NATO Genel Sekreteri Rasmussen nin dünkü hemen tüm
gazetelerde yer alan bir açıklaması vardı. Açıklama gazetelerde genellikle
Türkiye yi koruruz başlığı altında yer aldı. Türkiye yi Suriye ye karşı
koruyacak olan NATO ve açıklamayı yapanın da NATO Genel Sekreteri olduğuna göre
ciddiye alınması ve üzerinde durulması gereken bir açıklama olduğunda şüphe
yok. Ayrıca NATO nun Türkiye yi bir dış saldırıya karşı koruması da bu örgütün
kuruluş amacı içindedir. Yani NATO üyesi ülkelerin üçüncü bir devlet tarafından
saldırıya uğraması halinde ittifakın harekete geçmesi doğaldır. Ancak, üzerinde
durmak istediğim husus NATO nun böyle bir görevi olmakla birlikte gerçekten
harekete geçip geçmeyeceği değildir. Sadece geçmişe dönük bir yolculuk yapmak,
NATO nun hangi amaçla kurulduğunu hatırlatmak istiyorum.
Bilindiği gibi İkinci Dünya Savaşı nın ardından ortaya
çıkmış olan Demirperde ve Hür Dünya olarak nitelendirilen iki blok iki ayrı
askeri ittifak oluşturdular. Hür Dünya nın oluşturduğu ittifakın adı NATO,
Demirperde ninki ise Varşova Paktı idi. Yani, Hür Dünya kendisini savunmak;
özellikle Sovyet yayılmacılığını engellemek iddiası ile NATO askeri ittifakını
kurarken buna karşılık Sovyetler Birliği de Varşova Paktı nı oluşturmuştu.
Diyebiliriz ki bu iki ittifak Sovyetler Birliği ile ABD nin birbirine karşı bir
meydan okumasıydı. Kuruluşundan, Sovyetler Birliği nin dağılması ve buna bağlı
olarak Varşova Paktı nın iptaline kadar bu iki ittifak doğrudan çatışma
noktasına gelmedi. Netice itibariyle Sovyetler Birliği nin dağılmasının
ardından NATO da varlık sebebini kaybetmiş olmakla birlikte yeni düşman olarak
İslam ve Müslümanlar belirlendi ve varlığını bugüne kadar korudu. Ne gariptir
ki, Müslüman bir ülke olan Türkiye de bu ittifak içinde varlığını korumayı
sürdürdü. Türkiye yi yönetenler oturup, mademki NATO nun yeni hedefi İslam ve
Müslümanlardır öyle ise artık bizim burada yerimiz olamaz demedi, deme gereği
duymadılar. Hâlbuki duymaları gerekirdi, en azından NATO nun yeni düşman İslam
ve Müslüman ülkeler olarak belirlenmesi engellenmeliydi.
Gelelim şimdi işin bir başka boyutuna. NATO Hür Dünya yı Komünizm in
yayılmacılığına karşı korumak üzere kurulmuş ve Türkiye de bu maksatla ittifak
içinde yer almış ise gelinen noktada Suriye den bir saldırı söz konusu olursa
ülkemizi NATO nun koruyacak olması düşündürücü değil mi Yani NATO ittifakı
olmasaydı, Türkiye kendisini muhtemel bir Suriye saldırısına karşı
koruyamayacak mıydı Eğer böyle ise NATO Genel Sekreteri nin gazetelerde,
Türkiye yi koruruz başlığı altında yer alan açıklaması rencide edici değil
mi En kısa zamanda Türkiye nin herhangi bir saldırıya karşı kendisini
koruyacak, hatta saldıranları saldırdıklarına pişman edecek gerekli askeri güce
ulaşmasının gayreti içine olunması gerekmez mi Dünya üzerinde söz sahibi güçlü
bir ülke olmanın yolunun kendi askeri ihtiyaçlarımızı kendimizin ürettiği bir
noktaya gelmek durumunda olduğumuzu görmek durumunda değil miyiz Eğer hâlâ bu
noktaya gelememiş, bir Suriye saldırısını bile defetmek için NATO ya ihtiyaç
duyuyorsak, yıllardan beri atılan, Muasır medeniyet seviyesine ulaşma
nutuklarının bir anlamı olmadığı ortaya çıkmış olmaz mı
Özellikle açıklamasındaRasmussen in Görevimiz Türkiye yi korumak sözleri dikkat çekicidir. Çünkü
halkı Müslüman iki ülke karşı karşıya geldiğinde NATO nun devreye girerek bir
tarafı korumaya kalkışması bize göre sadece Müslüman ülkeler arasındaki
husumeti artırır, gerilimi yükseltir. Uzun yıllar telafi edilemeyecek yeni
düşmanlıkları da. Hâlbuki Müslüman ülkeler arasında sorunlara Müslüman ülkeler
çare bulmalı, iş çatışmaya varmadan barış sağlanmalıdır. Yeni düşman olarak
İslam ve Müslümanları belirlemiş olan NATO nun iki Müslüman ülke arasında
birini diğerine karşı korumaya soyunmasının mantığını birileri izah edebilirler
mi Bunun için diyoruz ki, Müslümanlar öncelikli olarak her alanda kendi
ittifaklarını oluşturmak, ihtilaflara bu yolla çözüm bulamak durumundadırlar.