Türkiye?ye Şeriat mı geldi de haberimiz yok

Abone Ol

Yaşanmakta olan gerilimin giderek tırmanası, ve giderek

bir şiddete dönüşmesi ürkütücü. Tarafların birbirlerine bu denli acımasız

davranmaları sanki Türkiye ye Şer i bir düzen gelmiş de bunun karşısında

olanlar müthiş bir saldırıya geçmiş, kaybettiği mevzileri geri almaya çalışıyor

gibi. İktidar gücünü elinde bulunduran taraf ve yandaşları da karşı tarafın

saldırılarını tam da böyle bir ruh haliyle karşılıyor, savunmaya geçiyor.

Türkiye de liberal, batıcı, kapitalist bir yönetim var.

Bugüne kadar da genellikle pozitivist ruhlu Fransız jakoben bir laiklikle

yönetiliyor. Bu laik yönetim tarzı tartışılıyor epey bir zamandır. Laikliğin

kendisiyle değil, Batı ruhlu daha yumuşağı Anglosakson laikliği mücadelesi

veriliyor. Amerikan tipli bir laiklik. Yani biraz daha esnek. Yani, Müslümanlar

bir tehlike arz etmedikçe onlara belirlenmiş olan alanda kalmalarına izin

verilen bir laik sistem. Kaldı ki 11 Eylül olaylarından sonra Amerikan tipi

olan Anglosakson laiklik de Müslümanlara diş biliyor, kaşlarını çatıyor ve

soluk aldırmıyor.

Epey bir zamandır Müslümanların içini boşaltma çabasında.

Bunu da Müslümanların elleriyle yaptırtıyor. Müslümanları birbirine

kırdırtıyor. Müslümanlara karşı savaş verirken kendisi değil kendi kuklalarını

devreye sokuyor.

Hal böyle iken mevcut iktidar liberal kapitalist sisteme

sadık, bazı durumlar ile ilgili düzenlemeleri sanki şeriat gelmiş her şey

günlük güneşlik, herkes şer i kurallara zorlanıyormuş gibi bir algı oluşuyor.

Bunu bahane bilenler giderek kemikleşiyor, alabildiğine saldırgan bir üslupla

en olmadık nedenlerle ortaya atılıyorlar. Soma kazasında yaşanan felaketi

bahane ederek gerilim tırmandırılıyor.

Aslında bunu yapan güçler ve çevreler de emperyalist ve

egemen güçler. Bugün iktidardan rahatsız olan egemen çevreler Türkiye deki

batıcıları kullanıyor şu anda. Arap-Amerikan baharında yaptığı gibi. Yerli

halka iktidarları devirtti, yerine kendine bağlı yeni adamlar getirtti.

İktidar yanlısı çevreler, sevenleri, şair ve yazarları,

gazeteleri toplu bir savunma içindedirler. Onlara göre, mevcut şer i düzenli

yönetim gitmesin algısı oluşturuluyor. İktidarı korumak İslâm ı korumakmış gibi

bir düşünce egemen. Oysa iktidar mevcut liberal, kapitalist, laik sistemi

Müslümanların nezdinde pekiştiriyor. Bir de devletin ve ülkenin olanaklarından

iktidar çevresinde bulunanlar yararlanıyor. Reklam şirketleri, ajanslar,

müteahhitler, işverenler kendi aralarında paylaşıyorlar. Karşıdakiler de

bunlardan mahrum kalıyor.

Sayın Başbakan birini hedef alıyorsa, hurra herkes o yöne

yüzünü çeviriyor ve toplu bir saldırıya geçiliyor. Hatta daha da ileri

gidiliyor.

İktidara yakın duran çevreler kendi çıkarlarının ve

konumlarının savunması içindedirler. Belediyelerin elden çıkma kaygısı ve

düşüncesinin telâşının arkasında bu yatıyor. Memurlar 28 Şubat sürecinde büyük

bir zulüm gördüler, sürüldüler, aşağılandılar. Şimdi, bu kesimde yer alanlar

tekrar böyle bir duruma düşmemek ve yaşamamak adına bu büyük savaşı veriyorlar.

Sanki bir cihad yapıyorlar.

Oysa: Devletin kurumları milli piyango kumarını daha

özendirerek sürdürüyor.

Faiz kurumu daha rahat işliyor. Yabancı sermaye daha çok

götürüyor. Bankların karında hiçbir azalma olmuyor. Faiz lobisi kazancını

katlıyor.

AB uyum yasaları gereği bu iktidar zina yasağını

kaldırıyor ardından da öğrenci evlerinde öğrenci olan genç kızlarla erkeklerin

bir arada olduğundan, dolayısıyla zina yapıldığından ötürü yakınıyor. Domuz eti

yasağı kaldırılıyor, bir de bakıyoruz reyonlarımıza mutfaklarımıza biz farkında

olmadan domuz eti giriyor. Ondan sonra da yakınılıyor. İdam yasağını bu devlet

kaldırıyor, ardından da idam tartışma konusu oluyor. NATO nun üyesiyiz.

Dayatmalarını direnemiyoruz, kendi topraklarımız egemenliğimizi onlara teslim

ediyoruz sonra da yakınıyoruz. Sevgili Efendimizin biniti olan devesi Kasva ile

en lüks otomobillerimizi kıyaslıyoruz. Sevgili Efendimizin bir çul, tek bir

giysi, sofrasındaki arpa ekmeği ile bugünün saltanatını sürdürenleri

özdeşleştiriyoruz. Ne tuhaf bir durum. Yoksa Türkiye ye şeriat gelmiş de bizim

mi haberimiz yok Bu, nasıl bir şeriatsa!