Türkiyeyi Felakete Götürmek

Abone Ol

HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ın işaretiyle sokağa dökülen insanlar, ifrata kaçan ve çetrefil bir durum arz eden gösteriler ile kısa sürede amaçtan uzaklaşarak hiç kimsenin mazur gösteremeyeceği bir boyutta olayların seyrini istenmeyen noktalara taşımışlardır.

Bölgesel ve etnik çatışmaların adresi olarak yıllarca terörden büyük kan kaybeden Güneydoğu’da, silahların yeniden kan kusmasıyla ortaya çıkan trajik insan kayıpları, masum gibi gösterilmeye çalışılan bunalımın boyutunu ve vardığı noktayı ortaya koyması bakımından önem arz etmektedir.

Ayn el Arap(Kobani) kuşatmasından hareketle, Türkiye’nin PKK ve YPD’nin arzusu doğrultusunda politik ve teknik olarak karmaşık olan güç görevleri üslenmeye zorlanması amacıyla insanlar sokağa dökülerek ciddi şekilde tehdit altına sokulmaya çalışılmışlardır. Suriye’deki kronik sorunun `Ayn el Arap’  gibi bir kesite sıkıştırılarak Türkiye üzerinden koridor açılma talebi ve ağır silah sevkiyatının sağlanması amacıyla lojistik desteğin `son çözüm’gibi lanse edilmeye çalışılması belirli bir amaca matuftur.

İnsanları sokaklara dökerek, yüzyıllardır en büyük kazanımımız olan `bir arada var olma gücü’nün,’bir arada yaşama güçlüğü’ne evirilmeye çalışılması `birlikte var olmak’ zorunluluğunu tehlikeye sokmaktan öteye gidemez. Türkiye’de huzurun tesisi için “güç dengesi’ni yeniden yerli yerine oturtmak zorundayız.

Suriye ve Irak’ta yaşanan olayların amir sebebi olan “dış etkiler”  dikkate alınmadan birbirimizi suçlayıcı ve ötekileştirişi tavırlar içerisine girmemiz olayların boyutunu hafifletmeye kâfi değildir. Bütün bu olumsuz gelişmeleri müphem kavramlarla salt “lobiler” ile sınırlandırmak ta sorunun çözümüne hiç hiçbir katkı sağlamaz.

Son olaylarla, Türkiye’yi karıştırmaya ve güçsüzleştirmeye yönelik yaklaşımlara karşı `rasgeleleştirme’ anlayışını bir kenara bırakıp, bir an önce “ortak zemin”  ve “ortak akıl” çerçevesinde hareket etmek üzere tüm siyasilerin behemehâl bir araya gelmeleri büyük bir zaruriyet arz etmektedir.

Irak ve Suriye’de gelişen olaylar karşısında Türkiye’de yaşanan sokak olaylarına çare bulabilmek, tıkanıklığı giderebilmek ve sağduyuyla hareket edebilmek amacıyla, birlik ve bütünlüğümüz için öngörü ve işbirliğini sağlamak üzere tüm siyasilere büyük görevler düşmektedir.

Politik tiranlık uğruna çeşitli entrikalarla  “ana kronik” yaraların kaşınması, düşmanlığın, nefret ve şiddetin yeniden körüklenmesi, farklı etnik kimlikler arasındaki sosyal ölçütlerin zayıflamasına ve en önemlisi insanların birbirlerine karşı yabancılaşmasına neden olmaktadır. Bu gibi yaklaşımlar, çeşitli etnisitelerin birbirleriyle farklılaşmalarına ve birbirlerini ötekileştirmelerine sebep olacağından geriye sadece `ekstremizim’ olgusu kalır.

Türkiye’de HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın ortaya koyduğu büyük politik bakış hatası, şiddeti yoğunlaştırmış ve toplumsal cinnet felaketini de beraberinde getirmiştir.

Olayların nedenini başka yönlere çekerek kendini soyutlamaya kalkması pek inandırıcı olmasa gerek.

Yaşanan olaylardan çok sonra apokaliptik (muğlak) ifadelerle kurgulamaya çalıştığı savunma dürtüsü, aslında ortaya koymaya çalıştığı politikasızlığının acemi bir tezahüründen ibarettir. Sivil toplumu felakete duçar eden bu anlamsız çağrının neden olduğu kayıplar yürekleri dağlamaktadır.  

Şöyle ki, 54. Hükümet döneminde Başbakan Prof.Dr. Necmettin Erbakan, Milli Güvenlik Konseyi toplantısında yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, bir tek insanımızın burnunun kanamaması için gösterdiği büyük çaba takdire şayandır. Erbakan, o davranışıyla gerçek manada devlet adamı ve siyaset adamı profilini ortaya koymuş ve o kargaşa ortamında insanların sokağa dökülmemesi için gerekli tüm olgunluğu ortaya koymuştur.

Sonuç olarak, Türkiye’de yaşanmasını arzu etmediğimiz `Tienanmen Meydanı’nı çağrıştıran görüntüler karşısında sağduyunun galip geleceğine olan inancımız tamdır.

Tüm siyasilerin gerçek manada sorumluluklarını üstlenmeleri ve olayların farklı mecralara kaymaması için gereğini yerine getirmeleri gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye’yi felakete sürükleyici politikaların içinde olmak, zarardan başka hiç kimseye fayda getirmez.