Türkiye ikiyüz yıldır Batı tipi sanayileşme çabası içindedir.
"Türkiye sanayileşmede nerededir " derseniz; benim vereceğim not koskoca bir sıfır dır.
Okuma yazmayı öğrenmemiş veya toplama ve çıkarma bilmeyen bir öğrencinin, üniversite giriş imtihanlarında arkadaşından aşırdığı test kâğıdına soruları işaretlemesi gibi bir şeydir bizim sanayimiz.
Batılılar da tarımda en küçük bir ilerleme kaydedememişlerdir.
Uygarlık iş bölümüne dayanır.
Tarım ülkeleri tarımda derinleşmeli; sanayiye özenmemelidirler.
Sanayi ülkeleri de sanayileşmedeki hızlarını sürdürmeli, tarımla ilgilenmemelidirler.
Uygarlaşma budur.
Gözün işitmeye, kulağın görmeye kalkışması ilkelliktir, irticadır.
*
Ülkemiz açısından bakıldığında, bu konudaki çözüm İstanbullulara düşmektedir.
Tarım ülkelerini sanayi ülkelerinin tasallutundan kurtarmak, tarımla sanayi arasındaki dengeyi kurmak İstanbullulara kalmıştır.
Ne yapılacaktır
İstanbul Anadolu demektir.
Anadolu daki her beş kişiden biri İstanbul a göç etmiştir ama memleketleri ile ilişkileri devam etmektedir. Türkiye nin her ilçesine İstanbul da bir bucak tekabül etmekte; hattâ iki bucak tekabül etmektedir. Anadolu nun her köyü için İstanbul da bir apartman vardır.
İstanbul da en az 2000 "MALA-MAL MARKETİ" oluşturulmalıdır. Bunun onda birine yani 200 tanesine bizler yani Millî Görüşçüler tâlip olmalıyız. Biz, Adil Ekonomik Düzen Çalışanları olarak, hâlen bunun deneme çalışmalarını yapmaktayız. Diğer marketleri de diğer dünya görüşü sahibi olanlar, mesela sosyalistler, mesela kapitalistler, mesela liberalistler, mesela diğer görüş sahipleri kursunlar...
Çoğulculuk nedeniyle biz onda birden fazlasına talip değiliz.
*
Bu Mala-Mal Marketleri neler yapacaktır
1. Her biri en az bir kamyon veya TIR alacaklardır. İstanbul dan Anadolu daki kendi ilçe merkezlerine haftada en az bir defa gidip-geleceklerdir. Anadolu halkının satacak bir şeyi varsa, en geç bir hafta içinde İstanbul a ulaştırılmalıdır. Anadolu halkının eğer bir şeye ihtiyacı varsa, en geç bir hafta içinde o mal onlara ulaşmalıdır. Bunun en ideali bu ihtiyacın günlük olarak karşılanmasıdır. Bu taşımada masraflar ticaret mallarının satışına konmamalı, Genel Hizmet Payları ile karşılanmalı, taşıma karşılıksız olmalıdır.
2. İstanbul da her İstanbul bucağının ortak ambarı olmalı, Anadolu ilçelerinden gelen mallar buralarda depolanmalı; birer ambar da Anadolu daki ilçelerinde olmalı, İstanbul dan giden mallar oralarda depolanmalıdır. Bu ambarların giderleri de satılan mallara konan Genel Hizmet payından karşılanmalı, mallara depolama masrafları yüklenmemelidir.
3. İstanbul da teşhir mahiyetinde satış mağazası, her ilçede de yine teşhir mahiyetinde satış mağazası olmalıdır. Alınacak ve satılacak mallar burada vitrinlenmeli/sergilenmeli, halk görerek istediği malı alabilme şansına ulaşmalıdır. Tüccarlar da öyle olmalıdır. Burada çalışanlara cirodan pay verilmeli, yani mal satıldıkça bir pay almalıdırlar.
4. Üreticiler malları ambara teslim ettiklerinde kendilerine "Mal Belgesi" verilmelidir. Üretici "Mal Belgesi"ni İstanbul da oluşturulan ve her ilçede temsilcisi bulunan "Mal Belgesi Borsası"nda serbest fiyatla satabilmelidir. Mal Borsası nda Mal Belgeleri bu marketler zincirinin İşletme Senedi ile alınıp satılarak "Mala-Mal Sistemi" geliştirilmelidir. Bu İşletme Senedi Türk Lirası ile de alınıp satılarak Mala-Mal Marketleri normal marketler gibi çalışabilmelidir.
Bu sistemde mevcut ekonomi düzeni rahatsız edilmemekte, aksine güçlendirilmektedir.
Tüccar mal alıp satmak yerine, mal belgesini alıp satacak; yahut mal belgelerini toplayıp sonunda toptan ambarlardan çekerek ihracat yapacaktır. Bu da aracı masraflarını düşüreceği ve ticaret yapma imkanını genişleteceği için serbest rekabetli bir piyasayı oluşturacaktır. Tarım üreticisi ürettiği her malı aracı masrafları olarak sadece yüzde on-yirmi ilavesiyle tüketiciye ulaştıracaktır. Bu da Türk tarımını koruyacak ve yaşatacaktır.
İstanbul un ikinci bir şansı veya görevi daha vardır. İstanbul yalnız ülke içinde alışveriş yapmayacak, ayrıca dünyanın 2000 yerinde Mala-Mal Marketleri kuracak, benzer teşkilatı dünya üzerinde oluşturacaktır. Böylece dünya tarımını örgütlemiş olacak, bu sayede dünya ve insanlık sanayinin tasallutundan kurtulacaktır.
"Adil Ekonomik Düzen" işte budur.
Kuvveti üstün tutan ülkelerin çıkar çatışmasına dayanan çözümleri yanında; "Adil Ekonomik Düzen" sanayi ve tarım ülkeleri arasında işbölümü ve çıkar beraberliğine dayanan bir çözümü getirmektedir.
Bizim İstanbul daki küçük MİLAD MARKET imizde bunu denemeye çalışıyoruz...
İlgilenen dostlara haber ve selâm olsun