresel adaletsizliklere ayırması dikkat çekiciydi. Vurguladığı en önemli hususlardan birisi adaletin bozulduğu yerde ekonomiyi ayakta tutmanın zor olduğuydu. /Adalet, yerel iş çevreleri için olduğu kadar doğrudan yabancı yatırımcılar için de önemli bir husustur...” “KALKINMA VE ADALET / Türkiye’nin yaşadığı ekonomik sıkıntıların, problemlerin ve mevcut yapısal sorunların nedeni de yaşadığımız darbeler, askeri vesayetler, müdahaleler ve dolayısıyla çarpık ve adil olmayan düzen değil miydi? / Bu çarpık ve adil olmayan düzen, maalesef ekonomide yıllarca var olan sorunların çözümüne engel olduğu gibi ülkenin var olan potansiyelinin de kullanımını kısıtladı...”

“KÜRESEL SİSTEM VE ADALETSİZLİKLER / Mevcut küresel ekonomik düzenin adaletsiz olduğu su götürmez bir gerçek. Hem mevcut küresel ekonomik kurumların yapılarında hem de bu kurumların temsiliyetinde adaletsizliğin var olduğu açık. / Zenginin daha zengin, fakirin ise daha fakir olduğu adil olmayan günümüz küresel sisteminin değişiklik ihtiyacı olduğu aşikâr... / Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Adalet Şûrası’nda Afrika ülkeleri için kullandığı “zengin kaynakların fakir bekçileri” aslında küresel ekonominin ne kadar çarpık ve gayri adil olduğunu göstermiyor mu?”

Biz yıllardır “ADİL EKONOMİK DÜZEN, ADİL DÜNYA DÜZENİ” diyoruz ya!