Üç kuşak önceye kadar okumak çok kıymetli bir şeydi. Tahsil görmek dönemin şartları nedeniyle herkese nasip olacak bir imkân değildi. Haliyle tahsil gören insan değerli oluyordu. Yine dönemin şartları gereği kitap bulmak da hiç kolay değildi. Okuyacak kitap bulan tekrar ve tekrar okurdu. Bu kuşağın insanı ilme ulaşmanın zorluğunu bildiğinden ilme ve okumuş adama değer verirdi. Tüm bu zorluklara rağmen görgü ve nezaket sahibiydiler.
Bir sonraki kuşak için ilim tahsil etmek, kitaba ve ilme ulaşmak daha kolay oldu. Babalarının bilgiye ulamadaki zorluğunu gördüklerinden ilme değer vermeye devam ettiler. Salonlarının en güzel yerlerine kitaplarını dizecek güzel kitaplıklar yaptırdılar. Dönemin okumayan ailelerinin evlerinde bile Kur’an-ı Kerim ve temel İslami ilimlerin olduğu kitapları koyacak küçük bir köşe mutlaka olurdu. Bu kuşak hem ilime değer vermeleri hem de ilime ulaşmaları konusunda nasipli bir kuşaktı. Fakat bir hata yaptılar. Çocukları ilme susamışlığın ne demek olduğunu bilmediği için babaları kadar değer vermediler. Ancak bu kuşakta okudu, önemli yerlere geldi. Hatta babalarından daha büyük kitaplıkları oldu, ama bu kitaplar okumak için değil sergilemek içindi...
Geldiğimiz noktada ise teknoloji öyle gelişti öyle gelişti ki bir tuşla tüm bilgilere erişebilir hale geldik. Her yere üniversite açıldı. Herkes diploma sahibi oldu. Edinilen bilginin ve diplomanın aksine ilim ve görgü sahibi insanların sayısı azaldı.
Büyükler Kur’an-ı Kerim’in kâğıda yazılıyor olmasından ötürü kâğıda ve her türlü kitaba değer verirmiş. Hatta bir büyüğün, “Kur’an-ı Kerim kitaptır, kâğıda yazılır. Ondan olanı bel altına koymak olmaz” diyerek kâğıdı ve kitabı bel altına koymamayı düstur edindiğini duyduğumda tüylerim ürpermişti. Maalesef ilime bu kadar değer veren insanların torunları kitapların kapağını açmaz oldu. Hatta öyle ki evde fazlalık yapıyor, evin düzenini bozuyor diyerek büyüklerden kalan kitaplıklar evden çıkartılıyor, kitaplar bir başkasının alması için çöp konteynırlarının yanına bırakılıyor. Çöpe atmayıp bir başkasının alması için kenara bırakması da bir şeydir. Peki, onların çocukları ne yapacak? Anne-babalarının kitapları çöpün kenarına bıraktığını gören çocuk kitapları çöpe atmaz mı?
Yaşadığımız dönem üç nesil önceki insanlara tasvir edilip bilgi çağı yaşanacak dense insanlar ne tahayyül ederdi acaba? Bilgi çağında bilginin insanı adam edemeyeşinin yansımasıdır kitapları çöpe atışımız. Okuduk fakat okumak bizi adam etmedi. O yüzden her geçen gün görgü seviyesi düşen ve şiddetin arttığı yığınlar haline geldik.