Referandum tartışmaları her ne kadar mecrasından çıkıp başka bir arayışın aracı haline gelmişse de devam eden tartışmalar Türkiye‘nin asıl şimdi kurulduğunu gören sözlere gösteriyor derim.
Yeni Türkiye üç büyük aksta meydana gelen oluşumlarla inşa ediliyor. Bunların ilki sermaye. Çok uzun bir mayalanma döneminden sonra Türkiye ilk defa şimdi belirli bir sermaye birikimine sahip oluyor. Sermayenin ne kadar tabana yayıldığı başlı başına bir problemdir...
İkincisi şehirleşme. Elbette, dünya kadar sıkıntısı var bu işin. Henüz yeterince çözülemeyen düğüm noktaları kırsal alandan kentsel plana geçen kitlelerin farklı savrulmalar yaşamasına yol açıyor ama bu temel gerçeği değiştirmez...
Üçüncüsü biraz daha karmaşık. Şundan ötürü. Yukarıda değindiğim iki olgu siyasetin çok daha sosyolojik bir içerik kazanmasına yol açıyor. Oysa Türkiye 1908 sonrasında hep önceden ve yukarıda biçimlendirilmiş ideolojik bir siyasetle iç içe geçti. Zaman zaman bunun dışına çıkıldı. Bu şu demektir. Bizde de geçerli olan klasik modele göre ideoloji ve siyaset bir sosyoloji belirler. Rus, Çin ve Kemalist devrimlerin bürokratizasyona uğramasının nedeni budur. Ordu ve bürokrasi bu rejimlerde toplumu (sosyolojiyi) oluşturmaya ve kontrol etmeye çalışır. Hâkim konumda bulunmalarının nedeni budur. Oysa sosyolojilerin (toplumun) biçimlendirdiği, öncülük ettiği rejimlerde ordunun ve bürokrasinin etkinliği azalır. Batı toplumlarıyla Batı dışı toplumların siyasal modernleşmeleri arasındaki fark budur.
Şu son YAŞ krizi de, referandum tartışmaları da belirttiğim şu öğelerden türüyor ve aynı köklerden kaynaklanıyor. Yeni bir Türkiye kuruluyor veya Türkiye yeniden kuruluyor. Eksiğiyle, fazlasıyla. Benden söylemesi.
H. Bülent Kahraman SABAH