Önce Papa sahne aldı; Türkler, Ermenilere soykırım
yaptı dedi. Ardından Avrupa Parlamentosu ve sonra Avusturya meclisi, sonra
Rusya lideri Putin, Bulgaristan, Almanya cumhurbaşkanı ve ABD başkanı Obama da
yüzümüze haykırdı, siz katliamcısınız diye. Türkiye, bir hafta içerisinde
hiçbir dönemde yaşamadığı hakaret ve saldırılara maruz kaldı. Ve herkes gayet
iyi bilmektedir ki, bu henüz bir başlangıçtır, Batı nın küstah tavrının bir
sonraki adımı Ermeniler için tazminat ve toprak talepleri olacaktır.
Vatandaş şimdi soruyor; bu nasıl bir dış politika, böyle
bir rezalet nasıl engellenemedi ve neden dirayetli bir tepki gösterilemiyor
Hani Türkiye bir dünya gücü olmuştu, hani cumhurbaşkanımız bir dünya lideriydi,
nerede o şahsiyetli dış politikanız Şimdi görülmektedir ki; meğer her şey
yalanmış, her şey bir algı yönetimi ve aldatmacadan ibaretmiş. Bu son
gelişmeler, maalesef Türkiye nin dünyadaki gücünün ve itibarının tükendiğini ve
gelişmişlik masallarının, şahsiyetli dış politika söylemlerinin, içi boş
sözlerden ibaret olduğunu göstermektedir.
Bu ülkede tarım yok edildiği için, Türkiye; 2014 te
Rusya dan 1.2 milyar dolarlık buğday ithal etmiştir. Yani Türkiye, ekmek
ihtiyacını karşılayabilmek için Rusya dan buğday ithal etmek zorundadır.
Enerjiden tarım ürünlerine kadar, Rusya ya öyle bağımlı ve muhtaç duruma
gelinmiştir ki; Rusya ya dirayetli bir tepki gösterebilmesi de artık mümkün
değildir zaten.
Yine bu çok şahsiyetli dış politika döneminde (2011
yılı), Fransa da Türkler Ermenilere soykırım yapmadı ifadesini bile suç
olarak tanımlayan bir yasa kabul edilmiştir. Şimdi ise Almanya Cumhurbaşkanı da
soykırımı tanımıştır. Engelleyemiyoruz, tepki veremiyoruz. Çünkü hala Fransız
ve Alman arabalarına biniyoruz. 13 senedir iktidarda olanlar nedense hala yerli
bir otomobil üretemedikleri için.
Fransız ve Alman bankalarından borç alıyoruz. Türkiye nin
yabancılara borcu, 2002 yılından 130 milyar dolardı, 2014 sonunda 3 katının
üzerine çıkarak, 402 milyar dolara ulaştı. Devlet borçlandı, şirketler
borçlandı, vatandaş bile bu borç batağına batırıldı. Borçların faizlerini
ödemek için bile, yeniden borç almak zorundadır artık Türkiye. Sadece borçla da
değil bağımlılığımız, Fransız ve Alman şirketleri Türkiye deki fabrikalarını
diğer ülkelere taşırlarsa diye ödü kopuyor hepimizin. Zaten işsizlik tarihin en
vahim seviyelerine gelmiş.
İtibar sağlasın diye yaptırılan Ak Saray da ağırlanan ilk
resmi konuklar olan Papa Franciscus ile Putin değil midir; Türkler soykırım
yapmıştır diyenler. Görülmektedir ki; Sarayla itibar olmuyor, uçakla, makam
arabasıyla itibar olmuyor. İşte sonuç; tüm dünya size katil deme cesaretini
kendinde buluyorsa, sizin ne saygınlığınız ne de ekonomik gücünüz kalmadığı
için değil midir
Son 12 yılda; 771 milyar dolar dış ticaret açığınız
varsa, dış borcunuz; 3 katını geçmiş ve 402 milyar doları aşmışsa, üretmek
yerine ithalatla yaşıyorsanız, Devlet; faiz lobilerine 388 milyar dolar faiz
ödemişse, en stratejik şirketleriniz yabancıların eline geçmişse, siz bu saldırılara
ve hatta daha da kötülerine maruz kalırsınız elbette.
Gerçek şu ki, ancak güçlü ve bağımsız bir ekonomiye
sahipseniz, uluslararası platformda itibar ve izzet sahibi olabilirsiniz. Son
yıllarda uygulanan ekonomi politikaları nedeniyle, Türkiye ekonomisi
zayıfladıkça ve Batı ya bağımlı hale geldikçe, Türkiye nin uluslararası itibarı
da giderek azalmıştır. Son gelişmeler kanıtlamaktadır ki, Türkiye nin ekonomik
gelişmesi de, şahsiyetli dış politika söylemleri de gerçek değildir.
İşte bu yüzden tüm bu iftira ve hakaretler engellenememiş
ve dirayetli bir tepki verilememiştir. Katil suçlamalarını engelleyemeyen,
tepki veremeyenlerin, yakın gelecekte batının Ayasofya nın kiliseye dönüşme
talebi karşısında ne yapabilecekleri şimdiden belli değil midir