TVlerde Rezalet Yarışı!

Abone Ol

Artık yeter ama... Belki de bu çıkışı kaç defa tekrarladım

ama, bu ülkedeki RTÜK adlı kuruluşun kulakları sağır ise veya sadece görüntüde

kurulmuş ise yapacak bir şey de kalmıyor. Allah’a şükürler olsun ben mesleğimin

gereğini yaparak televizyonlardaki spor programlarının kepazeliğini ortaya

döküyorum. Bu yüzden içim rahat ama, kamuoyunu da düşünmek zorundayım. Zaten o

yüzden bu ülkede bu rezaletleri benden başka gündeme getiren de pek yok

hani... 

Ve şunu da hemen belirteyim, ben bu programları izlemeyi

uzun bir süreden beri bıraktım... Ama eş, dost, okur ve izleyicilerim attıkları

mesajlarla, bizzat telefonla arayarak bana yakınmalarını sürdürüyorlar. En son

olarak da Beyaz TV’deki kepazeliği anlattılar. Ben de ertesi gün arkadaşlarımın

yardımı ile internetten bu kepazeliği izledim. Şimdi size önce bu programın

elemanları ile ilgili kısa bilgiler sunayım. Böyle yapayım ki yaptıklarının

onlar için son derece normal olduğu gerçeği ortaya çıksın.

Sunucu Ertem Şener... Kendisini bundan bir kaç yıl önce

“Devrimci spiker” olarak lanse etmek gibi ciddi bir anormallik yapmıştı.

Bendeniz  de o günlerde Medyaspor adlı

internet sitesinde kendilerini, Que Guavera şapkası monte ederek, bir de aynı

sakalla rötuşu tamamlayarak karikatürize etmiştim. Bundan sonra bir süre maç

anlatırken kendine gelmiş ama, yine uslanmamıştı. Yani Beyaz TV’de o programı

takdim eden zat budur işte...

Sinan Engin... Beşiktaş’ın eski futbolcusu ve bir zamanların

büyük (!) menaceri. Yani hiç utanmadan, sıkılmadan Lucescu’nun ustalığını inkar

eden adam... Lucescu şimdi nerede, kendisi nerede Ayrıca, 2001 yılında ligin

son haftasında Samsun’da ve İstanbul’da oynanan şampiyonluğu etkileyici maçlar

öncesi “Bazıları” ile yaptığı telefon görüşmelerinde yardım etmek isteğinde bulunan

zat. Not: telefon numaraları bendedir. Aynı zamanda Beşiktaş, 100. yıl

zaferinden sonra bir ikinci şampiyonluğu kovalarken Fenerbahçe Burnu’ndan

ayrılmayan zat...

Rasim Ozan Kütahyalı... Yola düz çıkan ama, sonra yolunu

şaşıran bir genç... Aramızdaki “Belge alış verişi”nden doğru yola sapacağını

sandığım genç gazeteci... Ama görünen o ki, o da rayting canavarının bitmek

bilmeyen iştahına kellesini uzatmış. Kendisine sunduğum onca belgeyi

açıklayamayan genç gazeteci... Kim bilir belki de Sinan Engin’den çekinmiştir.

Dr. Ahmet Çakar... Kolayca yalan söyleyebilen bir Hipokrat

yeminli. Yalanlarının ikisini belgemiş, kanıtlamış kişiyim. Yıllarca “Sen bir

yalancısın” diye yazdım, konuştum ama beni yargının önüne çıkaramadı.

Ekranlardan kolayca hakaret eden bir doktor. Ama bu defa bu programda

doğruculuğa soyunmuş. Eh hangi gün siyaha beyaz demedi ki!

Ümit Özat... İşte bunu anlayamadım. Kendisini futbolcu iken

eleştirdiğim için beni, oynamadığı bir maç öncesi basın tribününde karşılayan

ve eleştirimin sebeplerini öğrenmeye çalışan son derece medeni bir

profesyonel... Zaten programda tek doğru duran kişi de o...

Gelelim Beyaz TV’nin sahibine... Arkadaşlardan rica ettim,

bana sahibini bulun diye... Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Melih

Gökçek’in oğlu Osman Bey’in televizyonu imiş... Yani Melih Bey’in... Yakışıyor

mu Melih Bey Sadece bu kadar...

Ve diğerleri... Çok sevdiğim, yıllarca dostluk yaptığım eski

futbolculardan bazıları... Ayıp yahu! En azından zamanında giydiğiniz

Ay-yıldızlı formadan utanın...