Türkiye uyanıyor yazı dizisi: Başkanlık sistemi ? 2- Türkiye dönüştürülüyor

Abone Ol

Türkiye AKP ile hem Ilımlı İslam anlamında dönüştürülüyor

hem de liberal kapitalizmin içine çekiliyor. Ilımlı İslam modeli Türkiye de

tutmuştur. Bunda özelleşen bankaların büyük payı vardır. İnsanları sistemin

içine çekerek borçlanmalarına neden olmuşlardır. Çok rahat bir şekilde ev ve

araba kredisine ulaşan insanlarımız; borçlandırılmıştır. Bu rahat ulaşım çağ

atlama olarak gösteriliyor. Borçlanan insanların hep bilinçaltına; İstikrar

sürsün mesajı verilerek tek partiye mahkûm edilmiştir. Ilımlı İslam

meyvelerini vererek; 2004 yılından itibaren gözle görünür bir Neo-Türban dönemi

girilmiştir. Tesettürde bir moda oluşturularak, geleneksel örtünmeden farklı

olarak dişiliğini ön plana çıkaran kıyafetler giyilmeye başlanmıştır. Milli Gazete

yazarı Mehmet Şevki Eygi bu giyim tarzını; şeytani tesettür diye

adlandırmaktadır. Yani kısacası Nargilemi içerim, gitarımı çalarım diyen bir

kesim oluştu.

Türkiye ABD nin güdümünde liberal kapitalizmin vesayeti

altında; içerdeki vesayet sistemini ortadan kaldırıyordu. Şimdi sıra da ABD nin

dayattığı başkanlık sistemi vardı.

Başkanlık sistemi tehlikesi

Başkanlık sistemi Amerika nın en tehlikeli ihraç

ürünüdür. Amerika yı yöneten Siyonist elitler başkanlık sistemini başka

ülkelere dayatıyor. Dünya da otuzdan fazla ülke Amerika dan ithal ettiği

başkanlık sistemi nedeniyle anayasal çöküntü yaşamıştı.

Amerika sözüm ona en gelişmiş demokratik ülkeler içinde

başkanlık sistemiyle yönetilen tek ülkedir. Oysa en gelişmiş demokrasiye sahip

olan dünyadaki ilk 20 ülke içinde sadece Amerika başkanlık sistemiyle

yönetiliyor. Başkanlık sistemi olmazsa olmazımız değildir. Kendi örfümüze ve

ananelerimize göre kendi demokratik sistemimizi kurabiliriz.

Amerika nın başka ülkelere ihraç ettiği başkanlık

modelinde mutlaka iki siyasi partiyi esas alır. Bu iki parti aslında birbirine

yaslanmaktadırlar. Halk için değil halka karşı ayakta durmaları için birbirine

rakip gibi görünen ama aynı kaynaktan beslenen iki parti, bu sistemin olmazsa

olmaz şartı. İşte o nedenle batı elitleri her ülkede kuvvetli muhalefette

ısrarlıdır. Biri diğerinin varlık sebebidir Tek bir parti yoğun baskı

karşısında dayanaksız kalabilir. Bu sistemin çöküşü demektir. Ama iki partili

sistem birbirine dayanır ve arkasındaki elitleri sağlama alır. Bu durumda baraj

altında kalan partilerin yaşama hakkı tanınmamaktadır. Baraj altında kalan

partiler bir şekilde bir araya gelerek bunun için bir yol haritası

belirlemeleri gerekmektedir.

Teke tek programına katılan AKP li Burhan Kuzu baraj

konusunda şu ifadeleri kullandı:

Seçim barajı sürekli değil ama şu anda olmak zorundadır.

Neden derseniz bugün Saadet e verecek insanlar Saadet in barajı

aşamayacaklarını bildikleri için oylarını bize veriyorlar. Şayet ki Türkiye de

seçim barajı olmazsa bu kişiler gidip oylarını Saadet Partisi ne vereceklerdir.

Aynı şekilde bu MHP için de geçerlidir. Eğer baraj olmasa

insanlar MHP ye değil de oylarını BBP ye verecekler bu yüzden %10 baraj sistemi

olmalıdır.

Bu AKP nin zihniyetini gösterdiği gibi, aslında o kadar

da güçlü bir parti olmadığının göstergesidir. Bugün baraj olmazsa asıl alacağı

oy onun gücünü gösterecektir. Barajın %10 olması AKP nin yürüttüğü seçim

stratejisi ve hatların keskinleştirme politikaları iki parti üzerine

kurulmuştur. Keskin dil kullanarak, safları ayrıştırmış ve CHP ye yaslanarak oy

oranını arttırmıştır. Sürekli CHP ye vurarak bazen CHP nin geçmişine bazen de

günümüzdeki CHP ye atıfta bulunması; insanlarda CHP korkusu oluşmasına neden

olmuştur. Buna siyasette korku pazarlama denilmektedir. İnsanların korkularını

hatırlatarak oy alırsınız. Aynı durum CHP için de geçerlidir.

Ülke daha Başkanlık sistemine geçmeden, Başbakan Erdoğan

tarafından başkanlık sistemi provası yapılmıştır.

