Milli Gazete dışında kimsecikler ilgi ve alaka göstermiyor ama Türkiye nin en derin konularından biri; tohum meselesi.
Ankara Haber Müdürümüz Sadettin İnan ı, Şeker Fabrikaları nın özelleştirilmemesi noktasında, ısrarlı haber ve analizlerinden zaten tanıyorsunuz. Milli Gazete nin kesintisiz haberlerinin ardından, Türkiye nin stratejik kuruluşlarından Türkiye Şeker Fabrikalarının (A.Ş.) özelleştirilmesinden en azından şimdilik- vazgeçildi.
Saadettin bir süredir hedefini tohum a doğrulttu.
***
Türkiye nin tartışılmayan, nedense gündeme getirilmek istenmeyen tohum alanında neler oluyor, ne filmler dönüyor
Saadettin şunları dile getiriyor:
Tohumda rakamlar ne anlatıyor Tohumculukta Türkiye nin geldiği noktayı daha iyi anlayabilmek için ihracat ve ithalat rakamlarına ayrı bir gözle bakmak gerekiyor. Öncelikle şunu belirtelim ki, AKP hükümetinin tohumculuk sektöründe yerli ve millik konusunda bir politikası bulunmuyor. Neredeyse tamamı hibrite kayan ve dış ticarette önemli bir kalemi oluşturan mısır, ayçiçeği, şekerpancarı, patates ve sebze türlerinde üretilen tohumların önemli bir bölümü yabancıların hakimiyetinde bulunuyor.
Özellikle hibrit sebze tohumlarında yatırım ve ıslah çalışması yapan, kendi çeşitlerini üretmeye çalışan, bunun için elini taşın altına koyan yerli firmalar yok değil. Ancak bunların sayısı bir elin 5 parmağını geçmiyor. Türkiye nin geleceğine bu anlamda bütün sermayelerini yatıran, tohum teknolojisinde gelişme sağlayan, Türkiye yi dışa bağımlılıktan kurtarmaya çalışan bu yerli firmaların devlet tarafından desteklenmesi bir tarafa firmalar, bürokrasi ile uğraşmaktan işlerine bile zaman ayıramıyorlar.
Gelelim ihracat ve ithalat rakamlarına. Türkiye nin, 2012 yılında 197,6 milyon dolar ithalata karşılık 120,8 milyon dolar da ihracatı bulunuyor. Toplam işlem hacmi bakımında Türkiye nin 15-20 milyon dolarlardan bu noktaya gelmesi bir başarı olarak görülebilir. Ancak yerli tohumculuk konusunda bu rakamlar incelendiğinde aslında Türkiye nin pekte sevinecek bir durumda olmadığı daha rahat görülebiliyor.
Yabancılar kazanıyor, biz ameleliğini yapıyoruz: Şöyle ki; ihracat kaleminde en önemli ürünü ayçiçeği, mısır ve pamuk tohumları oluşturuyor. 120,8 milyon dolarlık ihracatın 96,7 milyon dolarını bu üç kalem oluşturuyor. Bu üç ürünün sahibi de neredeyse tamamı yabancı tohum firmalarına ait. PIONEER, LİMAGRAIN, SYNGENTA, MONSANTO, KWS ve BAYER gibi küresel tohum firmaları kendi tohumlarını Türkiye de üretip başta Rusya olmak üzere farklı ülkelere satıyorlar.
Yabancıların bu satış işlemleri de Türkiye nin ihracat kalemine yazılıyor. Yani ihracattan elde edilen asıl katma değer yabancıların cebine girerken, biz bu işin sadece deyim yerinde ise ameleliğini yapmış oluyoruz. Tohumda ihracat rakamlarına nedense bu gözle hiç bakılmaz. İhracat rakamı bir başarıymış gibi ortaya konulur ancak bunun sahibinin kim olduğu hiç sorgulanmaz. TSÜAB Başkanı Yıldıray Gencer de geçtiğimiz günlerde bazı gazetelere yaptığı değerlendirmede bizim sadece ameleliğini yaptığımız bu üç üründe her yıl yaklaşık 100 milyon dolarlık ihracat yapıldığına dikkat çekmişti.
Gülsek mi, ağlasak mı; İsrail bu alanda birinci: İthalat kaleminde de önemli bir ayrıntı bulunuyor. Hibrit sebze tohumculuğunda son yıllarda sayısı 3-5 i geçmeyen yerli firmalar önemli gelişmeler kaydetmiş olsalar da Türkiye, bu kalemde dışa bağımlı durumda.
