Ülkemiz üzerinde yine bir tehlikeli deneme yapılıyor. Toplumda iki keskin kutup oluşturma çabası sürüyor. Bu yapılanlar yapanlar nazarında başarılı olursa bütün toplum kesimleri için iyi bir sonuç olmayacaktır. Bölünmüş toplumda bölündükten sonraki gelişmeler bütün tarafların her anlamda zararına olduğu her zaman görülmüştür. Toplumun hassas olduğu uç kutuplarını örselememek dahası zorlamamak lazım. Bir yerde ipin ucu kaçtığında toparlamak onlarca yılı alabilir. Ülkemizde daha önce defalarca denenmiş şunlar şucu bunlar bucu uçları oluşturup o uçları kullanarak milletimizin geleceği üzerinde milletimizin maddi manevi tamamen zararına olan olaylar meydana gelmesi sağlanmıştır. Aynı senaryo yine iki kutup oluşturup çatıştırarak sahneye konulmuş bulunuyor. Millet olarak bu oyuna gelmemek gerek. Çünkü oyunu ve oyunun kurallarını sahnenin dışındakiler belirliyor. Şucu olsan ne yazar bucu olsan ne yazar oyunu kuran her iki taraftan da olmadığı gibi tamamen yabancı. Kural basit; iki kutba ayır, kutupları çatıştır, en sonunda parçala böl. Millet olarak artık bu basit oyunu bozmalıyız.
Tunus’ta işsiz bir üniversite mezunu gencin seyyar satıcılık yaparken satış arabasına polisin el koyması sonucu gencin kendini yakmasıyla başlayan protestolar kuzey Afrika ülkelerini karıştırmış, değişim isteyen halk hareketi diyerek Arap Baharı adı verilmiş ama o günden beri söz konusu ülkelerde iç karışıklık halen devam etmekte. Arap Baharı yaşayan hiçbir ülkede siyasi birlik yok, bazı ülkeler fiilen bölünmüş, aynı ülkede iki farklı yönetim var, ülkelerde iç çatışmalar halen sürüyor. İşte Türkiye’nin dibindeki Suriye. 2011 yılından beri halen siyasi birlik sağlanamadı, halen Suriye halkı dünyanın çeşitli ülkelerinde mülteci durumunda. İç çatışma olan ülkelerde sadece yönetime karşı gelenler değil ülkeyi dışarıdan başta ABD ve Rusya olmak üzere fiili işgal etmiştir. Suriye’de askeri bulunmayan Avrupa ülkesi yok neredeyse. Ne hakla Suriye’yi işgal ediyorlar. Ne hakla halen Libya’da siyasi birlik yok. Ne hakla Sudan ikiye bölündü. Ne hakla halen Mısır’da bir kesim sürekli idam ediliyor. Arap Baharı yaşanan bütün ülkelerde ekonomi çok kötüydü, ülkelerin yönetimlerinde bulunanlar da yirmibeş-otuz yıldır yönetimde idi. Bir kıvılcımla ülkeleri yaşanmaz hale getirdiler. Suriye’de iç çatışmalar başlamadan önce ekonomi çok kötüydü. Ülkede bir kıvılcımla başlayan iç çatışmalar halen sürüyor. Ülkelerin ekonomisini o hale getirenler de ülkelerde uçlar oluşturup birbirleriyle çatıştıranlar da aynı ellerdi, dışarıdan yabancı güçlerdi yani. Sadece Suriye’de bir milyondan fazla Müslüman öldürüldü. Gelinen noktada o ülkelerde ne birlik bütünlük var ne de ekonomi düzeldi. Söz konusu ülkelerin halkları dünyanın çeşitli ülkelerinde mülteci. Türkiye’nin böyle olmasını hiçbirimiz istemeyiz.
Ülkemiz yöneticileri siyasi rakiplerini yargı yoluyla görevden uzaklaştırarak ne millete ne de kendilerine hayır ediyor. Seçilmiş belediye başkanlarının tutuklanması seçenleri de insan yerine koymamak anlamına geliyor. Siz seçin biz tutuklarız demek oluyor. Siyasi tutuklamalar da tutuklamalardan sonra başlayan protestolar da hayra alamet değil. Ülkede kutuplar oluşturuluyor. Şunlar onları onlar şunları protesto ediyor. Yarın yabancı bir el bu protestoları iç çatışmaya götürürse ve ardından fiili dış müdahale gelirse bu, Türk milletinin hayrına olmaz. ABD ve Rusya çeşitli bahanelerle asker bulundurmak isterse sonuç ne olur. Türkiye ekonomisi kötü. Artan iki kutuplu protestolar bir kıvılcıma bakar iç çatışma çıkarmak için. Ülkemizi yönetenler de muhalefet de aklını başına almalıdır. Türkiye’de herkes her istediğine inanabilir. Bizimle aynı düşüncede değil diye düşman görürsek yarın asıl dış düşman geldiğinde kendi düşüncemizde insan bulmakta zorlanırız. Şu an ülkemizde kendi düşüncemizde insan bulmamız zor değil ama başka Türkiye yok, Türkiye bir tane. Hepimizin Türkiye’si. Hepimiz Türkiye’de buluşmalıyız.
Kıvılcım çıkmadan ne gerekiyorsa yapılmalı!