Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Türkiye'de neler oluyor ve nereye gidiyor? Müslümanım diyenlerin eliyle yürütülen zulüm düzenleriyle Türkiye'de toplum, İslam'ın adil düzenine itibar etmemenin krizini yaşıyor. Ve Türkiye; Kur’an'ın aydınlığına perde olanlar yüzünden yok olmaya doğru akıp gidiyor. “Yaşanabilir Bir Türkiye” kurmaları için kendilerine imkân ve iktidar gücü verilenler, bu büyük ülkeyi biraz daha yaşanmaz hale getirme çılgınlığından geri adım atmıyorlar. Bir zalimin adının “Adil” olması, onu adalet sahibi yapmaya yetmiyor. Yaklaşık üç yüz yıldır bu aziz millet İslam’dan uzaklaştırılmaya çalışılıyor. Hâlâ uyanacağımız yoktur. Faizci kapitalizmi, materyalist eğitimi benimseyip yürüten adı Müslümanlar, bin yıl iktidarda kalsalar dahi, bu ülkeyi yok olmanın eşiğine getirmekten başka bir sonuç elde edemezler. İslam’ın adil düzenine geçmeden Türkiye’yi ne madden ne de manen kalkındıramazsınız. Allah’a, Kitap’a, Peygamber’e, yola ve topluma vefası olmayanın varacağı tek yer, Allah’ın gazabı ve azabı oluyor. Milletimiz tarih boyunca İslam’ın adil düzeniyle, Millî Görüş’le insanlığa hizmet etmiş ve kötülüklerin üretildiği cehalet ve materyalist inkârcılıkla da mücadele etmiştir. Bozuk bir zihniyetle, doğru iş yapmak mümkün olmaz. Siyonizm; gayesine ulaşmak için kurduğu büyük oyunu, Büyük Ortadoğu Projesi’ni yürütmek için, Türkiye’yi ve İslam ülkelerini, içerideki küçük oyunlarla, horuz dövüşleriyle oyalıyor. Türkiye’de kurgulanan küçük oyunun yeni sürümü, AKP ile CHP arasında gecen horoz dövüşüdür. Arzu edilen şey; Muhafazakâr Horozun yeniden dövüşü kazanması için Sosyal Demokrat Horozun zayıflatılmasıdır. Bu oyunu idrak edecek hidayet ve ferasetten yoksun olanlar, kızıştırılan bahsin cazibesine kapılarak, bu tiyatronun figüranı olmayı şeref sayıyorlar. Bir lokma, bir hırkaya tav olup, modern köleliğe rıza gösteriyorlar. İslamsız saadet olmuyor, ancak bunu idrak edecek aklıselimin yerini, kör taraftarlık almış.
ADİL YÖNETİM
Şeyh Edebali’nin “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” sözü adil yönetimin önemi işaret eder. Adil yönetim; kitaba, ilme, maddi ve manevi kalkınmaya, barışa önem veren evrensel bir düzendir. Dünyayı ahiretten, ahireti dünyadan ayıran bir anlayışa sahip değildir. Adil yönetim; halkın temel hak ve hürriyetlerini korur, her ne sebeple olursa olsun zulme asla rıza göstermez. Adil devlet; yönetilenler arasında güven, kardeşlik, dayanışma, hakkı gözetme ve hoşgörünün yayılmasını hedeflemiş, bunun için “yargı, güvenlik ve zabıta” teşkilatını kurmuştur. Adil yönetimin dayanağı olan İslam, insanın ürettiği din ve düzenler gibi insanı hor ve hakir görmez. İslam’ın temel kaynağı Kur’an ise bir hidayet ve hüküm kitabıdır. Ona dayanmayan hiçbir yönetim ve eğitimden hayır gelmez.
