Ankara ara ara kara direnirken, kuşların çırpınışına tanıklık ediyorsunuz. İçiniz acıyor. Mevsim gelgitleri sizi hastalığın pençesine taşırken, aslında hastalığın ölümün numunesi olduğunu görüyorsunuz… Yine de günlük telaşta kaybolup gidiyorsunuz.
Sokaklarda konuşulanlarla, devletin yukarısında konuşulanlar aynı değil… Dolar aldı başını gidiyor. Toplumda bir ürküntü hali hâkim… Yarına ait endişeler bir türlü giderilemiyor.
Kış bütün kasvetiyle üstümüze abanıyor.
Kışın olumsuzluklarına karşı hazırlığımız ne durumda?
Dışarısı... İçerisi... Dün de bizi zayıflatmak için çalışmışlar, çabalamışlardı. Kuşatma bugüne ait özellik değil… 28 Şubat post modern darbesi kuşatma değil miydi?
Sayın Erbakan’ın başbakanlığına içerde ve dışarıda tahammül etmeyenler ittifak etmediler mi?
74 Kıbrıs harekâtında, Amerika’nın ambargosunu nasıl izah edeceğiz?
Halen, avrupanın insanlarımıza koyduğu kota… Bize bakış açısı, Amerika’nın ikiyüzlü siyaseti yeni zuhur etmiş değil… Hep vardı. Peki, bütün bu zorluklar ve kuşatmalar için biz ne yaptık ne yapmaktayız?
Sokaktaki insanın telaşı ve beklentisi, günü kurtarmak, yarına umutla bakmaktır. Akşam eve vardığında, çocuklarına, ev ahalisine mahcup bakmak için didinen babalar, anneler, güneşin sıcaklığını hissetmek istiyorlar.
Peki, güneş cömert mi? Bulutlar, bize güneşi gösteriyorlar mı? Korkulardan azade, iyiliği çoğaltma, kötülüğü nehyetme amelyesi işliyor mu?
Her devrin şakşakçıları, adamları ön saflarda yer tutarlarsa, istikamet şaşı olur.
Türkiye’nin her hal ve şartta doğruları söyleyen muhalefete ihtiyacı var… Elbet, kırıp dökmeden, huzursuzluğu büyütmeden, rahmani bir hal ile…
Uzaktan resme baktığımızda, içerden ve dışarıdan işbirliği yapmış eller, bizi küçültmek peşindeler. Bizi birbirimizle hasım yapmak emelindeler.
İçerde korku ve endişeyi çoğaltmak amaçları… Bu amaca ulaşmak için her türlü yolu denemekteler. Bu yeni bir vaka, yeni bir sonuç değildir.
Başkanlıktı, yarıbaşkanlıktı… Partili cumhurbaşkanı, partisiz cumhurbaşkanı olur mu olmaz mı tartışmaları arasında, ışığımız sönüyor, ışığımız… Görmüyor muyuz?
Toplumda telafisi güç kırılmalar yaşanıyor.
Bir sistem değişikliğini dahi doğru dürüst konuşamıyor, tartışamıyoruz. Hep karşı duruşlar siyah ve beyaz… Ara yol, farklı bakmak, uzlaşmak, orta yolu bulmak, doğrularda ittifak etmek geleneğimiz yok.
Evet, kış bu sene biraz daha acımasız. Kış kışlığını yapacak da, biz ne yaptık?
Özgürlükler ne âlemde?
Kendini Amerika’ya satmış Fetö belası, elbet birçok kırılmalar yaşattı ülkemize. kendilerini kamufle eden, dindar diye sunan bir kesim, Amerika ile işbirliği yaparak, ülke yönetimine el koymak istedi.
Bu vehameti yaşadık.
Dersler çıkarmak insana özgü bir haldir… Ders almak erdemli bir sondur. Yanılmak, yanıltmak insanca, insani bir haslet… Hoş olmasa da… Ama, deliklerden mütemadiyen ısırılmak Müslümanca değil…
Kuşatmaya karşı tedbirimiz nedir? Daha çok sevgi, daha çok birlik, beraberlik, adalet... Özgürlük… Allaha yakınlık…