Türkiye Hassas Bir Dönemeçte

Abone Ol

IŞİD saldırıları bahane edilerek başlayan olaylar devam ediyor. İşin temelinde, küresel güçlerin dünya hâkimiyeti hesabı olduğu açık! En son ABD’nin hem IŞİD’e, hem de PKK’nin Suriye uzantısı PYD’ye silâh yardımı yaptığı ortaya çıktı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’nin özellikle PYD’ye yaptığı silâh yardımından duyduğu rahatsızlığı şöyle ifade etti: “ABD Türkiye’ye rağmen bunu yaptı.”

Dış politika duygusallığı kaldırmaz. Dostluk, ortaklık, vefakârlık gibi değerlerin pratiği yoktur. Dış politika ülkelerin karşılıklı menfaati temelinde yürür. Bu işte tarafların manevraları çok önemlidir. Cumhurbaşkanı’nın dış politika ile ilgili sözleri güzel. Güzel olmayan, bu sözler ışığında durduğu yeri belirleyememesidir. Meselâ; Cumhurbaşkanı, “Artık ben, ABD’nin dünya hâkimiyetini amaçlayan BOP’un Eşbaşkanı değilim” diyebilmelidir.

Türkiye ne yapacağını çok iyi bilmelidir. Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, 13. 11. 2014’te yapılan Trabzon İl Kongresi’nde, “1914’te paramparça ettikleri, cetvellerle çizdikleri İslâm dünyasının haritasını, şimdi ABD öncülüğünde silâhla, süngüyle çizmek (BOP) istiyorlar” diyerek Hükümet’e sordu:

“-Söyle bana, orada bağımsız bir devlet mi kurmak istiyorsun, ne yapmak istiyorsun arkadaş, şunu söyle! Dilimiz varmıyor ama bu açılım politikası ya büyük çatışmalara yol açacak, ya da Türkiye bölünecektir.”

Artık, emperyalizmin plânlarını iyi ezberledik. 1. Dünya Savaşı öncesi İttihat ve Terakki’yi kurdular. Savaşı başlattılar. Osmanlı tarafsız kalmasına rağmen, onu da savaşın içine çektiler. Sonunda olanları biliyorsunuz.

2001’de Irak’a işgalin gerekçesi olarak İkiz Kuleler’i vurdular. Suçu güçlü gösterdikleri el-Kaide’ye yüklediler. Özgürlük getirmek bahanesiyle Irak’ı işgal ettiler.

Şimdi IŞİD’i bahane ediyor, “Dünya IŞİD’le savaşıyor” diyerek IŞİD’i çok güçlü gösteriyorlar. ABD’nin öncülüğünde 60 ülke ile koalisyon oluşturdular. Yine tehlikeli bir sonucun ortaya çıkacağı açık! Türkiye bunu bilerek her türlü gelişmeye hazır olmalıdır.

Dış müdahalelere dikkat!

 

Millî irade çok önemlidir. Türkiye ile ilgili kararları mutlaka Türkiye’nin yöneticileri vermelidir. Dış müdahalelere fırsat verilmemeli, yönlendirmeler konusunda dikkatli olunmalıdır. Doğu ve Güneydoğu’da ajanlar cirit atıyor. Misyonerler, yabancı kaynaklı yardım kuruluşları ve gazeteciler iyi izlenmelidir.

Gaziantep en çok mülteci barındıran şehrimiz. Antep halkı, “Türk, Kürt, Araplar arasında hiçbir sorunumuz yok. Batılılar araziye hâkim. Olaylar, Batı burada olduğu için çıkıyor” diyor. Bölge her an provoke edilmeye elverişli. Türkiye dış müdahalelere izin vermemeli. Süreci iyi yönetmek buna bağlı.

ABD ve Batı ülkeleri her fırsatta Türkiye’nin sırtını sıvazlıyorlar. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Marie Harf şunları söylüyor: “Türkiye işgalin değerli bir parçasıdır. Peşmergelerin Ayn’el Arab’a gitmesine izin vermesi, işgal güçlerini desteklemesi önemli bir katkıdır. Türkiye önemli şeyler yapıyor.” ABD’nin Türkiye ile işbirliğinden memnun olması hiç de hayra alâmet değil.

Sayın Kamalak İzmir İl Kongresi’nde de önemli açıklamalar yaptı. Irak ve Suriye gibi ülkelere asker göndermeye izin veren tezkereyi çıkaran milletvekillerine şöyle sordu: “Ülkemize gelecek o yabancı askerler 1. Dünya Savaşı’nda ülkemizi işgal edenler değil mi Çanakkale’de vatan evlâtlarını şehit edenler değil mi Bizi kime karşı koruyacaklar IŞİD’e karşı. Kahraman TSK, Türkiye’yi IŞİD gibi bir terör örgütüne karşı koruyacak güçte değil, öyle mi Bunu TSK’ye hakaret olarak kabul ederim.”

Kısaca, Türkiye çok hassas bir dönemeçten geçmektedir. Bütün bu engelleri de ancak kendi irade ve gücümüzle aşabiliriz. Geçmişte böyle oldu, bugün de aynı güç ve iradeye sahibiz. Yabancı müdahaleye dikkat!

***

Bir Millî Görüş Sevdalısı 

Millî Görüş erlerinden Malatyalı İsmail Karakuzu Bey’in vefatını teessürle öğrendim. Onu, 1976-1980 yılları arasındaki öğretmenlik görevim sırasında tanıdım. Tabiî bir insandı. Kibir, gurur nedir bilmezdi. Millî Görüş sevdalısıydı. Erbakan Hoca’yı lider kabul etmişti.

Medyanın önemini iyi kavramıştı. Uzun süre Millî Gazete’nin “Görüşler” sayfasında yazıları yayınlandı. Vakit gazetesi ve mahalli gazetelerde de yazılar yazdı. Herkesin işlediği konulardan çok, kimsenin girmediği meseleleri yazmaktan hoşlanırdı. Çok kere bunlar netameli konular olurdu. En son yazılarından birinde harf devriminin halk üzerinde meydana getirdiği erozyonu anlatıyordu.

İsmail Karakuzu Ağabey’i en son 4-5 sene kadar önce bir Malatya programım sırasında ziyaret etmiştim. Söğütlü Camii’nin yanında Hac ve Umre Bürosu açmıştı. Burayı, ticarî olmaktan çok, dostlarıyla muhabbet etme yeri olarak kullanıyordu. Sohbetlerinin genel konusu Millî Görüş davası üzerineydi. Yaşı bile onun heyecanını yok edememişti. Hâlâ dava sadakat ve vefakârlığı, heyecan ve kalenderliğinden bir şey kaybetmemişti.

Yakın dostlarından Halil Ayhan onun hakkında, “Kelimelerle anlatılmaz muhteşem bir gönül eriydi. Konuşması ile 7’den 70’e herkesi büyülerdi” derken; Hilmi Keyhıdır da, “Doğru bildiğinden şaşmayan, Hakk’ın yolundan ayrılmayan, Kitap ve sünnete uymakta titizlik gösteren sabır ve hoşgörü timsali bir insandı” değerlendirmesini yapar.

Ben onu hep iyi, güzel ve örnek vasıflarıyla tanıdım. Sevdim. Allah’ım onun günahlarını bağışla, büyük dereceler ihsan et!

22. 10. 2014 günü 69 yaşında Hakk’a yürüyen kadim dostum İsmail Karakuzu Bey’e Allah’tan rahmet diliyor; akraba, dost ve sevenlerine, Millî Görüş camiasına taziyelerimi sunuyorum.