197.6 milyon dolarlık ithalatın 128,2 milyon dolarını sebze tohumları oluşturuyor. Yani ithalatın yüzde 65 i sebze tohumundan kaynaklanıyor. Sebze tohumu ithalatında ise birinci sırada İsrail bulunurken, bu ülkeden yapılan ithalatın tamamını da sebze tohumları oluşturuyor. İsrail den 2012 yılında 18.5 milyon dolarlık sebze tohumu ithalatı yapılmış. İkinci sırada ise 15.5 milyon dolarlık sebze tohumu ithalatı ile Tayland takip ediyor.
Bak şu bizim domates e: TÜİK rakamları ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı nın verilerine göre sebze tohumu ithalatında ise miktar ve değer bakımından ithalata en fazla konu olan ürünlerin başını domates çekiyor. Zaten ithalatın ayrıntısı incelendiğinde bu kendisini gösteriyor. İsrail den yapılan 18.5 milyon dolarlık ithalatın 16 milyon dolarlık kısmını da tek kalemde domates tohumları oluşturuyor. Yani ülkemize ithal edilen domates tohumunun nerde ise yüzde 40 ını İsrail den ithal ediliyor.
Bu ülkeden yapılan ithalata dikkat: Tayland dan yapılan ithalatta özellikle 2012 yılında gözle görülür bir artış yaşandı. 2011 ve önceki yıllarda bu ülkeden yapılan ithalat 8 milyon dolar seviyesinde bulunurken, bu rakam 2012 yılında birden 15,5 milyon dolara çıktı. Bu ithalatın da tamamını sebze tohumları oluşturdu. Başta İsrail olmak üzere ABD, Fransa ve Almanya nın küresel tohum şirketlerinin bu ülkede önemli üretim yaptığı biliniyor.
BAŞBAKAN ERDOĞAN HAKKINDA İLGİNÇ BİR SUÇ DUYURUSU!
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Mehmet Baransu ve Taraf Gazetesi hakkında suç duyurusunda bulundu.
Hani şu 2004 yılında MGK da imzalanan karar hakkında.
Bu kez Taraf ve Baransu da Başbakan Erdoğan hakkında karşı suç duyurusu yaptı.
Başbakan Erdoğan hakkında esasen kamuoyuna fazla mal olmayan bir suç duyurusu daha var.
28 Şubat sürecinde Türk Silahlı Kuvvetleri nden (TSK) atılan Şaban Kargın, 28 Şubat Davası nı itibarsızlaştırdığı gerekçesiyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.
Şöyle diyor, Kargın;
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı na;
(T.M.K. 10. MD. YETKİLİ)
28 Şubat 1997 tarihinde gerçekleşmiş olan postmodern darbe mağduru bir Hv. Uzm. Çavuşum.
28 Şubat Davası nda sadece 5 tutuklu sanık kalmıştır.
28 Şubat 1997 darbesini sadece 5 tutuklu generalin gerçekleştirmesi mümkün değildir.
Maalesef gerçekleşmiş ve amacına ulaşmış 28 Şubat 1997 tarihli postmodern darbenin üstünün, şu andaki siyasi iktidarın örtmek istediği apaçık ortadadır.
Bizzat sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, geçen yıl 28 Şubat tutuklama dalgaları başladığında Bu tutuklama dalgaları bizi boğar. diyerek adalete müdahalede bulunmuş ve 28 Şubat 1997 postmodern darbesinin sivil, iş dünyası, medya, basın ve rektörler ayağının tutuklanmasını engellemiştir.
Başbakan Erdoğan o ünlü şiiri okuyarak 28 Şubat 1997 postmodern darbesine kendileri de ortak olmuştur. 28 Şubat 1997 darbesinin üstünü kapattığı açıkça ortadadır.
Ak Parti ve Hükümet Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ın 28 Şubat Davasında adaletin görevini engellediğini düşünüyorum Arz ederim. 19.11.2013, Şaban Kargın.
İlginç değil mi
NOT: 11 Aralık 2013 Çarşamba. 1) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011 seçimleri öncesinde yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi, sınıfta kaldı, çuvalladı. 2) Yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları, 28 Şubat darbesi döneminde kapatıldı. Vakıf olan bu yurtların asıl sahiplerine iadesi noktasında şu ana kadar tık yok. Du bakali n olacak Takipçisiyiz