ESASLAR
Bir yönetimi adil yapan esaslar vardır. Bu esaslara dayanmayan her yönetim zalim olur ve topluma zarar verir. Bu esaslar şunlardır. 1. Tevhit: Bu esasa göre mülk Allah’ındır. Yöneticiler ise emanetçidir. Allah’tan başka ilah yoktur. Bugün İslam dışı dünyada hâkim olan şey; inkârcılık, şirk ve münafıklıktır. Bu üç şeyin esas alındığı yönetimler zalim olur. Tevhit, zorunlu bir istikamettir. 2. Emanet: Güvenilir olmaktır. Yönetim sadece yönetenlere emanet edilmemiş, yönetenlerin ‚denetlenmesi de kamuya emanet edilmiştir. 3. Adalet: Adalet; her şeyi hak ettiği yere koymaktır ve devletin dini adalettir. Adalet; hukuk devletinin temelidir. Allah; insanlar arasında adaletle hüküm verilmesini, fert ve topluma karşı merhametli, şefkatli ve kerim olunmasını emreder. 4. Ehliyet ve liyakat: Kamu yönetiminin bir emanet olduğu düşünülürse, bu görevlerin ehliyetli ve liyakatli kimseler verilmesi adil yönetim esasıdır. Devlet başkanı adil olmak zorundadır. Tevhide iman ile adalet arasında sıkı bir ilişki vardır. Tevhide imanın ayrılmaz esaslarından birisi de ahirete, hesap gününe imandır. Hesap gününe inanan her yönetici, emanetleri mutlaka ehliyetli ve liyakatli kimselere verir. 5. Şûra: Adil yönetimin en önemli esaslarından birisi de istişaredir. Türkiye’de bu esasın icrası için TBMM kurulmuştur. İstişare hem yasamanın hem de yürütmenin kalbidir. Kalbi düzgün çalışmayan bir vücut, krizlerle boğuşur. 6. Meşruiyet: Adil bir yönetimde meşruiyet, marufa itibar edip yürütmek, kötülükleri, haksızlıkları, zulmü reddetmek ve bunlarla mücadele etmektir. Bu iki şeyi yapmayan yönetim görevini kötüye kullanmış olur ve meşruiyet sıkıntısı yaşar.
ÖZELLİKLER
Bir yönetimin adil olduğunu gösteren özellikler şunlardır. 1. Hürriyet: Fert ve toplumun yaratılmışlara köle olmaması, maddeler âlemindeki herhangi bir gücün onun üzerinde etkisinin bulunmamasıdır. Hürriyet, insan şeref ve haysiyetinin ayrılmaz bir unsurudur.
2. İlim ve irfan: İlimsiz ve irfansız adil yönetim olmaz. 3. Özgünlük: Bu kişisel hakların müdahalesiz bir şekilde kullanılmasıdır. Özgürlüğün esası ise doğru hak anlayışıdır.
4. İnsanilik: İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olanıdır. İnsana hizmeti esas almayan hiçbir yönetim adil olamaz. 5. Allah’ın rızasını gözetmek: Karşılık beklemeksizin, Allah’ın kullarına hizmet etmektir. Merhum Erbakan Hocamızın TBMM’de yaptığı bir konuşmada; “Ben bunları bu millet bana oy versinler diye değil, Allah rızası için yapıyorum” sözünü tekrar hatırlamakta fayda vardır. 6. Adil olmak: Herkese emeğinin ve işlediği suçun karşılığını vermektir. 7. Yerelliği ve örfü dikkate almak: İslam’ın adil düzeninde genel uygulamalar yanında, yerellik ve örf de dikkate alınır. İslam kendi ilkelerini ortaya koymuş, bunlar etrafında insanları serbest bırakmıştır. 8. Evrensellik: İslam’ın adil düzeni, bütün insanlığın saadetini esas alır. Aralarında inançlara ve ırklara göre bir ayırım yapmaz. 9. Sulh:
Adil bir yönetim, barış, huzur ve kardeşliği esas alır. Saadet, İslam’ın adil düzenindedir. Selam hidayete tabi olanlara…