Türkiye stratejik ortak... Ya İsrail!..

Abone Ol

Bush-Gül görüşmesi öncesi ve sonrası yapılan açıklamaları dün nisbeten aktardım. Medya da bu ziyareti geniş geniş verdi. Hatta öylesine verdiler ki sanki ABD ile Türkiye bundan sonra ikiz kardeşler gibi hareket edecekler Etseler ne olur, etmeseler ne olur Bunun da ötesinde ikiz kardeşler gibi hareket edebilirler mi Türkiye ile ABDnin çıkarları böylesine örtüşüyor mu Bir diğer ifade ile özellikle bölgeseler gelişmeler söz konusu olduğunda ABD ile Türkiyenin çıkarları çoğu zaman birbirine ters düşmeyecek mi

Türkiye ile ABDnin stratejik ortaklığı ülkemiz açısından ne getirecek neler götürecek Bunların bir dökümü yapıldı mı Filistin meselesi söz konusu olduğunda ABDnin her zaman İsrailin yanında olacağı, bu meselede Filistinin sürekli olarak sıkıştırılan, İsraile teslim olmaya zorlanan taraf olduğunu bundan sonra da olacağını düşünürsek gelecekte ortaya çıkacak gelişmeler karşısında stratejik ortaklık gereği Türkiye, İsrail saldırı ve katliamlarını desteklemek, en azından sessiz kalmaya mecbur olduğunda ne olacak

Tekrar ediyorum bölgemiz söz konusu olduğunda ABD için değişmez tek dost, tek müttefik, tek stratejik ortak İsraildir. Hem de öylesine bir birliktelik söz konusudur ki, zaman zaman ABDnin politikalarının belirlenmesinde İsrail isteyen ve dayatan taraf olabilir/olabiliyor. Meseleye bu açıdan baktığımızda Türkiyenin ABDnin stratejik ortağı olması, bu yolla İsraile bölgedeki bir müslüman ülkeyi koltuk değneği haline getirmek anlamına gelmez mi

Önce Başbakan Erdoğanın ardından da Cumhurbaşkanı Gülün Beyaz Sarayda sırtının sıvazlanmasını büyük yakınlık ve dostluk ifadesi olarak takdim edenler olayın bir adım ötesini düşünmemeye devam ettikleri sürece hem bu ülkeyi yönetenleri hem de halkımızı kandırmış olmazlar mı Bütün bunları bir olumsuzluklar tablosu çizmek için aktarıyor değilim.. Medyada estirilen olumlu havanın, hatta biraz da yalakalığa varan bir yaklaşımın insanımızın gözünü perdelemesine engel olmak için hatırlatmak istiyorum. İstiyorum ki ABDgezilerinden bir şeyler elde etmiş ise bunların neyin karşılığında elde edilmiş olabileceği üzerinde biraz kafa yoralım.

Söz gelimi PKKyla siyasi çözümün de Bush-Gül görüşmesinde gündeme geldiği şeklindeki haberler üzerine hemen "El Kaideye siyasi çözüm olur mu ki PKKya karşı olsun" şeklinde açıklamalar yapıldı. Doğrusunu söylemek gerekirse PKKile El Kaidenin aynı çuvala konulmuş olmasını anlayabilmiş değilim. Çünkü El Kaidenin ne sabit bir mekanı vardır ne de eylemleri belli bir ülke ya da bölge ile sınırlıdır. Bu arada haberlere bakıldığında görülen o ki, El Kaidenin içinde tüm dünyadan insanlar vardır. Elbette El Kaide için siyasi bir çözüm düşünülemez. Ama, Mehmet Ağarın geçmişte yaptığı dağdan ovaya inme çağrısı bir siyasi yaklaşım değil midir Çözüm demiyorum çünkü, teklif ayrı, yapılan teklifin hayata aktarılması ve çözüm haline gelmesi ayrı şeydir.

Bu arada çıkartılan pişmanlık yasaları, teslim olan ve yakalanan teröristlerin örgüt hakkında ciddi bilgiler vermeleri ve eyleme katılmamış olmaları karşılığında serbest bırakılması olaya siyasi çözüm arayışı değil midir Bu arada ana dil konusundaki muhtemel gelişmeler söz konusu olduğunda bunlar hep birer siyasi çözüm anlamına gelmeyecek mi

Demek istediğim o ki, Bush-Gül görüşmesinin ardından medyaya yansıyan haberler içinde bir tekine takılıp kaldık ve milletin de buna takılmasını istiyoruz. Daha doğrusu birileri istiyor. Halbuki Bush, Gül ile görüşmesinin hemen ardından soluğu İsrailde aldı ve tüm yaptıklarında İsrailin yanında olduğu mesajı verdi. Niçin olayın bu boyutu üzerinde durulmaz Bizim ABD ile stratejik müttefikliğimizi yeniden tescil ettirmemizin ardından Bushun İsrail ziyareti bize nasıl bir fatura çıkaracaktır, niçin bunları tartışmayız da PKKya siyasi çözüm olur mu olmaz mı diye tartışıyoruz PKKya çözüm bulunması isteniyorsa bunun için ülkemiz açısından en iyi olan ne ise onun yapılması gerekir. Bunun içinde siyasi çözüm varsa o da olabilir. Bu bakımdan esas üzerinde durulması gereken, PKKnın arkasındaki güçleri halkımıza doğru tanıtmaktır. Bu güçler ise öncelikli olarak İsrail ve ABDdir. Bu gerçeği unutmamak gerekiyor.