Türkiye‘de Türk ve Müslüman Olmak Suç Mu?

Abone Ol

Seçimden sonraya bırakılan Anayasa değişikliğinde, değişiklik gereği önemli bir tanım kaldırılacak. Türk kelimesi Anayasa‘dan çıkartılacak. Hükümet bunu ‘açılım gereği‘ yapıyor. 1928‘de Anayasa‘dan "Türkiye Cumhuriyeti‘nin dini; din-i İslam‘dır" ibaresi çıkartılmıştır. (Dikkatinizi çekerim; bu tarih aynı zamanda ‘harf inkılâbı‘nın da tarihidir). Yeni devletin kurucu kadrosundan bir kısmının çok önem verdiği laiklik kavramını -ki laikliğin anayurdu Fransa‘dır- toplum bazında yaşama dönüştürmek için böyle bir karar alınıp uygulanmıştır. Sonrasında gelişen acı verici olaylar bu ilk adımın eseri olarak toplum hafızasında kayda geçmiştir. Bu konuya neden girdik?

Televizyon, gazete ve dergilere baktığımızda Türk kelimesinden rahatsız olan bir zümre görüyoruz. Türk edebiyatı demek yerine Türkçe edebiyat deniliyor. Türk şiiri demek yerine Türkçe şiir deniliyor. Bir kere bu, gramer açısından yanlış bir kullanımdır. Niteleme nitelenen nesnenin varlık gerekçesinden kaynaklanması gerekirken burada nitelenen nitelenenin özelliğinden (nesnenin bir noktaya kadar geçici özelliğinden) kaynaklanıyor. Nasıl mı? Diyelim Orhan Pamuk‘un romanları İngilizceye çevriliyor. Şimdi buna, Türk edebiyatına ait bir romana Türkçe edebiyat dediğimizde İngilizce bir kitaba Türkçe demenin komikliği meydana gelmiyor mu? Aynen, Fransız edebiyatına Fransızca edebiyat denilmediği gibi Rus edebiyatına Rusça edebiyat denilmiyor. Dolayısıyla Türk edebiyatına da Türkçe edebiyat denilemez. Bu yanlı ve yanlış kullanımdır. Yanlı olması Müslüman halkın yaşam tarzından rahatsız olunmasının göstergesidir.

Konuyla ilgili bir diğer mesele de şu; Türk dışındaki bütün unsurları (ırkları) tek tek sayarak bu unsurların Türkiye‘de dışlandığını söylüyor bazı yazar şair geçinenler. Aslında tam tersi değil mi? Türk edebiyatını meydana getiren isimlerin çoğu milliyet olarak Türk değil. Burada ilginç bir nokta daha var; genel olarak Sol‘a baktığımızda milliyet olarak Türk olmayan yazar ve şairlerden müteşekkildir. Aynı şekilde Müslüman düşünüş, kültür ve yaşam biçimi ve biçemini benimsemeyen isimlerdir. Ne kadar liberal olurlarsa olsunlar son kertede tercih etmek durumunda kaldıklarında İslam‘ı ve Müslüman şair ve yazarları tercih etmiyorlar. Geleneğe karşı çıkıp eleştirdikleri halde, kendilerine küçük bir eleştiri yapıldığında hemen karşı savunuya geçiyorlar. Oysa günümüzde geleneğe karşı çıkan hatta gelenekten kopmuş yeni bir edebiyat (şiir, öykü, roman) meydana getiren Müslüman şair ve yazarlardır. Sol‘un yaşayan yaşlı (ve önemsenen) şairleri şiirlerinde geleneği yenilemekten ziyade geleneği dondurmuşlardır. Genç şairleri de onları taklit ediyorlar. Tekrarın tekrarı yani.

Biz kimseyi dışlamadan ortaya konulan eser mi değil mi ona bakıyoruz. Bizce örneğin Hüseyin Atlansoy ne kadar şairse Haydar Ergülen de o kadar şairdir.  Sadece kategorik değerlendirmelerin derinliksiz olduğunu hatırlatıyoruz. Eğer Türkiye‘de dışlanmak söz konusuysa asıl dışlanan Müslüman şair ve yazarlardır. Nedeni ise açık; sistem karşıtı oldukları için. Müslüman şair ve yazarların bilinçli (Müslüman bir şairin güçlü bir şair olduğunu okuyup bildikleri halde okumamış ve bilmiyorlar gibi davranmaları) bir şekilde dışlanmalarının önemli üç sebebi var. Şunlar; 1-Sistemi savunmadıkları için. 2-1900‘lü yıllardan beri emperyalizmin mucidi ve en büyük finansörü olarak dünyanın çeşitli halklarına yaşam hakkı tanımayan işgalci ABD‘ye ve Amerikanca düşünüş, kültür ve yaşam tarzına karşı oldukları için. 3-Daha 1920‘lerde Anadolu‘yu karış karış işgal eden Batılılara ve ‘işgalci zihniyet‘in uzantısı olarak meydana gelmiş olan Batılı düşünüş, kültür ve yaşam tarzına karşı oldukları için.

O zaman soralım Türk demekten kaçınanlara! Siz mi daha muhalifsiniz Müslüman veya Türk demekten kaçınmayan ve üstelik bu kavramları yaşamında severek uygulayan şair ve yazarlar mı?

Bağnaz bir şekilde Cumhuriyete inanmış sistem şairlerinin mutlaka bir şiir kitabında Ebedi Şef‘e bir dize olsa bile övgü vardır. Açın bakın. Üstelik "Şiir anayasaya aykırıdır" diyebilmiş, İkinci Yeni‘nin en önemli şairlerinden Cemal Süreya‘nın şiirinde bile Ebedi Şef‘e övgü var. Peki, içinde bulunduğumuz bu çürük sistemi kuran ve milletimizin başına bela eden kim? Ebedi Şef ve kadrosu değil mi? Madem muhalifsiniz de niye sisteme karşı muhalif olmuyorsunuz? Muhalif olduğunu söyleyen yazar ve şairlere soruyorum; hem muhalif olmak ve hem de sistemi savunmak hangi mantığa sığar? Hem dışlandığını söylemek ve hem de sistemin en azılı savunucusu olmak nasıl bir mantıktır? O zaman seni dışlayanları efendi kabul ediyorsundur. Oysa biz Müslüman şair ve yazarlar bizi dışlayanı efendi değil adam yerine bile koymayız. Muhaliflik budur.

Türkiye‘de muhalif olmak için Müslüman olmak yeterlidir. Daha doğrusu Müslüman doğal muhaliftir zaten. Diğer türlü, muhalifim demek laf kalabalığından öteye gitmez. Amacı sadece para kazanmak ve gündemde kalmak olan bazı siyasilerin parti değiştirmesi gibi hem sistemin ekmeğini yiyip (fikir ve yaşamda sistemi savunarak) hem de muhalif olamazsınız sistem şairleri ve yazarları kardeşlerim!