*Birinci gerçek:
Türkiye halkını birbirinden kopuk, birbirine düşman,
birbiriyle barışmaz, anlaşmaz, uyuşmaz iki kısma ayırdılar: Egemen azınlık
halkı ile çoğunluktaki Müslüman halk.
*İkinci gerçek:
Müslüman çoğunluğu birbirinden kopuk irtibatsız bine
yakın irili ufaklı parçaya, İslamcılığa, cemaate, gruba ayırdılar.
*Üçüncü gerçek:
Ümmeti yıktılar. Onun yerine hizip, fırka, cemaat,
tarikat, parça, sekt asabiyeti, militanlığı ve fanatizmi getirdiler.
*Dördüncü gerçek:
Çoğunlukta olan Müslümanları dilsiz ettiler. Alfabeyi
değiştirdiler, lisanı bozdular. Düşüncenin, medeniyetin, bütün hayırlı
faaliyetlerin, yüksek kültürün ana vasıtası olan edebî, yazılı, zengin Türkçe
elden gidince halk ve okumuşlar câhil kaldı.
*Beşinci gerçek:
Eğitimi çökerttiler Eğitimde keyfiyete değil kemiyete
önem verdiler Okullardan bitirme imtihanlarını, liselerden bakaloryayı
kaldırdılar. Seviyeyi korkunç şekilde düşürdüler. Eğitim çökünce medeniyet çöktü.
*Altıncı gerçek:
Uzun yıllar boyunca yüksek ve müzmin enflasyonla bütün
kurumları çürüttüler. Kendileri yüz milyarlarca dolar faiz, borsa rantları elde
ettiler, ceremesini ülke ve halk çekti.
*Yedinci gerçek:
İslam ı mihraptan yıkmak için, birtakım sahte ve bid atçi
ilahiyatçılar vasıtasıyla dinde reform, dinde yenilik, dinde değişim,
Fazlurrahmancılık, İslam feminizmi ve daha bir sürü bid at cereyanı
çıkarttılar, Ehl-i Sünneti sarstılar.
*Sekizinci gerçek:
Bugün Türkiye de iki ayrı medeniyet çarpışmaktadır. Biri,
çağdaşların ve laiklerin şeytani medeniyeti, diğeri Müslümanların medeniyeti.
İslam ın medeniyeti demedim. Müslümanlar çağdaş kültür, İslam ahlakı, İslam ı
doğru şekilde anlamak, İslam sanatı, İslam mimarisi, kurumsallaşma, yazılı
kültür, şehir kültürü konularında maalesef gerçek İslam ın gerisinde kalmıştır.
Bunun başlıca iki sebebi vardır. Yetersizlik ve din sömürüsü.
*Dokuzuncu gerçek:
Şu anda İslami kesimin içinde sürüsüyle casus, ajan,
provokatör, istihbaratçı, kripto bulunmaktadır. Bunlar Müslümanları
parçalamakta, birbirine düşürmekte, yanlış yollara yönlendirmektedir.
*Onuncu gerçek:
Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir hürriyet, serbestlik,
imkân ve fırsat olmasına rağmen Müslümanlar, gevşek bir konfederasyon şeklinde
bile olsa birleşemiyorlar, tek bir ümmet olamıyorlar, başlarına ehliyetli bir
İmam-ı kebir seçerek ona biat ve itaat edemiyorlar.
*On birinci gerçek:
Bugünkü Türkiye Müslümanları bir fetret devri
yaşamaktadır Başlarında bir imam bulunmayan, tek bir ümmet oluşturamayan
Müslümanlar fetret Müslümanlarıdır. Kimse aksini iddia etmeye kalkışmasın.
Cahilî, Şifahî, sathî ve bedevî kültür, çoğunluktaki Müslümanları zillet,
esaret ve güçsüzlük içinde bırakmıştır.
*On ikinci gerçek:
Bu ülkede her yıl İslami hizmet ve faaliyetler için
muazzam paralar, milyarlarca dolarlar toplanıp harcanmaktadır ama Müslümanlar
yine de birleşememekte, yine de biatli ve itaatli olamamaktadır. Bunda cahilî
ahlakın büyük rolü vardır. Maalesef
Türkiye Müslümanları Kur anî, Nebevî, Şer î yüksek ahlaktan büyük ölçüde
kopmuşlardır. İslamla bağdaşmayan cahilî ahlak Nerede Kur an ahlakı, Peygamber
(Sallallahu aleyhi vesellem) ahlakı, Selef-i Sâlihîn ahlakı; nerede bugünkü
ahlak.
