BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM;
ÇEVRENİZE, toplum hayatımıza şöyle bir bakın! Hemen her
alanda yabancı kültür işgaliyle karşı karşıya olduğumuzu göreceksiniz. Okul
müfredatlarından AVM lere; medya kuruluşlarından sosyal hayata kadar her alanda
Batı kültürünün kuşatması altındayız. Bize özgü ne kaldı sorusunun cevabını
araştırmaya çalışınız!
Kendisini toplumuna karşı sorumlu hisseden aydınlar
feryat ediyor. Duyan kim Sorumlular galaksilerde dolaştıkları için
etraflarında olup bitenlerden haberleri yok.(!) Şovlar, nutuklar, restleşmeler,
kendilerinden büyük kimsenin olmadığı (!) kuruntuları, her şeyi ben bilirim,
havaları Bir curcuna ki, sormayın gitsin!
Prof. Dr. Yusuf Kaplan, Diyanet TV deki bir programında
(18. 2. 2016), Gençlik elden gidiyor; toplumsal doku çözülüyor; Türkiye de kültürde
yokuz diyordu. Yöneticileri ise şöyle uyardı: Önümüzdeki on yılda, kültür,
eğitim, sanat ve medyada kendi medeniyet dinamiklerimiz doğrultusunda devrim
yapamazsak yok olmaktan kurtulamayız. (Yeni Şafak, 25. 12 2015)
Çok kıymetli sorumlularımız büyüklüklerini (!) biraz da
kültürel alanda gösterseler ne kadar iyi olur! Çünkü maruz kaldığımız kültürel
sömürü terör tehlikesinden daha hafif değildir.
Ahmet Kabaklı, Kültür Emperyalizmi adlı eserinde en
tehlikeli sömürünün bu alanda yaşandığını söyler. Kültür emperyalizmi nin tam
anlamıyla manevi sömürgecilik olduğunu belirterek bunu şöyle tanımlar: Bir
milletin zihnini, beynini, duygularını, ahlâkını, yaşayışını iptal etmesi,
kendine benzemez hale getirmesidir.
SÖMÜRÜ KÜLTÜREL
ALANDA
İngilizlerin hasta adam dedikleri Osmanlı, tarih
sahnesinden çekilirken Batılılara dünya durdukça unutamayacakları iki büyük
hezimet yaşattı: Çanakkale ve Kut Zaferleri.
Şımarık İngilizler, sömürmek ve Çanakkale nin rövanşını
almak için Mezopotamya ya yöneldiler. Kut ül Amâre de ordularını
konuşlandırdılar. Nurettin ve Halil Paşalar İngiliz ordusunu kuşattı. 4 aylık mücadele sonunda İngilizler perişan
oldu. 40 bin askerleri çöllerde telef oldu. 29 Nisan 1916 da general, subay ve
askerleriyle birlikte teslim olmak zorunda kaldılar. Bu ümmetin -İngilizlerin
deyimiyle- hasta sı (!) bile böyle büyük zafer kazanırsa, bugünkü
sorumluluğumuzu siz düşününüz! O manevi dinamizmi yeniden kazanmak zorundayız!
Batılılar, özellikle bu hezimetlerden sonra, Müslümanlar
ümmet birliğini korudukça, onları savaş meydanlarında yenemeyeceklerini çok iyi
anladılar. Tahribatı daha yüksek olan kültür emperyalizmi yöntemine
başvurdular. Siyonistler, 9. 5. 1856 da yaptıkları toplantıda 27 maddelik
protokol ü uygulamaya koydular. Bu protokollerin asıl hedefi Müslümanlardı:
Aile hayatını yıkın. Gelecek nesilleri ahlaka aykırı yollarla ifsat edin. Bu
yüzden, kültür emperyalizminin perde arkasındaki gizli gücü Siyonizm dir.
Emperyalist güçler, TV, sinema, gazete gibi kitle
iletişim araçlarını bu amaçla kullanıyorlar. ABD deki bütün haber kaynakları şu üç şirketin elindedir: ABC, CBS,
NBC. Siyonistler üçünün de yönetim kurullarına hâkim durumdadırlar. Haberler bu
merkezlerden ulusal ve uluslararası 12 bin TV, radyo ve gazeteye servis
edilmektedir.
İSLAM YAŞANIRSA!..
MÜSLÜMAN, Allah ın indirdiklerine teslim olan insandır.
İman en büyük hazinedir. Allah bize, İslam dan başka bir dine (yola) giren
kimsenin bu yaptığının kabul edilmeyeceğini (Al-i İmrân, 85) bildirir. Allah
Resulü (sav) de, Kim bir kavme benzerse o da onlardandır (Tirmizi, Ebu
Davut); Mü min olduktan sonra, İslam ın dışındaki bir hayatı arzu eden kimse
Allah ın gazabını hak eder (Mişkât ül Mesâbih) buyurur. Biz, din olarak
İslam ı seçtik. Bize düşen Müslümanca yaşamaktır.
İfsat odaklarının büyük imkânlarıyla sistemli bir çalışma
içinde olduklarını biliyoruz. Hepimiz yaptığımız işin hakkını vermeliyiz.
Güçlerimizi birleştirmeli; hedefimizi gözetmeliyiz.
Fert ve toplum olarak İslam ı yaşamalı, diğer insanlara
örnek olmalıyız. İnsanlığı saadet ve huzura ulaştıracak dosdoğru bir yolun
mensubuyuz. Hepimizin üzerinde mukaddes emanetin manevi sorumluluğu var.
İlimde, siyasette, eğitimde, medyada, ticari hayatta çok
güçlü olmalıyız. İnancımız fert, aile ve toplum hayatına hâkim olmalı. Kültür
emperyalizminin en etkili ilacı, Müslümanların İslam ı yaşanılan bir din haline
getirmesidir.
Erbakan Hoca, ifsatçıların kurduğu sömürü tezgâhının
İslam dünyasını hedef aldığını fark etti. 42 yıllık siyasi hayatını
emperyalizmle mücadeleye adadı. Türkiye, İslam âlemi, hatta dünyayı uyardı.
Hoca nın kazandırdıklarının devam ettirilmesi ve hedefine ulaştırılması, başta
Milli Görüşçüler olmak üzere hepimizin görevidir.
Yabancı unsurlardan kurtulmadıkça, insanlığın huzur ve
barışı yolunda bir mesafe alamayız. Kültür emperyalizminin oluşturduğu manevi
tahribatı; hakkı üstün tutan, milli, yerli ve değerlerimizi önceleyen Milli
Görüş ümüzle tamir edebiliriz.