Türkiye Şeker Fabrikaları‘nın yeniden özelleştirme gündemine alınmasının Danıştay kararlarını tanımamak anlamını taşıdığının altını çizen Gök, Türkşeker‘e ait portföy B grubunda yer alan fabrikaların bütün halinde varlık satışı şeklinde özelleştirilmek istenmesine büyük tepki gösterdi.
Türk-İş Genel Eğitim Sekreteri ve Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök, mantık dışı özelleştirme girişimlere yönelik olarak Türkiye‘nin günü kurtaracak ideolojilere teslim olduğunu söyledi. Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.‘nin yeniden özelleştirme gündemine alınmasının Danıştay kararlarını tanımamak anlamını taşıdığının altını çizen Gök, Türkşeker‘e ait portföy B gurubunda yer alan Elazığ, Malatya, Erzincan, Elbistan ile portföy C gurubunda bulunan Kastamonu, Kırşehir, Turhal, Yozgat, Çorum ve Çarşamba Şeker Fabrikalarının bütün halinde varlık satışı şeklinde özelleştirilmek istenmesine büyük tepki göstererek Özelleştirme İdaresi‘nin cinnet iklimine girdiğini kaydetti.
Söz konusu fabrikaların alınan özelleştirme kararı sonrasında, yasal mevzuatta ve ÖYK kararlarında bir değişiklik yapılmadığı halde, Özelleştirme İdaresi‘nin, yeni bir ihale süreci başlattığını ifade eden Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı Gök, Danıştay iptal gerekçelerine de uyulacağı konusunda yapılan açıklamalara rağmen, aksi bir tutum sergilendiğini kaydetti. Gök şunları kaydetti:
"Danıştay‘ın son verdiği iptal kararı gerekçelerinin yerine getirilmesi, asgari olarak; tüm şeker fabrikalarında özelleştirme sonrasında da üretimin sürdürülmesini garanti altına alan, şekerde dışa bağımlılık oluşturmayacak düzenlemeler yapılmasını gerektirmektedir. Bu yönde atılmış bir adım var mıdır? Hayır. Özelleştirme İdaresi, şeker fabrikalarının özelleştirilmesi sürecini alelade bir özelleştirme/fabrika satışı olarak algılayarak baştan hata yapmakta ve siyasi iradeyi de yanıltmaktadır."
Başarısız özelleştirmenin hesabını kim verecek?
Özelleştirme İdaresi‘nin özelleştirme için hazırlanan "strateji raporu"na uymakta güçlük çektiğine vurgu yapan Gök, idarenin iptal kararları sonrasında mevcut durumda hiçbir değişiklik olmadan yeni ihale sürecini başlatarak, tarım sektöründe yapılan diğer başarısız özelleştirme işlemlerine yeni bir halka daha eklemek istediğini vurguladı. Gök, "Ancak bu başarısızlığın hesabını kim verecektir? Son yıllarda artan ithalat rakamları ve benimsenen dışa bağımlı büyüme modelinden kurtulmanın tek yolunun yerli üretimden geçtiğinin farkına varan siyasi otorite, geçtiğimiz günlerde yerli ürün kullanılmasının desteklenmesi adına bir genelgeyle yayımlayarak yerli üretimden doğan katma değerin ülkemize kazandırılması yönünde önemli bir adım atmıştır" tepkisinde bulundu. Gök, şöyle devam etti:
Özelleştirme İdaresi gerçekleri çarpıtmaktadır
"Şeker sektöründe son yedi sekiz yıl içinde yaşanan değişimleri tanımlamak ve anlamaktan yoksun Özelleştirme İdaresi, ezber kalıplara dayalı açıklamalarla, kamuoyunu ve siyasi karar vericileri bile bile yanıltmayı dahi göze alarak gerçekleri çarpıtmaktadır. Avrupa Birliği‘nin, başarısız olduğu son yayımlanan raporlarla ortaya konan "şeker reformu"nu başarı hikâyesi olarak sunan özelleştirme otoritesi, yapılacak özelleştirmeler sonrasında pek çok şeker fabrikasının kapanacağını, binlerce işçinin ve çiftçinin işsiz kalacağını ama bunu ekonominin gereği olduğunu rahatlıkla savunabilecek kadar, akla ve vicdana aykırı düşüncelerle ile adeta cinnet iklimine girmiş ve buradan çıkamamıştır.
Türkşeker savunmasız bırakıldı
Özelleştirme gerekçesi ile Türkşeker‘in ihtiyaç duyduğu yatırımlara onay vermeyen, kadrolu personel istihdamı yerine verimsizlik aracı olan alt işveren uygulamasını teşvik eden, şeker pancarı sektörünü olumsuz etkileyen dünyada insan sağlığı açısından tartışmaları devam eden NBŞ lobisine karşı Türkşeker‘i savunmasız bırakan özelleştirme otoritesi kamuya büyük zararlar vermektedir."