Osmanlı Devleti’nde gerilemeyi durdurma hayaliyle başlayan Batılılaşma hareketleri, ilerleyen dönemlerde Batı’nın değerlerini de içine alacak şekilde genişlemiş; Batılılaşma çabaları Cumhuriyet döneminde de devam etmiştir.
Batılılaşma hareketleri günümüzde kabuk değiştirmiş, Türkiye’nin yönü tamamen Amerika’ya dönmüştür. Özellikle son yıllarda Amerikan emperyalizmin etkisindeki dış politika, ABD ve İsrail’le ilişkilerdeki ivme dikkat çekmektedir.
Amerikancılık son yıllarda gerek iç siyasete gerekse dış politikaya iyice etki etmeye başlamış; 80 yıllık parlamenter sistem geleneği terk edilerek, ABD’nin başkanlık sistemi örnek alınarak cumhurbaşkanlığı sistemi oluşturulmuştur. Yine son yıllardaki göçlerle Türkiye, ABD tarzı etnik çeşitliliğe doğru itilmektedir. Bir taraftan açık sınır politikasıyla dünyanın her ülkesinden vatandaşın ülkemize girmesi kolaylaştırılmış, 183 ülke vatandaşının mütekabiliyet şartı aranmaksızın Türkiye’den toprak ve mülk alımının önü açılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti, geldiğimiz noktada eğitim sistemine; dış politikadan iç politikaya; Amerikan tarzı milliyetçilik söylemine varıncaya kadar ABD etkisine girmiştir. Bu sürdürülebilir değildir. Bu yönelim devam ederse, ABD ve onu yöneten Siyonist lobilerin etkisine girmiş, dini ve milli değerlerinden uzaklaşmış bir ülke olmamız kaçınılmazdır.
Eğitimde ABD etkisi
Cumhuriyet dönemi eğitim sistemindeki ABD ve Batı etkisi, daha Cumhuriyet´in ilk yıllarından başlamak üzere yabancı uzman raporlarında kendini göstermiştir. Tanzimat devrinde eğitimdeki Fransız ve İngiliz etkisi, Türkiye Cumhuriyeti´yle birlikte ABD eksenine kaymıştır. Bu bakımdan Amerikalıların eğitim sistemimize müdahalesi diğer devletlerden fazladır.
1933 yılında ABD´den gelen ilk heyet “Türkiye´nin İktisadi Bakımdan Umumi Bir Tedkiki” başlığıyla altı ciltlik rapor hazırlamış, raporun altıncı cildinin ikinci bölümü Türk eğitim sistemine ayrılmıştır.
Türk eğitim sistemi hakkında ABD menşei başka bir rapor, Prof. Dr. B. Parker´in yüz ayrı okuldaki gözlemlerinden oluşmaktadır. Eğitimdeki ABD etkisi, 1951 yılında Dickerman, 1952´de Kate Wolferd, Prof. Dr. John Rufi ve Roben J. Maaske´nin raporlarıyla devam etmiştir.
23 Ekim 1952 yılında Milli Eğitim Bakanlığı´nın daveti üzerine Türkiye´ye gelen ABD´li Ellswort Tompkins, ülkemizde 125 gün kalmış, Ankara, Adana, Bursa, İstanbul, Samsun, Sivas ve Konya´da orta dereceli toplam 97 okulda incelemelerde bulunmuş; Türk ve ABD eğitim sistemini karşılaştırmıştır. Bu dönemde ülkemize gelen ve rapor hazırlayanlardan birisi de Lester Beals´tır. 1955 yılında ülkemize gelen bir başka ABD´li uzman M. Costat´tır. Aynı yıllarda Elizabeth S. Gorvine´nin “Kız Teknik Öğretim Programları” hakkındaki raporu vardır.
Cumhuriyet´le birlikte eğitim sisteminin Batı´ya dönük hamleleri ve bu hamlelerdeki ABD etkisi yadsınamaz. ABD´li uzmanların Türk eğitim sistemini yönlendirmeye yönelik hazırladıkları raporlar, iki ülke arasındaki dini, kültürel ve ekonomik koşulların farklılıklarından dolayı olumsuz etkilerini de beraberinde getirmiştir.
ETCEP Projesi
Millî Eğitim Bakanlığı ve British Council ortaklığıyla koordine edilerek 2014-2016 yıllarında toplam 10 il ve 40 pilot okulda uygulanan “Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi Projesi (ETCEP)” dini ve milli değerlere aykırı bir uygulamadır.
Fulbright Anlaşması
Türkiye ile ABD arasında 27 Aralık 1949 yılında imzalanarak onanan “Fulbright Antlaşması” 70 senedir Türk eğitim sistemini şekillendirmektedir. Bu da ABD´nin eğitim sistemine müdahalesini ortaya koymaktadır.
Türkiye Fulbright Eğitim Komisyonu
1949 yılında imzalanan “Fulbright Antlaşması” ile Türkiye Fulbright Eğitim komisyonu ya da diğer adıyla Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri Kültürel Mübadele Komisyonu, TBMM’de kabul edilen 13 Mart 1950 tarih ve 5596 sayılı kanun çerçevesinde çalışmalarına başlamıştır.
Türkiye Fulbright Eğitim Komisyonu’nun resmi internet sitesinde komisyon hakkında şu bilgiler verilmektedir: “Komisyonumuz, Türk ve Amerikalı üniversite mezunlarını, akademisyenleri, sanatçıları ve kamu görevlilerini eğitim, yaşam ve seyahat masraflarını kapsayan burslarla desteklemekte ve ABD’de eğitim almak isteyen Türk öğrencilere eğitim danışmanlığı hizmeti sunmaktadır.
Komisyonumuz, Türk ve Amerikan halkları arasında eğitim ve kültürel değişim yoluyla ortak bir anlayış geliştirmek için kurulmuştur.
Türkiye Fulbright Eğitim Komisyonu yönetimi, Yönetim Kurulu ve genel sekreterlikten oluşmaktadır. Komisyonumuzun Yönetim Kurulu üyeleri, Türk ve Amerikan hükümetleri tarafından atanmakta ve bu üyeler her iki ülkeyi temsil etmektedirler.
Komisyonumuzun bütçesi 1949 yılındaki kuruluşu itibarıyla Türk ve Amerikan hükümetleri tarafından ortaklaşa oluşturulmaktadır”.
Netice-i kelam:
Türkiye’de eğitime Amerikan etkisi, ABD’li bürokratların Türkiye’ye ziyaretleri ve Türk eğitim sistemi hakkında yazdıkları raporlarla yönlendirilmiştir. Türkiye’deki hükümetlerin de buna ön ayak olmasıyla tam etkisini göstermiştir.
Özellikle 27 Aralık 1949 yılında imzalanarak onanan “Fulbright Antlaşması” ile Milli Eğitim Bakanlığı ve British Council ortaklığıyla koordine edilerek 2014-2016 yıllarında toplam 10 il ve 40 pilot okulda uygulanan “Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi Projesi (ETCEP)”yle LGBT propagandası gerçekleştirilmiştir.
Milli bir eğitim sistemine kavuşmak, ABD prangasından kurtulmadan mümkün değildir. Yakın gelecekte bu prangadan kurtulmanın da zor olduğu gözüküyor.
Zihniyet değişimi olmadan ABD prangasından kurtulmak nasıl mümkün olabilir ki…