Her iki rakip parti de aynı çıkar gruplarından nemalanır.

Finans baronları, her ikisinin de arkasındadır. Halkın bir kısmı sol partiye,

bir kısmı da sağ partiye oy verir ve destekler. Aslında hepsi aynı çıkar

gruplarının yüzleridir. Perde arkasın da bazen de perde önünde bir araya

gelirler. Yoktur birbirlerinden farkları. Kontrolü elinde tutan küresel

baronlardır.

Yıl 26 Ekim 1999. Yer TÜSİAD Yönetim kurulu üyesi Bülent

Eczacıbaşı nın evi. Tayyip Erdoğan ın bir araya geldiği isimler; Feyyaz Berker,

Tuncay Özilhan, Korkmaz İlkorur, Erdoğan Gönül, Can Paker ve Cüneyt Zapsu.

(Bilgi Notuna bakınız)

Bilgi notu-1: Feyyaz Berker: 1925 te Mersin de doğdu.

Orta öğrenimini Robert Kolej de tamamladı. 1942 yılında girdiği Robert Kolej

Mühendis Mektebi ni 1946 yılında inşaat mühendisi olarak bitirdi. Yüksek lisans

derecesini Michigan Üniversitesi nden 1948 yılında aldı. ABD de bir yıl kalıp

çalıştıktan sonra Türkiye ye döndü. Feyyaz Berker çok çeşitli derneklerin

kuruluşunda ve yönetimlerinde yer almıştır. TÜSİAD Kurucu Yönetim Kurulu ve

Yüksek İstişare Konsey Başkanlığı, Robert Kolej ve TEMA Mütevelli Heyetleri

bunların arasındadır.

Tuncay Özilhan: (9 Temmuz 1947) Kayseri doğumlu Türk İş

Adamı birçok sektörde faaliyet gösteren Anadolu Grubu nun Yönetim Kurulu

Başkanıdır. Özilhan bu görevinin yanı sıra Anadolu Efes Biracılık, Efes

Pazarlama, Tarbes, Coca-Cola İçecek (CCİ), Coca-Cola Satış ve Dağıtım,

Hamburger Restoran İşletmeleri (McDonald s), ABank, Alternatif Finansal

Kiralama, Alternatif Yatırım, Anadolu Alpha Gayrimenkul, Anadolu Elektronik

(Samsung), Anadolu Termik Santralleri, Anadolu Taşıt Ticaret, Anadolu Vakfı ve

Anadolu Sağlık Merkezi (ASM) Yönetim Kurulu Başkanlıklarını da yürütmektedir.

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkan Yardımcısı, DEİK Türk Japon İş Konseyi

Başkanı, Estonya Fahri Konsolosu ve Efes Pilsen Spor Kulübü Başkanı

Korkmaz İlkorur: Radikal gazetesi yazarı. Ekonomi

hakkında yazılar yazıyor

Erdoğan Gönül: Koç Holding A.Ş. Eski Yönetim Kurulu Üyesi

1933 yılında doğdu. Öğrenimini EnqIish Hiqh SchooI da tamamladı. Türkiye nin

ilk otomobil fabrikası Otosan a 1959 da dördüncü eleman olarak girip, Otasan

Grup BaşkanIığı na kadar yükseldi. Koç TopIuIuğu nun otomobil sanayine

girmesinde ve Otasan ın bugünlere gelmesinde büyük emeği geçti

Can Paker: Türk makine mühendisi, yönetici ve sivil

toplumcu. Paker, sırasıyla Robert Kolej, Berlin Teknik Üniversitesi, Yıldız

Teknik Üniversitesi, Columbia Üniversitesi nde öğrenci oldu. Yıldız

Üniversitesi ve Columbia Üniversitesi nde lisansüstü ve doktora yaptı. Columbia

Üniversitesi nden MBA sahibi oldu. TÜSİAD, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı,

TESEV gibi birçok sivil toplum kuruluşunun yönetiminde yer aldı. Robert Kolej

Mütevelli Heyeti, Sabancı Üniversitesi Mütevelli Heyeti, ENKA Okulları Danışma

Kurulu üyeliği gibi görevler üstlendi. Ayrıca George Soros tarafından kurulan

Açık Toplum Enstitüsü Türkiye Danışma Kurulu üyeleri arasında bir dönem yer

almış ve danışma kurulu başkanlığı yapmıştır.

Cüneyt Zapsu: Türk iş adamı ve siyasetçi. AKP nin kurucu

üyeliği, AKP merkez karar ve yürütme kurulu (MKYK) ve TÜSİAD üyeliği

görevlerinde bulunmuştur. İngilizce ve Almanca bilen Zapsu Alman Lisesi ve

İstanbul Üniversitesi mezunudur.

Erdoğan görüşme için talepte bulunuyor

Yemeğin öncesindeki ilk en önemli not Erdoğan ın iki

hafta öncesinden bu görüşme için talepte bulunması, Bülent Eczacıbaşı nın da

durum değerlendirmesi ve onursal Başkanı Feyyaz Berker in onayı ile davette

bulunmasıydı.(Yenilikçi hareket Nasuhi Güngör sayfa 88. Bu kitabın yazarı bugün

TRT de çalışmaktadır.)