Türkiye’de Siyasi Partiler Çöküyor

Abone Ol

Mecliste grubu bulunan partilerden söz ediyoruz. Hepsinin akıbeti aynı görünüyor.

İktidarıyla muhalefetiyle; siyasi partiler, hazan görmüş yaprak misali dökülüyorlar. Bu dökülmedeki en önemli neden köksüz oluşları; yani, halkla irtibatlarının kalmaması olarak açıklanabilir. Maalesef milletten ve milletin omuzlarında yükselen medeniyet değerlerinden uzak olarak yapılanan anlayışlar er ya da geç aynı akıbete düçar olurlar. İşte, günümüz Türkiye›sinde mecliste bulunan partilerin durumu da öyle...

İçlerinde en müşkül durumda olanının MHP olduğu söylenebilir. Hafta sonu Ankara’da gerçekleştirdikleri kurultayda bu durum su yüzüne çıktı. Olumsuzluk sadece muhaliflerle yönetim arasında değildi; muhaliflerin kendi aralarında da ciddi anlaşmazlıkların bulunduğu gözlerden kaçmadı. MHP şu an en az üç parça. Kongre yapılsa da öyle, yapılmasa da! Ama işin en dramatik yanı; bu parçaların bundan sonra hiç birinin işe yaramayacak olması. İçeride biriken ve yıllarca baskılanan öfke dışa vurmuş durumda. Artık bu saatten sonra eski hale gelmeleri de düşünülemez.

Sırada HDP var. Bu parti de bundan sonra dikiş tutmaz. Sorun belli ama çözümü arayan yok. Bundan sonrası için hiçbir şekilde ve hiçbir kesim tarafından dikkate alınmayacak hale doğru hızla yol almaktalar. Temel sorun nedir diye sorulacak olursa şayet, hitap ettiği taban dindar olmasına rağmen takip ettikleri ideolojinin Marksist oluşu yeterli bir neden olarak ortada durmaktadır. Yöneticilerle taban arasında anlayış bakımından büyük bir uçurum var. Ayrıca anti emperyalist söylemlerine karşın emperyalizmin kontrolünde hareket etmeleri bir hayli sırıtmaktadır...

CHP›de de durum farklı değil. Şimdiye kadar sol cenahta büyük parti olmanın avantajını yaşadılar. Ama bu partide de yolun sonuna gelindiği çok açık. Hatasıyla sevabıyla bir Mustafa Sarıgül›leri vardı ortalığı karıştıran. Sarıgül de havlu attıktan sonra bu parti için heyecan uyandıracak başka konu kalmadı. Bu defa oklar direkt olarak Genel Başkana yönelmiş vaziyette. Bu parti için her geçen gün işler kötüye gidiyor. Mevcut kadroyla bırakın sorunların üstesinden gelmeyi, tek parça olarak yola devam etmeleri dahi mümkün görünmemekte. Türk siyasetinde Sol siyasete biçilen yüzde 30’luk oy potansiyeli bundan sonra daha aşağılara inebilir; mesela bundan sonrası için, iyimser bir tahminle 20’ye 80 gibi bir tablo oluşabilir.

Türkiye siyasetinde büyük bir boşluk var; kim ne derse desin... İktidar partisinin geliştirdiği atraksiyonlar bu durumu perdelemeye yetmeyecektir. Sadece Başbakanı değiştirmekle işi hallettiklerini düşünüyorlarsa büyük bir yanılgı içerisinde olduklarını söyleyebiliriz. «Dostlarımızı çoğaltacağız» yaklaşımıyla da mesele halledilemez. Burası bir gümlerse ne MHP›ye benzer, ne HDP›ye... Ne de CHP›ye benzer.

AK Parti’de işler sanılandan daha karışık. Şimdilik diğer partiler kadar aleniyet arz etmese de bu partide de işlerin yolunda olmadığı rahatlıkla söylenebilir. Ele aldıkları konulara bakıldığında bu durum net bir şekilde anlaşılmaktadır. İktidar Partisinin en önemli gündemleri nelerdir, diye sorulsa herkes başlar takır takır saymaya:

1- Başkanlık sistemi

2- Anayasanın değiştirilmesi

3- Milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması.

(...)

Gerçekten ülkeyi idare edenler bu maddelerin öncelikli olduğuna inanıyor mu Soruyu bir de şöyle soralım: Bu konularda istediklerini alsalar, Türkiye’nin sorunları çözülmüş mü olur

Cevap belli:

Kocaman bir HAYIR!

O halde geriye ne kalıyor

Söyleyecek başka sözleri yok. Ancak seçmeni böyle oyalayacaklarını düşünüyorlar.

Evet, TBMM’de bulunan partiler çöküyor. Ama asıl çöküşün iktidar partisinde olduğunu söylemek sır olmaz.