Türkiyede Sosyal Güvenlik

Abone Ol

Türkiyenin herhangi bir şehrinde herhangi bir sokağı veya caddesinde herhangi bir saatte yolda yürürken birinin arkadan gelip sizi bıçaklamayacağı garantisi yoktur. Bıçaklanmak derken buna yumruk atılmak, hakarete uğramak, aşağılanmak, kaldırımda çarpılmak, gasp edilmek, dolandırılmak, korna çalarak korkutulmak, kaldırımda omuz atılmak, geceleri rahatsız edici şekilde gürültüye maruz kalmak vb. ekleyebilirsiniz... Bunların hepsi sosyal güvenlik -yani sosyal güvensizlik- meselesidir. Peki, Türkiyede sosyal güvenliği sağlamak kimin görevi Elbette devletin. Biraz daha ayrıntıya inelim; Türkiyede devletin hangi birimi sosyal güvenliği sağlamakla görevli Elbette polis teşkilâtı... Daha doğrusu bütün ülkelerde sosyal güvenliği sağlamakla o ülkenin polis teşkilatı görevlidir. Polisin en temel ve en önemli görevi güvenliği sağlamaktır. Sosyal yaşayış huzurunu bozan her bozukluğa anında müdahale etmesi polisin varlık gerekçesidir. Hayatın akışı içinde bakalım böyle mi

Hemen hemen her gün televizyonların ana haber bültenlerinde, bir gösteri ve eylem vesilesiyle -özellikle öğrenci gösterileri- polisin göstericileri ve eylemcileri copladığı haberleri yer alıyor. Polisin göstericilere sert müdahalesi sadece Türkiyeye has bir durum değil; dünyaya güya medeniyet dağıtan Batının göbeğindeki Fransada da öğrenciler coplanıyor, yerlerde sürükleniyor, dört bacak edilip polis gözaltı arabasına zorla sokuluyor, dünyaya patronluk yapan ABDde de aynısı oluyor, diyelim Güney Amerika ülkesi Şilide de, komünizmin dünyadaki tek merkezi Kübada da, Doğu Bloğu patronu Rusyada da göstericilere sert müdahale yapılıyor... Bu anlamda bütün ülkeler aynı.

Polisin, parasız eğitim istediği için copladığı öğrencileri niye copladığı anlaşılır gibi değil. O öğrenciler bir insanı öldürmemiş, bir insana uyuşturucu satmamış, bir insana bıçak çekmemiş, bir insana ya da topluluğa hakaret etmemiş, bir insanı gasp etmemiş, içip içip apartmanda bütün dairelerin kapılarını yumruklayarak etrafı rahatsız etmemiş ya da müziğin sonunu açarak komşularını rahatsız etmemiş sadece parasız eğitim istiyorlar. Bize, polis teşkilâtı yetkilileri şunu söyleyebilir; efendim öğrenciler izinsiz gösteri yapıyorlar. Tamam. Peki, uyuşturucu satan sersemler izin alıp da mı satıyor Bali çeken topluma yerleşmiş pislik virüsü devletten izin alıp da mı bali çekiyor Müziğin sonunu açıp komşusunu canından bezdiren geri zekâlı devletten izin alıp da mı yapıyor Devlet bunlara ne yapıyor Anlatalım...

İçki içip apartmanda rezillik çıkarmak, müziğin sonunu açıp komşuyu canından bezdirmek yani psikolojisini bozarak hasta etmek, başka gürültülerle etrafı rahatsız etmek Kabahatler Kanunu kapsamında değerlendiriliyor. Cezası ne Devlete vereceğiniz 50 lira. Yani 50 lira veriyorsun komşunu canından bezdiriyorsun; içip içip apartmanda nara atıyorsun. Polise şikâyet mi Polis, şikâyet edeni ve şikâyet edileni polis merkezine götürüyor; öğrencilere atıldığı gibi gürültü yapana dayak atılmıyor orada; gürültü yapan haklı çıkıyor, hele içki içip de gürültü yapıyorsa zaten dünden haklı polisin gözünde; diyelim polis gürültü yapanı haklı görmedi, gürültüden şikâyetçi olanı haklı buldu; tarafların ifadesini alıyor gönderiyor. Bu sadece gürültü şikâyetinde değil; biri sizi tehdit ettiği için şikâyet ettiğinizde de böyle. İki taraf dinlenip ifadesi alınıp bırakılıyor. Yani şikâyetçi olursanız mahkemeye sevk ediyor polis. Mahkeme günü ne zaman En erken 3 ay sonra. Peki, bu 3 ay içinde sizi öldürmekle tehdit eden kişi sizi öldürüp mezara da gömmez mi Yapacaksa yapar zaten. Devlet nerede yani devletin güvenlik gücü polis nerede Polis öğrencileri coplamakla meşgul! Yani iki davalı kişinin davası 3 ay sonraya atılıyor. Davacı ve davalı 3 ayda birbirine istediği her şeyi yapar diye düşünülmüyor. Nihayetinde cinayetler böyle böyle artıyor. Devletten beklediği adaleti göremeyen vatandaş, kendi başının çaresine bakıyor. Elini kana bulaştırmak istemeyen de o apartmandan taşınıyor. Bu mu şimdi sosyal güvenlik

Bursa Emniyet Müdürü, Bursa Kültür Parkında her çalı dibinde fuhuş yapıldığını ve polis teşkilatı olarak elleri kolları bağlı olduğunu yani ilgili kanunun polise müdahale yetkisi vermediğini söyleyip feryat etti. Sadece fuhuş mu Bursada öyleymiş, İstanbulda aşağı yukarı her parkta geceleri alenen uyuşturucu kullanılıyor. 100 metre ötedeki polis merkezi bali çekenlere ve uyuşturucu kullananlara müdahale etmiyor. Bali çeken ya da alenen içki içen zibidiler gece yarılarına kadar park köşelerinde gürültü yapıp etrafı rahatsız ediyor, aynı cadde üzerinde 50 metre ilerideki polis merkezi -ki gürültüleri polisler de duyduğu halde- müdahale etmiyor!

Ahlâksızlık yapana müdahale yok ama hak arayana biber gazı ve copla müdahale ediliyor. Dolayısıyla Türkiyede sosyal güvenlikten bahsedilemez! Türkiyede sosyal güvenlik çökmüş durumda...

Herkes kendi başının çaresine baksın!