Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve TC Dışişleri Bakanlığı
aktif bir dış politika uyguluyor KKTC konusunda, sistemli, insan haklarını
gözeterek ve kimseleri ürkütmeden. Ürken sadece, kendilerini Kıbrıs adasının
tek sahibi, hükümeti, yöneticisi ve temsilcisi sanan Rumlar. Adeta çılgına
dönüyorlar Türkiye nin bu girişimlerinden.
Çok güzel bir politik strateji uyguluyor Türkiye Hükümeti
ve TC Dışişleri.
Kıbrıs Rum Hükümeti nin Avrupa Birliği içinde Kıbrıs
adasının tek hâkimi ve yöneticisi pozlarında ahkâm kesmesine izin vermiyor
elden geldiğince.
Kıbrıs Rum Hükümeti nin Avrupa Birliği içinde, Kıbrıs
adası üzerinde her türde ve konuda egemenlik haklarını kayda geçirme ve
pekiştirme girişimlerini ustalıklı bir biçimde toplumlararası meseleye, yani
Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumlar arasındaki bir sorun düzeyine indirgeyerek,
Kıbrıslı Rumların adanın tek sahibi, tek sözcüsü ve tek yöneticisi olmadığını
yürürlükteki yasalar ve anlaşmalar çerçevesinde ortaya koyuyor veya da
koydurtuyor.
Bu da Rumları çılgına çeviriyor açıkçası.
Türkiye nin özellikle Hellimin Kıbrıslı Rumlar adına
tescili ve Kıbrıs adasının henüz kesinleşmemiş Münhasır Ekonomik Bölgesi
içinden bir gün çıkarılması olasılığı olan herhangi bir hidrokarbon ürününün
veya madenin Kıbrıslı Rumlar tarafından sahiplenilmesini ve tek taraflı
kullanılmasını önleyecek adımları atması Rumları bayağı endişelendirmiş
durumda.
Türkiye nin Kıbrıs sorunu çözülsün veya çözülmesin
hidrokarbon ürünlerinin ve gelecekte çıkarılması olası madenlerin Kıbrıslı
Türkler ve Kıbrıslı Rumlar arasında adilane paylaşılması talebi nde
bulunmasından sonra aynı mantık doğrultusunda bir öneri daha ortaya atıldı.
Bu öneri, Kıbrıs adasına özgü bir peynir çeşidi olan
hellimin AB tarafından Menşe İsmi Korumalı ürün olarak tescil edilmesi
arifesinde hellim ve hellim üretimindeki teknik kriterlerin uygulanmasını denetleyecek
Kıbrıslı Rumlardan ve Kıbrıslı Türklerden oluşacak ortak bir denetim ve/veya
eşit hak ve yetkilere sahip, bölgesel iki ayrı denetim mekanizması nın
kurulması. Gündemin üst sıralarındaki bu talep, AB içinde de destek bulmuş
durumda.
Bu konuda Kıbrıs Rum Hükümeti hop oturup hop kalkıyor
dersem hiç de yanlış olmaz. Aralık ayının ortalarında BM Genel Sekreteri nin
Kıbrıs Özel Danışmanı Eide nin, Kıbrıslı Türkler İçin Eylem Grubu Başkanı
Bucci nin de hazır bulunduğu, Bölgesel Politika Komiseri nin ofisinden Korina
Kretu hanım ile görüşmesinde de hellim konusu ele alındı. Gerçekte hellim
konusundan öteye, görüşme konusunun zemini, hidrokarbon ürünleri, hellim
tescili gibi adadaki her iki halkı ilgilendiren benzeri konuların karşılıklı
olarak kabul edilir bir şekilde çözülmesinin, Kıbrıs sorununun çözüm çabalarına
da yardımcı olacağı oluşturdu. Bu
görüşmeden sonra Eide nin konuyu AB Yüksek Temsilcisi Federica Mogkerini ve
Johannes Hahn a da aktarması olayın ciddiyetini ortaya koymakta. Bu aşamadan
sonra şimdi AB nin ilgili komisyonunda hellim üretiminde teknik kriterlere
uyulup uyulmadığının ve benzeri aşamaların denetlenmesi için KKTC de ayrı bir
denetim mekanizması kurulması gündeme girmiş bulunuyor.
Rumların, her zaman ve her koşulda yaptıkları gibi tüm
engelleme girişimlerine rağmen eğer karar bu şekilde AB nin ilgili
komisyonundan çıkarsa, Kıbrıs Türk tarafında imal edilecek hellimin Menşe İsmi
Korumalı ürün olarak tescil edilmesi için denetim mekanizmasına yani denetimin
kim tarafından yapılacağına, ilgili dosyanın KKTC Tarım Bakanlığı nın onayından
sonra karar verilecek. Aynı şekilde de Hallumiu nun da Menşe İsmi Korumalı
ürün olarak tescil edilmesi için denetim mekanizmasının kim olacağına, ilgili
dosyanın Rum Tarım Bakanlığı nın onayından sona karar verilecek.
Benim yıllardır tanıdığım Rumlar uygulamanın bu şekilde
olmaması için elden geleni yapacağı ve denetim mekanizmasının Rum Tarım
Bakanlığı altında olmasını sağlamak için her yolu, Niccolo Makyavelli nin
neredeyse 6 asır evvel tavsiye ettiği gibi Hedefe giden her yol mubahtır
yöntemiyle deneyecekleridir.