Böyle bir sorunun ürkütücü ve tehlikeli yanının farkındayım. Son günlerde gelişen olaylara olan bitenlere, yaşananlara bakınca bu soruyu sormadan edemiyoruz. Bu sıcak gelişmeler Türk siyasetçilerinin müthiş çelişkilerini ve açmazlarını da ortaya koyuyor. "Güneş Harekatı" diye bilinen olay bir çok durumu, yüzü, simayı ve bizi yönetenlerin halini yeniden ortaya koydu. Bunlar elbette bizce bilinenler. Ne yazık ki kamuoyu diye bilenen büyük kitleler bu olayın farkında bile değildirler.
Türk ordusu Kuzey Irak a girince Cehepe genel başkanı Sayın Baykal, diğer muhalefet liderleri kameralar önünde Abede ye Kuzey Irak sınırlarını açtığı ve istihbarat bilgileri verdiği için bangır bangır bağırarak teşekkür ettiler, memnuniyetlerini dile getirdiler. ABD Ankara büyükelçiliği iktidar ve muhalefet parti milletvekillerini konuta davet ederek ABD lehine gelişen atmosferin keyfini çıkarıyordu. "Nasıl " der gibi keyif çatıyordu. Toplantıya katılan milletvekilleri bunun sarhoşluğuyla abede lehine değişen havanın yeterli olmadığını bile söyleyebiliyorlardı.. Bu davete sadece DTP milletvekilleri davet edilmemişti. Medya Abede nin büyük himmetini, anlayışını, istihbarat bilgilerini verişini yere göğe sığdıramıyordu. Ne olduysa, oldu, Abede homurdanmaya başladı. Genel Kurmay başkanı bu tepkilere karşı "Biz gerekirse orada 1 gün de, 1 yıl da kalabiliriz" açıklamasında bulundu. Sorumlu siyasal erk ise "Terör yok edilinceye kadar Kuzey Irak ta kalınacağını" söylüyordu. Başbakan ulusa sesleniş programının çekimlerinde bu konu üzerinde duruyor. Konuşma bandı tam televizyonlarda verilip yayınlanmaya başlayınca, çekiliyor, yeni bir bant veriliyordu. Asker aniden çekilmişti. Abede ye o kadar övgüler düzen Sayın Baykal üzerinden bir hafta geçmeden askerin Kuzey Irak tan çekilmesine tepki gösteriyor, "Amerika nın baskısıyla çekiliyorsunuz" diye feveran ediyor.
Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, bu harekât öncesinde ve sonrasında bir televizyon kanalında, sabah akşam İsrail teknolojisiyle donanmış uçaklarımızın, gece görüş alanlarını tespit eden araçların, yüksek teknolojik imkânların sunumu yapılıyor, ballandırılarak anlatıyordu. Sanki Türkiye İsrail den yönetiliyor ve destek alıyor duygusu öne çıkıyordu. Daha doğrusu İsrail in yüksek teknolojik gücü pohpohlanıp duruyordu.
Eş zamanlı olarak da Gazze deki soykırım ve katliam yaşanıyordu. Türkiye deki homurdanmalara tepki olarak İsrail "PKK ile Filistinliler aynıdır" diyordu. Bir kentin üzerine abanıyor çocuk, kız, yaşlı, kadın demeden soykırımda bulunuyordu.
Türkiye nin nerede nasıl yönetildiğini anlamak için 17 Şubat 2008 tarihli gazetelerde, haber sitelerinde önemli bir haber yer aldı. "ABD arşivinde 12 Mart Sırları" Kimi gazeteler bu haberi yayımladı. Ne yazık ki bu konunun üzerinde durulmadı. Üstelik tam da bu harekâtın yapıldığı zamana denk düşüyordu.
Türkiye deki hemen bütün darbelerin arkasında Abede var. Bunu bilmeyen yok. Fakat üstüne alınmayan, toz kondurulmayan bir durum var ortada.
1960 darbesinin gizli arşivleri de yayımlanmıştı. Hürriyet gazetesinde okumuştum bunu o zaman. 1960 anayasası ve darbesinden sonra sol ciddi bir tırmanışa girmişti. Kadıköy de katıldığım bir panelde bu konu gündeme geldi. Sol kesimin kimi önemli isimleri bundan rahatsızlık duyacaklarına "olsun" anlamında bir tavra girmişlerdi. İsimleri bizde saklı bunların. Abede birlikteliğiyle alınan özgürlüğün keyfini çıkarıyorlardı. Benzer durum Kürt kavmiyetçileri için de geçerli. Abede onlara silah, teknoloji ve stratejik destek verdiklerinde bunun sarhoşluğuyla abede sevgisi ve hayranlığını açıkça ifade ediyorlardı. Seküler İslâmcılar sırtını abedeye dayayarak özgürlük arayışına girince onlar da bunun sarhoşluğuyla Abede nin her eylemini meşru görmeye başladılar. Irak işgali, Filistin soykırımı, güneyimizdeki karmaşayı bile görmezlikten geldiler, geliyorlar.
Ne yazık ki, Türkiye bütün kurumlarıyla, oluşlarıyla bir merkezden yönetiliyor. Payını alanlar memnundurlar. Biraz ipi kısılanlar hemen patırtıya başlıyorlar.
Asıl Kandil deki stratejik süreç nereye varacak ona bakmak durumundayız. Çünkü sayın Genelkurmay başkanımızın son açıklaması daha ilginç. Abede adına gözler İran ve Pakistan a çevrilmiş durumda.