Tarihimizin çok büyük bir bölümünde, İslâm milletinin en önemli iki unsurundan olan bu kardeşlerin arasına neler girdi de bu günlere gelindi Bugün, Kürtlerin yoğun olduğu bölgelerde Türkler, Türklerin yoğun olduğu bölgelerde de Kürtler ağır bir gerilim altındadırlar. Bu, bizim geleneğimizde olmayan bir durum.
Farklı kavimlerden topluluklar asırlarca birlikte kardeşçe yaşayageldiler. Aralarında hiçbir zaman gerilim yaşanmadı. İslâm milletinin doğal parçaları olma özelliklerini korudular ve birliktelik sağladılar. Bu, diğer bütün kavimler için de geçerliydi.
Kavim duygusu Batı’nın bir hastalığı. Uzun zaman bu, İslâm milletini etkilemedi. Ancak Müslümanlar arasına giren yabancı unsurlar, okullar, akımlar bir ayrılık tohumu ektiler. Kavim duygusu İslâm milletini çok geç etkiledi. Bu, yabancı unsurlardan kaynaklanıyor.
Balkanlar’da ilk kalkışma ve ayaklanma Arnavutlar tarafından oldu. Mehmet Âkif bundan ötürü derin bir hüzne kapıldı ve bu olanları yadırgadı. Babasına hitaben yazdığı şiirinde buna tepki verdi.
“Ayrılık hissi nasıl girdi beyninize
Fikr-i kavmiyeti şeytan mı soktu zihninize
Birbirinden müteferrik bu kadar akvâmı,
Aynı milliyetin altında tutan İslâm’ı
Temelinde yıkacak zelzele kavmiyettir.
Bunu bir lahza unutmak ebedi heybettir.
Arnavutlukla, Araplıkla bu millet yürümez.
Son siyaset ise Türklük, o siyaset yürümez.
Sizi bir aile efradı yaratmış yaradan;
Kaldırın ayrılık esbabını artık aradan
(…)
Hani milliyetin İslâm idi… kavmiyet ne!
Sarılıp sımsıkı dursaydın a milliyetine.
‘Arnavutluk’ ne demek Var mı şeriatte yeri
Küfr olur, başka değil, kavmini sürmek ileri
Arap’ın Türk’e, Laz’ın Çerkez’e, yahut Kürt’e;
Acemin Çinliye rüçhanı mı varmış Nerde!
Müslümanlıkta ‘anasır’ mı olurmuş Ne gezer!
Fikri kavmiyeti telin ediyor Peygamber,
En büyük düşmanıdır Nuh-ı Nebi Peygamber;
Adı batsın onu İslâm’a sokan kaltabanın.”
Mehmet Âkif bu çıkışı geçen yüzyılın başında yapıyor. İslâm milletinin bu yola sürüklenmesi, Osmanlı Devleti’nin çökertilmesi, coğrafyanın kavimler ve hatta kabileler arasında bölüştürülmesi, çıkar duygusunun öne çıkarılması etkili oldu. Bir de Osmanlı Devleti’nin ana unsuru olan kavimlere adlarıyla toprak parçaları verildi. Anadolu Türk kavmi düşüncesinin eksenine oturtuldu. Bu, birçok unsurdan oluşan Anadolu’nun içine bir bomba yerleştirmek anlamına geliyordu. Bununla yetinilmedi İslâm öncesi arkaik unsurlar öne çıkarılmaya çalışıldı. Bunları asıl derinleştiren kavim unsurunu önceleyen, ırk düşüncesi üzerine varlığını sürdüren, Osmanlı’nın çöküşünü hızlandıran, Yahudilerin başını çektiği masonik ruhun İslâm milletinin içine sızdırılmasıdır. Türk Devleti, Türk ruhu, Türk ırkı önceliğinin temelinde bu var. İttihat Terakki ile Cumhuriyet düşüncesi bu ruhun üzerine kurgulandı. İslâm milleti ruhu ve birlikteliği bozuldu. Türkler dışında kalan diğer unsurlar kendilerini yalnız ve yabancı görmeye başladılar. Ayrılıkların tohumlarının temelinde bu var. Bugün bu kardeşlerin bir araya gelmesini istemeyenler de İttihatçı masonik ruhu taşıyorlar. Onlar bu önemli sorunu gidermek yerine varlıklarını borçlu oldukları eksende durmayı tercih ediyorlar.