Salih Turhan, MGV Üniversiteler Komisyon Başkanıdır. Erbakan Hoca’ya teşkilat raporunu sunarken, Milli Gazete aylık abone rakamlarını da takdim eder. Hoca ilginç bir soru sorar:
“Tütüncüdeki gazeteleri ne yapıyorsunuz?”
Hocamız hem o gün, hem de bugün bizlere hedef gösteriyor. Tütüncü dediği her köşe başındaki gazete büfeleri! Milli Gazete de şükür her gün o bayilerde. Ancak Hoca, “Bayide gazete bırakmayın!” diyor.
Öyle ya bir gazetenin gerçek tirajı, gidip bayiden her gün gazetesini alan insanlarla ölçülür!
İLK KEZ KAYBETTİ!
15 Temmuz ATO’yu sarstı. Medya Meslek Komitesi sürpriz şekilde istifa etti. Her şey ona göre ayarlandı! Bezci ve Yönetim istifa etti. Oğul Gökçek aday yapıldı!
Ve herkes, “Ankara’da 2. Gökçek dönemi mi başlıyor!” diye düşündü bir an. Biz dâhil! Ta ki sürpriz isim Gürsel Baran, aday ilan edilene dek! Devlet, 300 polisle seçim günü kuş uçurtmadı!
Bazı AK Parti milletvekilleri Baran lehine kulis yaptı. TOBB, renk vermedi! Ve iş dünyası, “Ankara’ya bir Gökçek yeter!” dedi. Sarayın fendi, Belediyeyi yendi! Sadece Osman değil, Melih Gökçek de 89’dan beri Ankara’da ilk kez kaybetti!
***
Aslında iki adaydan Genç Osman daha şanslıydı. Epey de oy aldı. Lakin çoğunlukla siyaset ve iş âleminde evlatlar, hatta torunlar bile dedelerinin kredisini kullanırken, bazen de tersi olur! “FETÖ’cülerin etkisi” diye sızlanmasın boşuna!
O kadar ki; Ahmet Hakan’la polemiklerden beri… Twitter icat olduğundan bu yana… Polemik ustası Melih Bey’deki irtifa kaybı dikkatinizi çekiyor mu bilmem? 2014’te CHP’li Mansur Yavaş’ın şutu da az daha gol olacaktı, direkten döndü!
ACI İTİRAF!
“Sadece birkaç konuda mesafe kat edemedik. Eğitim kültür politikaları ve reel faizlerin düşürülememesi. Bu bir özeleştiri.”
Bu ifadeler, Kılıçdaroğlu’na, Baykal’a, Bahçeli’ye ait değil! On dört yıllık AK Parti iktidarının Başbakanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a ait.
Bu itiraf şöyle de olabilirdi belki: “Ulaştırma Bakanlığı ve Sağlıkta başarılı olamadık. Ancak Milli Eğitim, Kültür, Aile, Gençlik Sporda destanlar yazdık!”
***
Demem o ki duble yollarımız, gökdelenlerimiz olmayaydı da…
14 yılda 14 milyon; Arapça ve İngilizce konuşabilen, meslek sahibi, bilgili, kültürlü, inançlı, şuurlu bir nesli Milli Eğitimden geçirmiş olaydık!
UNUT-MAD(İ)K!
Avrupa Parlamentosu’nun müzakereleri durdurma kararı sonrasında yapılan “Bize madik attılar” şeklindeki açıklamaları duyunca şaşırmadik.
AB ile müzakerelerin başlaması kararı alındığında gündüz vakti havai fişekle kutlamadik.
Avrupa Birliği Bakanlığı’nı biz kurmadik.
AB yolunda açılan her yeni faslı başarı hikâyesi saymadik.
AB uyum yasalarını Meclis’ten geçirebilmek için canımızı dişimize takmadik.
Ülkedeki AB’ye karşı duruşu, “İlişkileri koparacak değiliz” diye boşa çıkarmadik!
KİMİNLE ÇALIŞIYORSAN!
Arkadaşını söyle, kim olduğunu söyleyeyim denirdi. Bu sözün bugünkü karşılığı şu olsa gerek: “Kiminle çalışıyorsan, osun!”
VATİKAN HANGİ CEMAATLE ANLAŞIYOR?
Acaba Vatikan, Dinler arası sentez ifsadı için FETÖ’den sonra hangi isimle veya cemaatle anlaşıyor?
Papa’nın Özel Vekili, Vatikan Dinler arası Diyalog Konseyi Başkanı Cizvit Rahip Thomas Michel’in İstanbul Büyükada’daki temasları esrarını koruyor. Bu hafta perdeyi biraz daha aralıyoruz.
Gülen Papa II. Jean Paul’le Vatikan’da buluşturan Thomas Michel, bu kez kimi buluşturacaktı?
Thomas Michel, önceki hafta Büyükada’daki San Pasifiko Katolik Kilisesinde bazı görüşmeler yaptı. Dinler arası Diyalog Projesinin devam edebilmesi için çalışmaları tekrar başlattı.
Türkiye’den bazı önemli kişilerle görüştü. Görüşmelerde bağlıları çok fazla olmayan bir isme, Gülen’e verilen “Dinler arası Diyalog” görevinin verildiğini tahmin edebiliyorum. İşin künhü ve detayı, ilgili ve yetkilileri bilgilendirmek MİT ve Emniyet İstihbaratın!
Biz, bundan sonra kim din adına, dünya barışı, kardeşliği adına Batı ile “Çoğulculuk, Medeniyetler Diyaloğu vs. vs.” demeye başlarsa işe teşhisi koyacağız. Yoksa sözümüz ne cemaatlere, ne tarikatlara, ne anlı şanlı İslamcı yazarlara. Elbette fitneye karşı baş görev Diyanet’in.
BU NE ACELE!
Geçen haftaki “Vatikan’ın Yeni Diyalog Cemaati” yazımızla ilgili bir bürokrat aradı. “Sonuna kadar okudum, cemaati bulamadım!” diye gönderme yaptı!
Dedim ki, “Gülen Cemaatini” 40 yılda “Tanıyamadık”, ta ki darbe gelene kadar! Bir yazıda her şeyi öğrenelim diyorsun, bu ne acele?