Türkiye nin bugün karşıya karşıya bulunduğu çok vahim,
çok büyük, çok derin krizlerin çare ve çözümleri Kur anda, Sünnette, Şeriatta,
İslam Hikmetindedir.
Bu çare ve çözümleri arayıp bulacak, Müslüman halkı irşad
edip ona yol gösterecek, idarecilere rehberlik edecek büyük ulema, büyük
fukaha, büyük meşayih, büyük kamil
mürşidler, ziyalı yüksek kültürlü Müslüman düşünürler nerededir
(İkinci yazı)
Pakradunileri Bilmek Tanımak
Halkımız Sabataycılık hakkında az buçuk bilgi sahibidir
ama Pakraduniler hakkında yoğun bir cahillik ve karanlık vardır.
Pakradunilik bundan 2600 yıl öncesine dayanır. O
tarihlerde Ermeni kralı Filistin e sefer etmiş, Yahudi kralını yenmiş, ordusunu
bozmuş ve büyük miktarda Yahudiyi Ermenistan a köle olarak götürmüştür. Kısa
bir müddet sonra bu Yahudiler yalancıktan Ermeni ve Hıristiyan olmuşlar,
devletler kurmuşlardır.
Yakın tarihlere kadar Pakraduniler bir tür Ermeni
Sabataycısı gibiydiler. Cumhuriyet devrinde bunların bir kısmı iğreti Ermeni
kimliğini bırakmış Müslüman görünmüştür.
Sabataycılar hakkında çok kitap ve araştırma var ama
Pakraduniler hakkında çok az bilgi vardır.
Türkiye de olup bitenleri anlamak istiyorsak mutlaka ama
mutlaka Pakradunileri tanımak zorundayız. Aksi takdirde oynanan oyunları
anlamamız mümkün olmayacaktır.
Bendeniz bu konuda uzman değilim, derin bilgiye sahip
değilim.
Müslüman kesimde büyük paralara sahip vakıflar,
dernekler, cemaatler vardır. Bunların bir ehil ve güçlü tarihçilerden ve
uzmanlardan oluşan bir ekip kurarak Pakraduniliği ve Pakradunileri incelemeleri
ve araştırmaları gerekir.
Pakradunilik Türkiye ye özel bir şey değildir. Birçok
ülkede Pakraduniler vardır O ülkelerin kimliğine, dinine, rengine, kültürüne
boyanmışlardır.
Anladığım kadarıyla Pakradunilere güvenemeyiz. O halde
onları tanımamız gerekmektedir.
Elinde para, imkan, fırsat olan Müslümanlar düşünsün.
Müslümanlar şu realiteleri akıllarından hiç
çıkartmamalıdır:
Türkiye de bir milyondan fazla Kripto Yahudi
yaşamaktadır.
Yine bir milyondan fazla Kripto Hıristiyan bulunmaktadır.
Kripto Yahudiler sadece Sabataycılardan ibaret değildir.
Bu konularda, elde belge bile olsa isim vermek doğru
değildir.
Müslümanlar Kurtuluş Savaşının İçyüzü ve M. Kemal
Araştırmaları Enstitüsü kurup derin ilmî ve tarihî araştırmalar yapmalıdır.
Türkiye Yahudilerini, Sabataycıları, Kripto Yahudileri Araştırma Enstitüsü adıyla
başka bir araştırma merkezi kurulmalıdır.
Bu anlattıklarım şifahî=sözlü kültürle başarılamaz.
Yeterli sayıda Müslüman gence İbranîce ve Ermenice
öğretilmelidir.
Bunlar bedevî kültürü ile olmaz.
Hahambaşı Haim Nahum un 1920 lerin başında bağrımıza sapladığı
Lozanın gizli protokolleri kazığını, 2013 yılına geldik ama hâlâ söküp çıkartıp
yaramızı tedavi edemedik.
Bugünkü şifahî, kırsal kesim, bedevî kültürü ile
sömürgeci, emperyalist, acımasız egemen azınlıkların ve onları kışkırtıp
destekleyen dış düşmanlarımızın daha çok kazıklarını yeriz.
20.06.2013