Türkiyeye Pakistanlaştırma Ayarı mı?

Abone Ol

IRA sorununun çözümünde İngilterenin baş müzakerecisi olan Jonathan Powell, "Teröristlerle Konuşmak" adlı kitabında terörü şu şekilde tanımlıyor: "Terör, bir ülkenin içinde korku yaratmak ve ülke dışında ise düşmanlarının düşmanlarını desteklemek; isyancı ve ayrılıkçı gruplar görmezden gelindiklerinde dikkat çekmek yahut hedeflerine ulaşmak için barışçıl siyasi yollar olmadığını gördüklerinde ya da bir hükümeti korkutarak bir azınlığın taleplerini kabul ettirmek amacıyla başvurdukları bir araçtır."

Bu tanımda dikkati çeken en önemli husus, terör örgütlerinin hedeflerine başvurmak için mücadele ettikleri devletin tüm hasımlarının emrine amade, "kullanışlı ihanet odakları" oldukları boyutuyla "düşmanlarının düşmanlarını desteklemek" olarak karşımıza çıkıyor.

"Yeni Büyük Oyun"un şiddetini arttırdığı bir dönemde terör örgütlerinin gerek "meşruiyet" zemini gerekse de "cazip maliyetler" noktasında sağladığı avantajlar, hasım devletlerarasında da "düşmanımın düşmanı" anlayışını cazip kılıyor. Dolayısıyla, örtülü savaşların zirve yaptığı bir dönemde terör örgütleri de altın çağlarını yaşıyor.

***

21. yüzyıl savaşlarının etkin araçlarından biri haline dönüş(türül)en terör örgütlerinin sistematik bir şekilde uluslararasılaştırılması ve marka haline getirilmesi, bu stratejinin en belirleyici özellikleri arasında yer alıyor. İstihbarat örgütlerince birer görünmez el, hayalet konumuna dönüştürülen bu tür örgütlerin sağladığı operasyonel rahatlık, manevra kabiliyeti ve ortaya koyduğu sonuçlar, bu aracın bundan sonraki süreçte de yaygın olarak kullanılacağını gösteriyor. Özellikle de, bu örgütlerin zaman içerisinde muhatap alınmaya başlaması ve bunlara uluslararası meşruiyet kazandırılması hususu oldukça önemli.

Bu süreç içerisinde teröre-terör örgütlerine bir şekilde bulaştırılan ülkelerin durumu ise en zor olanı. "Dimyata giderken evdeki pirinçten olma" hali olarak da adlandırılabilecek bu hadisenin en somut örneklerinden birisi de Pakistan.

Bölgesel bir güç olmak isteyen Pakistanın Taliban, hatta El Kaide üzerinden nasıl bir oyuna getirildiği ortada. Keşmir sorununu çözemediği gibi, yeni Keşmirlerin oluşumuna da yol açmış görünüyor. Örneğin, BOP haritasında yer alan ve Pakistanın topraklarının bir kısmını da içeren Beluç Devleti adeta bu devlete kendi elleriyle kurduruluyor.

Bu arada, Talibanın Pakistandan "Büyük Afganistan" adına toprak talebinde bulunduğunu da hatırlatmakta fayda var. Pakistan-Afganistan sınırları arasında yer alan, bölgenin "Kuzey Irak"ı olarak da adlandırılabilecek Veziristan sorununun her geçen gün derinleşmesinin arka planında yatan nedenlerden biri de Taliban. Peki, Pakistan bu oyuna nasıl geldi

***

Hatırlanacağı üzere, El Kaide uluslararası bir terör örgütü olarak ön plana çıkarken, Taliban daha çok Pakistan-Afganistan merkezli bir bölgesel örgüt olarak karşımıza çıkmaktaydı. Başta Pakistan istihbaratı ISI ve CIA tarafından palazlandırılan Taliban, Sovyet işgali sona erene kadar kurtarıcı, mücahit kabul edilirken, Sovyet sonrası dönemde hızlı bir şekilde terör örgütü olarak lanse edilmeye başlandı.

Taliban süreç içerisinde bölgesel bir "terör örgütü" hüviyeti kazanırken, El Kaide de bu örgütün temel işbirlikçilerinden biri haline dönüştürüldü ve ISI-CIA dışında Körfez tarafından da başta finansman ve insan kaynağı olmak üzere, her türlü desteğe mazhar oldu.

Oyun, 11 Eylüle kadar devam etti. 11 Eylül sonrası ABD dış politikasında yaşanan değişim kendisini yöntem ve araçlar/aktörler bağlamında göstermeye başlayınca, ABD-Pakistan işbirliği yerini büyük bir husumete bıraktı. Pakistan, Taliban noktasında ABD ile ters düşünce, adeta bu örgüt üzerinden cezalandırılmaya başlandı.

Burada sorulması gereken soru, Talibanın nasıl olup da "düşmanımın düşmanı" mantığı çerçevesinde düşmanı ile bir işbirliğine gittiği ya da ona dolaylı da olsa hizmet ettiği olacaktır.

***

Meselenin Türkiye boyutuna gelince... Türkiyenin IŞİD ve PKK terör örgütleri üzerinden nasıl bir kumpas içine çekilmeye çalışıldığına hep birlikte şahit oluyoruz. Bunun için son olarak Financial Timesta çıkan habere bakmak fazlasıyla fikir verecektir.

Söz konusu haber, son dönemeçte Türkiyeye adeta bir uyarı fişeği gibi. Bölgesel politikalarda ve özellikle de Kürt Devleti projesinde ters düşmesi durumunda nasıl büyük bir felaketle karşılaşabileceğine yönelik "dostça uyarılıyor".

Dolayısıyla, Türkiye açısından El Kaide ve Taliban örgütleri ikilisi ve bu ikili üzerinden başta ABD olmak üzere, diğer ülkelerin bölge üzerinde yürüttükleri oyunun/siyasetin çok daha iyi irdelenmesi gerekiyor. Özellikle de Pakistanlaşma sürecinin yüksek sesle dillendirilmeye başladığı bir dönemde artık bu kaçınılmaz!