Araya Çanakkale yazımız girdiğinden dolayı bir hafta
gecikmeyle yazı dizimize devam ediyoruz. Bugün devletten ihale alan
imtiyazlıların içinde Anadolu sermayesi yok denilecek kadar azdır. Anadolu
sermayesinin büyük şehirlerde ticaret yapan temsilcileri var. Bunları da
İktidar; AVM ler ve yabancı perakende zincirleri aracılığıyla yok etti.
Mahallelerde, bakkaldan kasaba, beyaz eşyacıdan, kitapçıya hepsi yok oldu.
Bugün, yabancı sermayeli market zincirleri sokak aralarına kadar girdi.
Farkında mısınız Artık döviz kazandırıcı üretim ve ticaret yapmayan yabancı
sermaye, iç ticaretten para kazanıyor. Bu yabancı sermaye iç ticaretten
kazandıklarını kâr transferleriyle kendi ülkelerine döviz olarak götürdüğü için
ödemeler dengesi bozuluyor. Döviz kazandırmadığı gibi başkasının kazandırdığı
dövizi alıp kendi ülkesine transfer ediyor. Yabancı sermayeye karşı mıyız Tabi
ki, hayır! Sadece oyunu akıllı oynamak, döviz kazandırıcı faaliyetlerde yabancı
sermayeyi tesis etmek, kalkınmamızı sağlayacaktır. İşsizliği de önleyecektir.
Yap-işlet-devret modeli devlet bütçesine yük olmayan ve
Özal dan beri uygulanan bir modeldir. Bu yöntem yetersiz vergi gelirleriyle
karşılanması mümkün olmayan altyapı tesislerinin hızla inşa edilmesinde çok
faydalı bir yöntemdir. Fakat akıllı oyun kurucu olursanız bu sistemde başarılı
olursunuz. Kütahya Zafer Havaalanı yap-işlet-devret yöntemine göre yapılıyor.
Devlet yatırım yapılması için imtiyaz olan firmaya yolcu garantisi veriyor.
Fakat verilen yıllık yolcu garantisi Kütahya nın nüfusunu aşıyor. Bu nedenle
devlet, daha projenin ilk yılında yeterli yolcu olmadığından imtiyazlı firmaya
4,1 milyon Euro ödemek zorunda kalıyor. İşletme süresinin 29 yıl olduğunu
düşünürseniz, gerisini siz hesap ediniz. Devlet yapsa, 29 yıl kâr edecekti.
Şimdi kazanmadığı yerden, 29 yıl bu imtiyazlıyı besleyecek. Bu planlamayı
yapmak bu kadar zor mu Dağ, taş danışman dolu!
Danışmanlar bir konuşma hazırlama da, bir de medyada
algı üretme konusunda çok iyiler. Zaten lazım olanda o değil mi Havuz medyası
aracılığıyla; Ergenekon, paralel yapı gibi kavramlarla toplum hep diken
üzerinde tuttular. Bugün ise içerde kimse kalmadığı gibi, yeniden
yargılanıyorlar. Amaç; safları keskinleştirmek miydi Düşmanı olmayan hiçbir
ideoloji yaşayamaz mantığıyla mı hareket ettiler/ediyorlardı Düşman oluşturan
AKP; safları keskinleştirerek, oy oranını arttırdı. Dolayısıyla bu oyuna alet
olan muhalefette aynı yolu seçti. AKP ye saldırdıkça, AKP nin oy oranı arttı.
AKP nin oyununa muhalefette katılınca; saflar keskinleşti. Toplum patlama
noktasına getirildi. Biat kaçınılmaz oldu.
Hizmetlerin yapılması, aydınlık ve kalkınmış bir
Türkiye yi kurabilmenin yolu elbette güçlü hükümetten geçmektedir. Bu güç adil
ve adaletli olursa, ülke kalkınır. Bu kuvvet mutlak güç e dönerse işte orada
sorun başlar ve derinleşerek artar. Birçok devlet memuru işten kovuluruz diye
kendi etrafında dönen yanlışları konuşmaktan kaçmaktadır. Bunlardan biri
İstanbul Sa matya Devlet Hastanesi nde halen süren başörtü zulmüdür. İngiliz
tarihçi Lord Acton ın ünlü sözünü hatırlatmak istiyorum, Lord Acton diyor ki;
Güç (iktidar) yozlaştırır, mutlak güç mutlaka yozlaştırır. Bu söz bugün
gelinen noktayı çok iyi özetlemektedir. Arife tarif gerekmez değil mi