Türkiye’nin Geleceği Ve 24 Haziran Seçimi

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim;

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (C.C.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize, âline ve sahabelerine olsun.

Sahip olduğu iktidar gücünün yıkılmaz olduğunu zanneden kimi insanlar, kuvvet ve kudret sahibinin ancak Allah olduğunu unuturlar da, zulüm yolunda yürümeyi akıllılık sanırlar. İktidarlarını korumak için Roma’yı yakıp yıkarlar da, günün birinde kendilerinin de yıkılabileceğini hiç akıllarından geçirmezler. Yakılıp yıkılan Roma, yeniden onarılır ve yaşanılır hale getirilir de, zaman içinde yakanların ve yıkanların esamesi bile okunmaz. İktidarda kalmak için toplumu paramparça hale getirenler, günün birinde kendilerinin bir hiç olabileceğini unutuverirler. İnsanlık tarihine baktığımızda, Allah Teâlâ’nın ihsan ettiği iktidar nimetiyle şımaran azgınların feci sonlarını ibretle okuruz. Bir iktidar, adalet ile ayakta durur da zulüm ile yıkılıp gider. Milli Görüşçüler Erbakan Hocanın şu sözünü hiçbir zaman unutmazlar: “Ey yürekleri dağlar kadar büyük ve azimleri kayalar kadar sağlam olan Milli Görüşçüler. Şartlar ne olursa olsun gelecekten asla ümit kesmeyeceğiz. Çünkü zulüm ebedi olamaz. Kötülük mutlaka hüsrana uğrayacaktır” Bu, inançla söylenmiş bir sözdür ve bu söz mutlaka erinde gecinde yerini bulur.

AK PARTİ İKTİDARI

Bir olayı değerlendirirken mutlaka bir ölçüye ihtiyaç vardır. Bir şeye doğru veya yanlış dememiz, itibar edeceğimiz ölçüye göredir. AK Parti icraatlarının değerlendirilmesinin hangi ölçme ve değerlendirme kıstaslarına göre yapıldığına iyi bakılmalıdır. Müslümanlar; bir iktidarın icraatlarını, inançlarının benimsediği maruf ve münker, helal ve haram, adalet ve zulüm, hayır ve şer kıstaslarına göre değerlendirmelidirler. Kendisini, muhafazakâr demokrat olarak tanımlayan AK Parti, bir kitle partisidir. Tercih edilen batıca siyasetin bir adımı olarak Avrupa Birliği’ne uyum için çıkartılan kanunlar sebebiyle manevi ve ahlaki değerler aşınmış, aile yapımızda büyük yıkımlar olmuştur. Yine AB’nin insafına terk edilmiş eğitim sistemimiz, materyalist muhtevasıyla bu milletin evlatlarını kimliksizleştirmektedir. Yürütülen faizci kapitalist nizam uygulamaları, ülkeyi ağır bir borç yükünün altına sokmuştur. Fabrikaları satılmış veya kapatılmış, tarım ve hayvancılıkta ülke başaklarına muhtaç hale getirilmiştir. Son olarak şeker fabrikaları satışa çıkarılmıştır. Vatandaşlarımız ağır vergi yükü altında ezilmektedir. ABD ve İsrail stratejik ortaklığını esas alan dış politika uygulamaları yüzünden Türkiye, sıkıntılı bir sürece mahkûm edilmiştir. AK Parti, batıla hak elbisesi giydirip pazarlayan zihniyetin temsilcisidir. İslam Birliği yerine Avrupa Birliğini savunur. Adil Düzen yerine faizci düzeni yürütür. Üreten değil, tüketen Türkiye’den yanadır. Helalleri konuşur, haramları dayatır. Samimi değil istismarcıdır. AK Partililer Müslüman’ım diyen kimselerdir. Ancak yürüttükleri faizci kapitalist nizam, İslam’ın düzeni değildir. Çünkü İslam faizi, Allah ve Resulüne karşı açılmış bir savaş olarak tanımlar. AB bir Yahudi ve Hıristiyan birliğidir. İslam, böyle bir birliğe dâhil olmayı kesinlikle reddeder. İslam’ın batıl ve şer olarak tanımladığı işleri yapmak, insan ve toplumu helak olmaya götürür. İslam’da aldanmak da aldatmak da yoktur. AK Partili kardeşlerimiz muhasebeyi buna göre yapmaları gerekir. Yine AK Partili kardeşlerimiz Saadet Partisi’ni ve değer grupları değerlendirirken de ilim, ahlak ve edep kurallarını dikkate almalıdırlar. Kişi, sevdiğini ilahlaştıracak derecede severse, sevdiği kişinin günah ve hatalarını görmez ve o işlenen günahlara ortak olmuş olur. Partiler birbirlerinin düşmanı değil, rakipleridir. Rakipler birbirleri ile savaşmazlar, yarışırlar. Yarışı kim kazanırsa diğerleri kazananı tebrik ederler. Müslüman nezaket sahibi olur. Bedeviliğin, fanatikliğin, taassubun gözleri kör ettiği dönemlerde, sabırlı olmak, İslam’ın ulvi esaslarına sarılmak, Allah’a sığınarak iş görmek gerekir.

