Türkiye-Körfez İttifakı

Abone Ol

Mısır dakİ askeri darbe sonrası dış politikada hızlı bir

şekilde değerli yalnızlık sürecine çekilen Türkiye, bölgeye tekrar

döneceğiyle ilgili güçlü sinyaller vermeye devam ediyor. Yemen deki Şii Husi

ayaklanması ile birlikte 26 Mart ta İran a bölgeden çekil mesajını

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile veren Ankara, Körfez bağlamında ikinci adımını da

atmış durumda.

7 Haziran seçimlerinin hemen sonrası pazartesi günü Resmi

Gazete de yayınlanan Türkiye nin Katar da eğitim ve savunma sanayii konusunda

çalışmak üzere kendi toprakları dışında ilk büyük askeri üs kurmasına izin

veren anlaşma, bu bağlamda oldukça önemli bir diğer gelişme olarak ön plana

çıkıyor.

Resmi gazetede yer alan 19 Aralık 2014 tarihinde

Ankara da imzalanan ve 19/3/2015 tarihli ve 6633 sayılı Kanunla onaylanması

uygun bulunan ekli Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Katar Devleti Hükümeti

Arasında Askeri Eğitim, Savunma Sanayii ile Katar Topraklarında Türk Silahlı

Kuvvetlerinin Konuşlandırılması Konusunda İşbirliği Anlaşması nın onaylanması;

Dışişleri Bakanlığının 8/4/2015 tarihli ve 7638031 sayılı yazısı üzerine,

31/5/1963 tarihli ve 244 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre,

Bakanlar Kurulu nca 27/4/2015 tarihinde kararlaştırılmıştır. ifadesi, aslında

hem süreci hem de anlaşmanın kendisini büyük ölçüde özetliyor.

Tugay seviyesinde olması beklenen Katar daki Türk askeri

üssünde kara, hava ve özel kuvvetler komutanlığından birliklerin yer alacağı da

ifade ediliyor. Aynı şekilde Katar da Türkiye ye askeri personel gönderebiliyor.

Askeri eğitim, savunma sanayi, ortak askeri tatbikat ve taraflar arasında

kuvvetlerin konuşlandırılması alanında işbirliğinin güçlendirilmesi için bir

mekanizmanın kurulması da öngörülüyor.

Türkiye-Katar özelinde, Türkiye nin Körfez deki askeri varlığını

ve bölgeye dönüşünü resmeden 19 maddelik anlaşma 10 yıllık bir süreyi kapsıyor.

Anlaşma, belirlenen süre dolduğunda, tarafların itirazı olmazsa birer yıl

süreyle kendiliğinden uzamaya devam edecek.

İlk anlaşma Suudi Arabistan ile imzalanmıştı!

Aslında bu anlaşma, Türkiye nin Körfez e yönelik güvenlik

merkezli attığı ilk adım değil. Birçok kimsenin gözünden kaçan, 2009 da

Türkiye-Suudi Arabistan arasında imzalanan güvenlik anlaşması, bu ve benzeri

anlaşmaların önünü açan tarihi nitelikte önemli bir anlaşma olarak karşımıza

çıkıyor.

1944 te ABD ile gizli bir güvenlik anlaşması imzalayan

Suudi Arabistan ın yıllar sonra benzer bir anlaşmayı sadece Türkiye ile

imzalamış olması, dikkatlerden kaçmaması gereken bir başka ayrıntıyı

oluşturuyor. 2009 a kadar sadece ABD diyen Suudi Arabistan ın Türkiye demesi ve

bu anlaşma ile çok boyutlu bir güvenliği-güvenceyi temin etmeye çalışmasında

BOP haritasının da etkili olduğunu söylemek sanırım çok da yanlış olmaz.

Dolayısıyla, ABD-Suudi Arabistan ekseninde kendisini

gösteren güven sorunu bölgede Türkiye nin de önünü açmış görünüyor. Suudi Prens

Bandar bin Sultan ile zirve yapan ilişkiler bu açıdan oldukça önemli.

Süreç her ne kadar Mısır daki askeri darbe ve Müslüman

Kardeşler dolayısıyla bir türbülanstan geçmiş olsa da, Mısır ın bölgede

güvenlik sağlayıcı bir aktör olamayacağının anlaşılmış olması, ibreyi tekrar

Türkiye ye çevirmiş görünüyor.

Türkiye-Körfez İttifakı ve İran

Bir diğer ifadeyle, Arap Dünyası nın ortak bir Arap

Ordusu oluşturamaması ve Mısır ın kendisinden beklenenleri çok daha uzun bir

süre veremeyecek olması, ABD nin İran politikasında kendileri açısından güven

vermeyen bir takım gelişmeler, Körfez ülkelerini böyle bir tercihe itmiş

görünüyor.

İran ın Arap Baharı sonrası derinleşen-genişleyen krizi

büyük ölçüde kendi lehine çevirmeye başlaması ve Irak-Suriye-Lübnan-Yemen

(hatta şu an için dondurulmuş bir kriz alanı olarak Bahreyn ve kısmen de olsa

Filistin) hattında attığı adımlar, bölgeyi derin bir endişe-korkuya itmiş

görünüyor.

Bu bağlamda, Yemen deki Husi ayaklanması başta Suudi

Arabistan ve Katar olmak üzere, bölge ülkeleri açısından en büyük iki tehdidi

ön plana çıkarmış durumda. Birincisi terör, ikincisi ise Şii faktörü ve arka

plandaki İran tehdidi. Ve bu ülkeler sınırlarına ne kadar duvar örseler de

bunun önüne geçemeyeceklerinin farkındalar.

Dolayısıyla, Basta Körfezi nin suları her geçen gün daha

da ısınıyor. Bu hususu irdelemeye devam edeceğiz...