İçinde bulunduğumuz açmazların, bizi sürükleyeceği

belirsizlik ve uçurumların baş sorumlusu bizleriz. Biz geçmişte yaşananlardan

da öğüt almıyoruz. Gene aynı tuzağın içinde kendimizi buluyoruz. Sonu gelmeyen

bu açmazların bizi giderek çıkmazlara ittiği de bilinen bir gerçek.

Haçlı emperyalizminin üzerimize abandırdığı etki, korku

ve küçüklük duygusu elimizi kolumuzu bağlıyor ne yazık ki. İçinde bulunulan durumu

birileriyle değerlendirirken ortak kanı ve düşünce: Bizim halimiz ne olacak.

Biz yalnız başımıza ne yaparız ya da Gücümüzün olmadığının farkındayız.

Onlarla birlikte olursak ne devşirirsek payımıza kârdır derler. Bu bize Turgut

Özal ın Irak işgali sırasında: Bir koyar beş alırız ı anımsatıyor. Irak

işgalinin Türkiye ye maliyeti çok yüksek oldu. Yüzyıllardır ile tırnak gibi

olan iki kavim Türk-Kürt çatışmasının arkasında egemenler var. Ortam öylesine

oluşturuldu ki aklımıza gelmeyen başımıza geldi. On yıllarca binlerce gencimizi

tükettik toprağa gömdük. Bu, salt bizimle sınırlı değil. Müslümanların yaşadığı

topraklarda giderek daha küçük parçalara bölünüyoruz. Artık kavmi çatışmaların

çok ötesinde bir yerde bulunuyoruz. Kürtler ulusal bir savaş gerilimi içinde.

Öyle bir noktada bulunuluyor ki ne yapılırsa yapılsın tatmin olunamıyor. Bu,

kabile çatışmasına kadar indirgenmiş durumda. Bunu en iyi özetleyen Benyamin

Netanyu oldu: Bölgemizde bize yakın, uzak ortaya çıkanlar ışığında bizlere

büyük ödevler düşmekte. Onlar kendi aralarında birbirlerini vururlarken biz

kendi aramızda yakınlaşalım. Kimsenin İsrail e zarar vermesine izin

vermeyeceğim. Sizlere gidip tatilin tadını çıkarın diyorum ve birileri tatilin

huzurunu bozmayı düşünürse, kendisini neyin beklediğini iyi bilsin ifadelerini

kullandı. Türkiye yöneticileri baştan beri kendilerini savaş alanının ortasında

buldular. Tarafları bir araya getirmek ve savaşın önüne geçmek yerine taraf

oldular. Öylesine bir kampanya oluşturuldu ki, Abede yanlısı olmayanlar

Ergenekon veya Cehepe yanlısı olarak sunuluyor. Anti Şialık abede

emperyalizminden daha tehlikeli sunuluyor. Böyle olunca da tarafların bir araya

gelmesi engelleniyor. Türkiye ise tam bir tuzağın içinde. Dahası Abede

müdahalesi adeta bir zorunluluk olarak görülüyor. Ondan başka bir seçenek de

bulunamıyor. Süreci anımsarken kimi yöneticilerin Hizbullah ı hizbuşşeytan

diye tanımlaması önü alınamaz bir uçuruma sürükledi. Kimileri de iki gün içinde

Şam a girebileceklerini söylüyorlardı. Bütün bunları yeniden göz önüne alınca

Türkiye nin bu süreçte hiçbir önemi ve konumu yokmuş düşüncesi ağır basıyor.

Suriye olayı bize bütün yönleriyle Irak sürecinde

yaşananları anımsatıyor. Türkiye deki yöneticilerin o zamankinden farklı bir

tutumları yok.

Bütün umutlar emperyalizmin başı olan Abede den medet

umuyor olması asıl şaşkınlığımız. Müslümanlara çeki düzen verilmesi onlardan

bekleniyor. Kendi başlarına bir iş yapamayanlar ancak gerilimi

tırmandırıyorlar. Tarafların geriliminde de taraf oluyor.

Türkiye nin temel sorunlarından biri laik, seküler ve

cehepe merkezli duruşun bir korku olarak üretilmesi ve gösterilmesi. Bu

düşünceyi haklı çıkaran da karşı tarafın keskinleşmesi. Onlar ve karşıtları

varlıklarını gerilim ile sürdürüyorlar.

Türkiye büyük bir vebal ve sorumluluk altında. Irak ta

ölenlerin sayısının iki milyon insanı bulmasında Türkiye nin de payı var. Hava

sahamızdan Irak a binlerce sorti yapıldı ve milyonlarca insanın ölümüne neden

olundu. Abede şimdi Suriye de benzer bir tutum içinde. Havadan vuracağını

açıkladı. Peki, kimler vurulacak, vurulanların sayısı Beşar Esat ın

öldürttüklerinden daha mı az olacak Havadan bombalarken karpuz tarlaları gibi

ayrı olan bölgeler mi bombalanacak Esatçılar tek tek seçilerek mi vurulacak

Bombalanacak kesimlerde örneğin Şam da veya çevre ilerde uygarlık tarihimiz yok

olurken bunda kimin vebali olacak. Aylardır emperyalizmi Suriye ye müdahale

ettirmeye çağrıda bulunmak ve sonuçlarından Türkiye nin hiç payı olmayacak mı

Suriye işgal edilince oraya özgürlük ve demokrasi mi gelecek Filistin

İsrail in kontrolünde. Orada ne kadar özgürlük ve demokrasi var Yazık oluyor.

Bunu isteyenler de büyük bir sorumluluk altında. Bütün Müslümanları da buna

ortak ediyorlar. Yazık çok yazık diyoruz.