TÜRKİYE

Yanlış ve batıl politikalar yüzünden Türkiye’de ahlaki manevi değerlerde büyük bir tahribat olmuş, güven sarsılmıştır. Eğitimimiz, kaliteli insan yetiştirmiyor. Borca dayalı para sistemi nedeniyle kamunu borcu 1 trilyon TL’yi aşmıştır. Esnaf kan ağlıyor. Bankalar kazanıyor, sanayicimiz ve esnafımız iflas ediyor. Toplumun temel direği olan aile yapımız bozulmuştur. Tarım ve hayvancılığı bitirilmiştir. Dış politikada günü birlik tavır değişiklikleri yüzünden Türkiye köşeye sıkıştırılmıştır. Biz bütün bu olumsuzluklardan bir yönetim değişikliği ile çıkabiliriz. Bu yönetim değişikliği, ise ancak Saadet Partisi’nin göstereceği aday üzerinden yapılması faydalı olur gözükmektedir. Bir felaket tellallığı yapmak istemeyiz. Ancak görünen köy de kılavuz istemez. Ülke ne zaman bir darboğaza girmişse ancak Milli Görüş ile düzlüğe çıkabilmiştir. Başka da çare yoktur. Önümüzdeki seçim “olmak veya olmamak” seçimidir. Millet olarak AK Parti’nin 16 yıldır uyguladığı faizci politikalar ülkeyi sıkıntıya sokmuştur. Bunun görülmesi gerekir. Bir insanın boğulurken sahildeki adama kabadayılık yapmasının bir hükmü olmaz. Saadetsiz saadet olmaz. Seçim milletimizindir.

SÜKÜNET

Siyaset, kin ve nefret tohumu ekme işi değildir. Aksine siyaset sevgi ve şefkatle insanları kucaklayıp, her türlü derdine çare olma işidir. Saadet Partisi iktidara geldiğinde yapacağı işleri de şöyle sıralamaktadır. 1. Toplumsal barış ve huzur ortamı sağlanacaktır. 2. Terörle etkin ve çok boyutlu mücadele edilecektir. 3. Önce Ahlak ve Maneviyat önde giden bayrak olacaktır. 4. Etkiden ve önyargıdan kurtulmuş bir adalet sistemi tesis edilecektir. 5. Vasıflı insan yetiştiren bir eğitim modeli benimsenecektir. 6. Üreten ve kalkınarak büyüyen ekonomik sistem kurulacaktır. 7. Şahsiyetli bir dış politika izlenecektir. Dış politikada “D-8”lerin “6” umdesi temel ilkemiz olacaktır. Yani, problemlerimizi savaş değil, barış, çatışma değil diyalog ile çözeceğiz. Milletimizin her bir ferdi, Saadet iktidarına vereceği bir oy kadar yakındır. Selam hidayete tabi olanlara…