Türkiye-Irak yakınlaşması

Abone Ol

Suriye’deki kimyasal silahlarla ilgili kaygılar, İsrail açısından beklenenden daha öte bir anlam ifade ettiğinden, Suriye’nin potansiyel bir tehlike olmasını önlemek amacıyla yapılan hamle, ABD ve İsrail açısından büyük ölçüde amacına ulaşmış gözükmektedir.

ABD Başkanı Barack Obama’nın Esed’e yönelik operasyon ültimatomu, misal yerindeyse “tavşana kaç, tazıya tut” politikası ile özdeşleşen nitelikte olmuştur. Nitekim karmaşık çıkar ilişkilerin kol gezdiği Ortadoğu’da, Esed rejiminin elindeki mevcut kitle imha silahlarını teslimiyle birlikte, Suriye’de arzulanan değişimin artık daha büyük ölçekli olma ihtimali de ortadan kalkmış gibidir. ABD’nin bu noktadan sonra, Suriye’ye karşı sertleşme politikası içerisine girmesi artık bu noktadan sonra daha zor gözükmektedir.

Türkiye’nin seçim menziline girdiği bir dönemde, Suriye konusundaki çözümde en büyük engel olarak gördüğü Esed, yalnızlığa itilmişliğini, kimyasal silahları tesliminden sonra, eline geçirdiği bu fırsattan en iyi şekilde nasıl faydalanabileceğinin ince hesaplarını yapmaktadır. Esed’in genel af ilan etmesi ve başbakan yardımcısını görevden uzaklaştırması bunun en bariz işaretleridir.

Suriye konusundaki süreç hızla ilerlerken, burada en dikkat çeken olay; Başbakan Erdoğan’ın ani bir kararla Irak Başbakanı Nuri Kemal el Maliki’yi Ankara’ya davet etmesi olmuştur. Ankara-Bağdat yakınlaşmasından sonra, Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari ve Irak Meclis Başkanı’nın Türkiye’yi ziyaret etmesi ve akabinde Başbakan Necirvan Barzani’nin Türkiye ziyareti anlam yüklüdür.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Bağdat ziyareti öncesinde meydana gelen bu ani gelişmeler pek tesadüfî olmasa gerek. 2006–2008 yılları arasında Irak’ta yaşanan büyük boyutlardaki şiddet olaylarından sonra, bu yıl içerisinde olayların yeniden büyük çapta tırmanışa geçmesi ve yaklaşık yedi bin kişinin hayatını kaybetmesi düşündürücüdür. Bunu Suriye’deki gruplarla ilintilemeye çalışan Maliki, bu yolla ABD’nin desteğini almaya çalışmaktadır.     

Washington’da ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden ve Savunma Bakanı Chuck Hagel ile bir dizi temaslarda bulunan Irak Başbakanı Maliki, İran ve Suriye rejimleriyle olan yakın ilişkileri dikkate alınarak kendisine İran ve Suriye konusunda yeni diplomatik roller biçilmeye çalışılmaktadır.     

Irak Stratejik Çalışmalar Enstitüsü’nden Remzi Mardini’nin, Maliki’nin Washington ziyareti öncesi yaptığı açıklamalar da bunu doğrular niteliktedir. Irak’ta Nisan ayında yapılacak olan seçimlerde Maliki’nin Irak içerisinde güç kazanabilmesi Washington-Tahran arasındaki nükleer sorunun çözümü konusundaki tutumuna bağlıdır.

Bu arada Erdoğan-Maliki yakınlaşması da, Amerika’nın İran konusundaki elini güçlendirmeye yönelik yeni bir hamle olsa gerek. Suriye konusunda, Türkiye, ABD ve İsrail arasındaki müphem soru ve ünlem işaretleri bırakan ilişkiler zinciri ortada dururken, Batı’nın dominas (despot) idarecileri, BOP çerçevesinde Türkiye’ye Irak üzerinden yeni bir misyon yüklemeye çalışmaktadır.

Bölgemizdeki son konjonktürel gelişmeler karşısında, kalıcı çözümler yerine, Batı dayatmalı çözümlere cevaz veren bir anlayış, masa başı oyunlara göre planlanan gelişmeler ışığında, Ortadoğu’da belirsizliklere yol açabilecek olan Türkiye’nin yeni politik seyrini tayin etmeye çalışmaktadır.