Türkçenin yazılmasında İslam-Kur an alfabesi Latin
alfabesinden daha faydalı ve üstündür.
Bazıları ama Latin alfabesi ile okuyup yazmak daha kolay
diyeceklerdir.
Sadece kolay olmak bir şey ifade etmez.
Kolay alfabelerle, okunduğu gibi yazılan, yazıldığı gibi
okunan lisan; toplumu, çocukları, gençleri, halkı geri bırakır, onlarda zihin
tembelliğine yol açar, edebî ve sosyal kültürü durgunlaştırır.
Örnekler: Japonların ilerlemesinin, başarmasının
sırlarından biri kendi o çok zor, o çok çetrefil, o öğrenilmesi ve öğretilmesi
çok meşakkatli yazılarındandır. Onlar, bizim gibi Latin alfabesini almış
olsalardı, uzak doğunun hasta ülkesi olurlardı.
Çin de öyledir. Çinliler niçin Latin alfabesine geçmiyor
Çinliler, o gerçekten çok zor ve karışık yazılarıyla niçin ve nasıl bu kadar
ilerliyor
İngiliz dili Latin yazısıyla yazılıyor ama imlası
karmakarışıktır. Lastik yazıyorlar, kauçuk okuyorlar.
Bizim Latincilerin bir kısmı sırılsıklam Yahudi aşığıdır.
Bu filosemitler İsrailin niçin Latin harflerini benimsemediğini, kendi millî
İbranî yazısını ısrarla kullandığını bize nasıl izah edecekler
1928 deki alfabe devrimi Türkiye kültürünün belini
kırmıştır.
Dönmeler, Kriptolar bu devrimi benimseyebilir ama
Müslüman çoğunluk, Türk unsuru, Türkleşmişler asla beğenemez ve benimseyemez.
Türkiye bir cihan devleti olmak istiyorsa millî yazıya ve
zengin lisana, Fuzulîye dönmelidir.
Zenginlik parayla ölçülmez. Zengin lisanı olmayan bir
ülkenin maddî zenginliğinin fazla kıymeti olmaz.
İslam dünyasının yazısı İslam ve Kur an yazısıdır.
Bu yazı tarihî ve kültürel devamlılığın, hürriyetin,
izzetin, haysiyetin sembolüdür.
Latin yazısı yabancılaşma, kopukluk yazısıdır.
İleride, Latin yazısının yasaklanmaması şartıyla millî
yazıya dönülmesi taraftarıyım.
Latin yazısı acı ve mâkus bir realitedir.
Kur an yazısı bin yıldan fazla Türk yazısı olmuştur ama
Latin-Frenk yazısı Türk yazısı değildir.
Türkiyede İslam yazısı, Latin yazısı, Kril yazısı
bilinsin, öğrenilsin, kullanılsın ama Osmanlıca yasak olmasın, öncelikle ona
ağırlık verilsin.
Sırılsıklam Yahudi aşığı Latincilere sesleniyorum:
Yahudiler İbraniceyi Latin harfleriyle yazıncaya kadar çenenizi kapatınız.
İbnaniceyi Latin alfabesiyle yazsalar bile, yine susunuz.
Olan olmuştur ama bundan sonra elbirliği ile millî yazı konusundaki
kopukluğu giderelim, millî yazımıza dönelim.
Kur an ve Latin yazısının yasaklanması bir kültür terörü,
Mao nun Çin de yaptığı gibi çılgınca bir devrimdir.
Yükselmek, medenileşmek, ülkeler yarışında ön safta
koşmak istiyorsak 1920 lerin zengin Türkçesine dönmek zorundayız.
Uyduruk arı duru sade suya tirit Türkçe ile ilerleme
olmaz.
Asıl Türkçe, konuşulmayan yazılan edebî Türkçedir. Bu
Türkçede 500 binden fazla kelime kavram terim bulunmaktadır.
Günlük hayatımızda üç beş yüz kelime konuşabiliriz ama
okullarımızda (İngilterede olduğu gibi) en az yetmiş bin kelimelik Türkçe ile
eğitim vermeli, zengin Türkçeyi öğretmeliyiz. (Şu anda okullardaki eğitim
Türkçesi dokuz binlik bir Türkçeymiş )
Zengin ve engin Türkçe elden giderse Türkiye elden gider.
Latin yazısı sömürge yazısıdır.
Latin yazısı, emperyalist kültür yazısıdır. Kültür yazısı
bile değildir, millî ve islamî açıdan bir anti-kültür yazısıdır.
Medenî olmak isteyen her Müslüman ana dilini İslam-Kur an
yazısı yazıp okuyabilmelidir.
Bu konuda Yahudi-severlerin, Dönmelerin,
benzetilmişlerin, aliene olmuşların itirazlarına kulak asılmamalıdır.
Müslümanların, bilhassa lise ve üniversite gençlerinin
milyonlarcasının bir iki yıl içinde Osmanlıca öğrenmesi şarttır.
MEB in açmış olduğu ücretsiz kurslara katılarak kısa
zamanda Osmanlıca öğrenilmesini hararetle tavsiye ederim.
Müslümanlar en kısa zamanda önce haftalık sonra günlük
bir Osmanlıca gazete yayınlamalıdır. Bu gazete bir cemaat, tarikat, hizip,
fırka, grup, parça gazetesi olmamalıdır.
Müslümanlar Osmanlıca aylık bir dergi=mecmua
yayınlamalıdır. Bu dergi o kadar güzel ve faydalı olmalıdır ki, herkes almak
okumak için can atmalıdır.
Müslümanlar Osmanlıca kitap yayınına başlamalıdır.
Eğitim, kültür, medeniyet, edebiyat, tarih, sanat,
araştırma, alfabe konularıyla ilgilenmeyip; durup dinlenmeden dedikodu,
polemik, magazin, siyaset ile uğraşan bir toplum iflah olmaz, necat ve felah
bulmaz, yükselmez.
Faydasız gevezelikleri ve zevzeklikleri bırakalım, ciddî
konularla meşgul olalım.
Çok zor, çok çetrefil, öğretilmesi ve öğrenilmesi çok
zahmetli, karmakarışık, eciş bücüş millî yazılarıyla ilimlerde, fenlerde,
sanatta, sanayide, kültürde harikalar meydana getiren, en zor şartlar ve
imkansızlıklar içinde dünyanın üçüncü ülkesi olan Japonyadan ibret alalım, ders
alalım.
Dönmelerin bizi geri bırakan şeytanî sahte kurtuluş
reçetelerini reddedelim.
Yakın tarihimizdeki kopuklukları giderelim ve tarihî
devamlılığa dönelim.
Dünyaya bakalım: İnsanlık aleminde şapka giyen, şapkayı
medeniyet ve ilericilik unsuru olarak gören, şapka giyerek yüceleceğini sanan
bir millet ve toplum var mı
Kendimize gelmezsek, kendimize dönmezsek, yabancılaşmayı
durdurmazsak kurtulamayız ve yükselemeyiz.
10.05.2015