Gündem

Türkiye kavruluyor... Muş'ta yaz ortasında soba yanıyor!

Türkiye'nin dört bir yanı kavurucu sıcaklara teslim olurken, Muş'taki 2 bin 645 rakımlı Kurtik Dağı yaylalarında konaklayan göçerler dondurucu soğuklar nedeniyle temmuz ortasında çadırlarında soba yakarak ısınıyor.

Loading...

Abone Ol

Yurdun büyük bölümünde termometreler rekor sıcaklıkları gösterirken, Doğu'nun zirvelerinde adeta kıştan kalma günler yaşanıyor. Kış aylarını Batman, Diyarbakır ve Mardin gibi daha ılıman illerde geçiren göçer aileler, umutla çıktıkları Muş yaylalarında dondurucu bir sürprizle karşılaştı.

ZİRVEDE TEMMUZ AYINDA KAR SÜRPRİZİ

Hayvanlarını otlatmak ve süt üretimini sürdürmek için 2 bin 645 metre rakımlı Kurtik Dağı eteklerine çadır kuran ailelerin zorlu yaşam mücadelesi görenleri şaşkına çeviriyor. Gündüzleri yer yer kar örtüsünün bulunduğu tepelerde sürülerini otlatan göçerlerin, gece sıfırın altına düşen hava sıcaklıkları yüzünden çadırlara kapanıp soba başında sabahladığı kaydedildi. Ekmek kapıları olan yaklaşık 1000 koyunluk sürüleriyle yollara düşen Aydın Çete, yaşadıkları o zorlu şartları şu sözlerle ifade etti:

"Kışın Diyarbakır tarafına, yazın ise Muş'taki Kurtik Dağı yaylalarına geliyoruz. Mesleğimiz bu. Yazın ortasındayız, temmuz ayındayız ama Kurtik Dağı'nda hala kar var. Hayvancılık ve besicilik yapıyoruz. İşimiz, gücümüz bu. Temmuz ayında olmamıza rağmen hava çok soğuk. Her gün yağmur yağıyor, çevremizdeki dağlarda kar var. Bu nedenle çocuklar çadırda üşümesin diye soba yakıyoruz."

DÖRT MEVSİMİ AYNI ANDA YAŞIYORLAR

Bölgedeki sert iklim şartları, sadece yetişkinleri değil çadırlarda yaşam savaşı veren çocukları da doğrudan etkiliyor. Yazın ortasında dolu ve sağanak yağışa teslim olan yaylada, mesleği sürdürmenin bedeli her geçen gün ağırlaşıyor. Tüm bu çetin doğa koşullarına rağmen ekmek teknelerine sımsıkı sarılan göçerlerden Uğur Yaldız'ın kararlılığı ise dikkatlerden kaçmadı. Yaldız, hayatta kalma kavgası uğruna verdikleri mücadeleyi şu sözlerle vurguladı:

"Yaz ortasında dört mevsimi yaşıyoruz. Temmuz ayındayız ancak etrafımız karla kaplı. Hala soba yakıyoruz. Hava çok soğuk. Dün de dolu ve yağmur yağdı. Zor koşullarda bu işi yapıyoruz ama her şeye rağmen hayvancılığı bırakmak istemiyoruz."

MİLLET KAVRULUYOR ONLAR TİTRİYOR

Batı ve güney illerinde vatandaşlar serinlemek için deniz kenarlarına akın ederken, göçerlerin dondurucu rüzgarla imtihanı adeta iki farklı Türkiye manzarasını tek kareye sığdırıyor. Yaylanın çetin fırtınalarına göğüs geren Nurullah Arslan'ın anlattıkları, bölgedeki trajikomik durumu tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Arslan, o derin tezatlığı şu çarpıcı cümleyle aktardı:

"Dün yağmur vardı, bugün rüzgar var. Hala çevremizdeki dağlarda kar bulunuyor. Temmuza girdik, millet sıcaklarda yanıyor ama biz akşamları soba yakıyoruz."